Kıbrıs defteri...

21 Temmuz 2021 Çarşamba

Erdoğan’ın KKTC’ye gidip nasıl bir müjde vereceği günlerdir merak konusuydu. Saray medyası, tam bilgi alamadığı ya da o görev verildiği için olasılıklar sıraladı.

Bunların başında Kıbrıs’ta iki devletli bir sürece geçiş geliyordu. Azerbaycan’ın KKTC’yi tanıma olasılığı da fena müjde sayılmazdı. 

Barış Harekâtı’nın 47. yılında müjdenin külliye, parlamento binası ve millet bahçesi olduğunu açıkladı.

Doğrusu bu kadar içi boş müjde beklemiyorduk. En azından AB’ye ya kafa tutan ya çanak tutan, tartışmalı sözlerle gündemi bir süre de olsa meşgul edecek bir konuşma bekliyorduk.

Demek ki Saray’ın da ufku külliyenin duvarları kadar daralmış. 

Müjdenin içi boş çıkınca iktidar medyası bu kez şifreleri çözmeye koyuldu. Erdoğan külliye ile demek istiyormuş ki burada bağımsız bir devlet olabilir.

Erdoğan ve medyası Kıbrıs politikasını özümsemiş olsaydı, o devletin temellerinin 47. yıl önce atılmış olduğunu biliyor olurdu.

***

İktidarın geçmiş zaman defterleri açılınca en büyük zikzakların Kıbrıs üzerinde olduğu görülecektir. Erdoğan, AB’nin kendisine meşruiyet sağlaması uğruna Aralık 2002’den başlayarak Kıbrıs’la ilgili mevcut koşullar içinde verilebilecek her türlü ödünü verdi. KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı dışlamak pahasına önüne konan her metnin altına imza attı. Erdoğan’ın 2004’te Rum kesiminin AB’ye tam üyeliği sürecinde sık kullandığı sözlerden biri şuydu:

40 yıllık politikalarla bu iş çözülmez!

Aradan 40 yılın yarısı kadar zaman geçti ve Erdoğan 40 yıllık politikalara geri döndü. Ya da dönmüş görünmek zorunda kaldı.

Aynı dönemde BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın adını taşıyan plan da ayrıntıları Annan tarafından doldurulacak belirsizliklerle doluydu. KKTC’nin kuruluşunda emeği geçenler plana hayır dedi. Ancak AKP bütün gücüyle evet denmesi için bastırdı. Buna karşın yüzde 35 hayır çıktı. Rumlar kabul etmediği için plan çöktü. Erdoğan önceki gün buna da bir nebze girdi, kendisinin sözünü tutan taraf olduğunu söyledi. Asıl şifreler buralarda görünüyor. 

Girit ve Kıbrıs, Akdeniz’in demir kapılarıdır. Doğu Akdeniz gaz politikalarında bunun önemi daha iyi anlaşıldı. 2004’lerden başlayarak ABD, İsrail, Mısır, Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi’ni de yanına alıp Doğu Akdeniz’in gaz yatakları için girişimlerde bulunurken AKP, Denktaş’a haddini bildirmekte meşguldü.

2020’li yıllar yaklaşırken gördüler ki gazı alan Akdeniz’i geçmiş. Ondan sonra gemi gezdirmeye başladılar.

AKP, düzgün bir Kıbrıs politikası uygulayabilseydi, Türkiye’nin uluslararası ilişkileri yalnızlıklardan ve yanlışlıklardan öte rayına oturmuş olurdu. AB ile de daha sağlıklı yol alınırdı. Gelinen noktada AKP, Rum kesiminin AB’ye pürüzsüz gitmesini sağladı. Devamında da sadece Yunanistan değil, Kıbrıs konularını da AB’nin parçası haline getirdi.

***

AKP’nin Kıbrıs defterinin tümünü açmaya sütun yetmez. Burada keselim, madalyonun öteki yüzüne geçelim.

Öyle anlaşılıyor ki iktidar, Kıbrıs’ı tümüyle kendine benzetmek için yeni bir hamleye hazırlanıyor. 19 yıldır bunu çok denedi. Cemaatlerden girdi, mafyadan çıktı. En son Sedat Peker’in 2 Mayıs’ta başlayan açıklamalar zincirinde pek çok halka Kıbrıs’tan geçiyordu. 

Şimdi külliye, parlamento, millet bahçesi üçgeniyle bunu müjdelediler. 

Büyük devlet olmanın yolu büyük binalardan geçmiyor. 

Yüksek sesle konuşan büyük laf ettiğini sanırmış.

Külliye deyince nedense aklımıza ilk “külliyen” geliyor...

Devamı da herkesin ilk aklına gelen gibi:

Külliyen müjde... 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Türkiye tükeniyor! 1 Ağustos 2021