Özgürlüğün Bedeli...

15 Temmuz 2014 Salı

Hint mitolojisinde okuduğumu sanıyorum; “Dile benden ne dilersen” diye başlıyordu. Mitolojinin kahramanı da “özgür bir akıl” diliyordu. Kahramanımız o özgür aklıyla, doğruya doğru yanlışa yanlış diyordu. Aklına yatmayan şeyi kabul etmiyordu. Dahası, akıl yürütüyordu. Ülkeyi yönetenlerin aldığı vergilerin nereye gittiğini bilmek istiyordu. Cahil bırakılan kesimleri dinliyor, çözüm arıyordu...
Dönemin egemenleri önce kendisini uyarıyor. Aklını bu tür şeylere yormaması gerektiğini söylüyorlar. Eğer krala danışman olursa ne kadar varlıklı yaşayacağını anlatıyorlar. O da, “O zaman ben aklımı özgürce kullanamam ki” diyor. Bunlar çare olmayınca... Bizim kahramanın başına gelmeyen kalmıyor. Çok şeyini kaybediyor. Başı dertten kurtulmuyor...
Sonunda dileğini yerine getiren ulu kişiye gidip “Akıl özgürlüğümü iade etmek istiyorum. Meğer bu ne kadar pahalı bir şeymiş, bedeli ne kadar yüksekmiş” diyor...

***

Evet özgürlük bedeli olan bir şeydir. Paha biçilmeyecek kadar pahalıdır. Zaten paha biçildi mi, özgürlük elden gitti demektir.
Cumhuriyet gazetesi 90 yıldır yayın özgürlüğünü hiçbir zaman egemenlere teslim etmeden, kendi yayın çizgisi doğrultusunda, doğru bildiğini yazmaya, okura aktarmaya devam ediyor.
Bunun da bedelini en ağır biçimde ödüyor.
Cumhuriyet kadar yazarları öldürülen, hapse atılan, değişik yöntemlerle baskı altına alınmak istenen başka bir gazete yok. Hem terör örgütlerinin hedefi haline gelen hem de egemenlerce düzmece davalarla terör merkezi ilan edilmek istenen başka bir gazete yok.
Gazetenin bütün kimliği tek tek çalışanlarında vücut bulduğu için onlar da gazeteye yönelik saldırıların hedefi haline geliyorlar. Bu saldırılar hem gazeteyi hem okurlarını yıldırmaya ve fikir gücünü erozyona uğratmaya yönelik. Sadece anmalarda değil, pek çok konu tartışılırken kaybettiğimiz yazarlar güncelleşiverir. Bugünlerde İslam ülkeleriyle ilişkilerimiz, Türkiye’nin onlardan farkı konuşulurken Prof. Ahmet Taner Kışlalı’yı bir kez daha anımsıyoruz. 90’lı yılların ortasında Tunus’a gitmiş, gözlemlerini paylaşırken, “Bu ülkelere toptan bir blok gibi bakmak hata olur. İçlerinde modernleşmeyi arayan, Atatürk’ü anlamaya çalışan da var” demişti. Bugün hayatta olsaydı güncel tartışmalara ne güzel bir renk katardı... Benzer geziyi aynı yıllarda Prof. Mümtaz Soysal yapmıştı. Onu da bugün sütunundan alzheimer ayırdı.

***

Cumhuriyet Vakfı toplantısında gazetenin satış fiyatını 1 liradan 1.5 liraya çıkarma tartışması yaparken masanın üzerinde t-onlarca hesap vardı. Sağ olsun Maliye denetçileri yılın 8 ayı gazetede olduğu için gelir-gider hesapları sadece bizim masamızda da değil!
3 aydır süren bu iç değerlendirmede bir yanda yoğunlaşan gündem ortasında okura ufuk açıcı bilgiler, haberler, diziler sunma telaşı bir yanda da soğuk yüzlü rakamlar vardı. Sırtını hükümete ya da gazetecilik dışındaki gelir kaynaklarına dayamadan sadece okura dayanarak özgür kalmanın dengesini kurmak gerekiyordu. Elbet çalışanlar da gazetenin tiraj ve gelir olarak büyümesine koşut payını almalıydı.
Bütün hesaplarımız ortada... “Cumhuriyet’in yayım masraflarından arta kalan gelirinin yüzde 70’i çalışanlara pay edilir, yüzde 30’u altyapıya harcanır” diye bir sözleşme yürürlüğe koysak yeridir. Yaşama geçen de zaten bu.
Okura çok mu yüklenmiş oluruz diye de tartıştık...
Çalışanlarının ağır bedeller ödediği bir ortamda okurlarının böyle bir maddi bedeli, özgürlük için ağır bulmayacağını düşündük.
“Cumhuriyet satılıyor mu” diye sorduklarında şu yanıtı verebilmek ne büyük özgürlük:
- Evet satılıyor, her bayide 1.5 lira. Bulamazsanız haber verin!  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Türkiye tükeniyor! 1 Ağustos 2021
Tayyiban... 25 Temmuz 2021