‘Soğuk Barış’ın sonu mu?

25 Ağustos 2021 Çarşamba

Afganistan’da yaşanan insanlık dramı bütün dünyanın gündeminde farklı açılardan tartışılmaya devam ediyor. 

ABD açısından bakanlar, “büyük bir hezimetle, bir yıl öncesinden verilen kararın uygulanması” arasında gidip geliyor. 

AB öncelikle, “Beni ne kadar az etkiler” diye bakıyor. 

Rusya ile Çin, oluşan yeni durumu kendi lehlerinde devam ettirmenin arayışında.

Afganistan halkı şaşkın, bir asırdır kutladıkları bağımsızlık gününü bile kutlayamama, bayraklarını taşıyamama durumuyla karşı karşıyalar. Ülkeleri ABD işgalinden çıktı, Taliban işgaline girdi. 

Bir ülke yurttaşları için en ağır durum, kendi içinden azgın bir grup tarafından işgal edilmiş olmaktır!

***

Büyük fotoğrafa bakmak gerekirse, Aralık 1991’de Sovyetler Birliği’nin çökmesi, bunun sonucu olarak Doğu-Batı dengesinin dağılması sonrasında başlayan sürecin devamını yaşıyoruz.

20. yüzyıl, savaşlar bakımından ikiye ayrılıyor. Birinci yarısı sıcak savaş. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı. İkinci yarısı Soğuk Savaş. Bu dönem kamplaşmanın alabildiğine yükseldiği, sonunda iki tarafa da katılmak istemeyenlerin “Bağlantısızlar” adıyla ayrı bir blok oluşturduğu süreçti. 

Soğuk Savaş’ın bitiminin ardından büyük bir iyimserlik pompalandı. Doğu’yu alt etmiş olmanın zafer sarhoşluğunu yaşayan Batı, “Pembe bir dünya geliyor”, “Dünya küresel bir köy oluyor”, “İdeolojilerin sonu geldi” diyordu. 

Kısa sürede bu hava dağıldı. Balkanlar’dan itibaren yeni bir paylaşım savaşı başladı. Doğu Avrupa ülkeleri NATO bağlamında ABD’nin, tam üyelik bağlamında AB’nin kapsama alanına girdi. Bu sürecin sonunda toparlanan Rusya, Ukrayna’yı paçasından tutup, “Seni ne AB’ye yâr ederim ne ABD’ye” dedi. 

Kafkaslar’da paylaşım yaşanmasına Rusya çok sert karşılık verdi. Bir dönem tüm askeri gücünün dörtte birini buraya yığma pahasına varlığını sürdürdü. Son olarak Azerbaycan-Ermenistan geriliminin en çok kazananı Rusya’dır desek abartmış olmayız!

Bu coğrafyalardan sonra sıra Ortadoğu, Afrika ve Orta Asya’ya geldi. Son 10 yıldır bunu yaşıyoruz. Libya’dan Afganistan’a, Irak’tan Suriye’ye, Yemen’den Sudan’a coğrafyaya kan bürümesinin özü bu. 

Sıcak ve Soğuk Savaş döneminin bitmesinden sonra 21. yüzyılda başlayan sürece değişik adlar verildi. Biri “Karanlık savaş dönemi” idi. Düşman terör örgütlerinin yaratıldığı, cephenin belli olmadığı, iç savaşlarla dehşete dönüştürülen bir dönem. Bir başka ad da şu oldu:

Soğuk Barış!

Bu tanım, Trump’ın başkanlığında daha da yükselmişti.

***

Görünen o ki bu dönemin de sonuna geliyoruz. Soğuk sıcak, barış barıştır. Ama içinden geçtiğimiz dönemin hiçbir barış tarifine sığması mümkün değil.

Bush’tan sonra başkanlığa gelirken “Afganistan’dan çekileceğim” diyen Obama’nın buradaki asker sayısını iki katına çıkarması gibi, Trump’tan sonra işbaşına gelince “İlk işim dünya demokrasi kongresi toplamak olacak” diyen Biden, daha şimdiden Afganistan karanlığı ile anılmaya başlandı. 

Trump yönetiminin bir yıl önce Taliban’la anlaştığı, ABD askerlerinin ayrılırken tüm silah ve teçhizatları geri götürebileceği ya da dünyanın 800 yerindeki üslerinden birine taşıyabileceği halde, bilerek, isteyerek Taliban’a bıraktığı dikkate alınırsa ortaya şu saptama çıkıyor:

ABD, Afganistan’dan çekilirken çağdışı Taliban dışında bir gücün iktidara ortak olmaması için her şeyi yaptı!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları