Tam üyelik sayacından yaptırım sayacına!

13 Aralık 2020 Pazar

18 yıl önce yine aralık ayıydı. AKP, 3 Kasım 2002 seçimlerinde geçerli oyların yüzde 35’iyle parlamentonun yüzde 65’ini elde etmiş, içeride ve dışarıda “büyük bir kabulle” tek başına iktidar olmuştu.

AB ve ABD, AKP iktidarına öylesine kucak açtılar ki Türkiye, dünya devleti olmuş, uçuyordu. 

11 Aralık 2002’de AKP Genel Başkanı Erdoğan’la ABD Başkanı Bush, Beyaz Saray’da buluştu. 

12 Aralık 2002’de Başbakan Abdullah Gül’le AB liderleri Kopenhag zirvesinde buluştu. 

Erdoğan, hiçbir resmi sıfatı olmamasına karşın ABD’nin Irak işgaline “onay ve destek verecek” partinin lideri olarak oradaydı. Erdoğan da Bush’tan, Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemesini istedi. Uçakta dönerken Erdoğan’ın ayakları havadaydı:

“Bush’a teklif ettim, bizi AB’ye almazlarsa NAFTA’ya gireriz.”

NAFTA; Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi!

AB liderleri de “2004’te tam üyelik müzakerelerine başlayalım” dedi. AKP sabırsızdı:

“Hayır, 2003 olsun!”

***

O günler 2007’ye kadar devam etti. Zira, ABD, AB ve AKP, Türkiye Cumhuriyeti’nden bir şeyler istiyorlardı. Büyük ölçüde başardılar.

Tam üyelik 8-10 yıla tamamdı. Kızılay’a AB’ye tam üyelik sayacı kondu. Zaman AB zirvelerinin tarihlerine göre ayarlanıyordu. Her AB zirvesi tam üyeliğe giriş demekti. O hızla yılda 2 defa AB’ye giriyorduk: Haziranda ve aralıkta. Yılda 4 zirve olsa 4 defa girecektik.

O günlerden bugüne gelindi. 

Bugün olan ne?

O sayaç AB’ye giriş değil, AB’nin Türkiye’ye ne tür yaptırımları uygulayacağını öğrenmek için işliyor. 

Yine 18 yıl önceki gibi AB ve ABD’den haberler eşzamanlı geldi. 

AB, ABD’yi bekliyor, yaptırımları netleştirmek için...

ABD, yeni başkan Biden’ı beklemiyor yaptırımlar için...

Tam da Erdoğan gibi sormak gerekiyor:

Neredeeeeeen nereye!

Erdoğan, Biden’a ilişkin ilk derin değerlendirmesini yaptı:

“Biden’la çay içmişliğimiz var... Hastayken evime geldi... Tanışırız...”

Bunu İngilizceye çevirdiğinizde şu çıkar:

“Soğuk soğuk mesajlar vermeyi bırakın, her şeyi konuşuruz...”

Bunun içine artık ne sığarsa!

***

Bu tablo şunu gösteriyor:

Geçmişte Türk-Amerikan ilişkileri kötü, Trump-Erdoğan ilişkileri iyiydi... Şimdi de benzer duruma gidiyoruz; Türk-Amerikan ilişkileri kötü, Biden-Erdoğan ilişkileri iyi!

AB ile iki tarafın da işine gelen bir süreç işliyor. Her şey marta ertelendi. AB, Türkiye’yi kapsam dışı tutma zemini oluşmasından memnun. AKP, yaptırımların ertelenmesinden memnun. 

Biz de halk adına sorma hakkımızı kullanıyoruz: Eyy AKP, Türkiye’yi getirdiğin noktadan memnun musun?

Her şeyi mükemmel göstermek için birbiriyle yarışan medyan gerçekleri ne kadar daha gizleyebilecek?

Dün Yerli Malları Haftası başladı; borsadan limanlarına kadar ne kadar yerli yatırım bıraktın?

Ege’de Yunanistan 19. adaya da bayrak dikerken, Katar bile Türkiye’ye karşı blokta yer almışken Doğu Akdeniz’deki hangi haklarımızdan söz ediyorsun?

Herkes Türkiye’ye yaptırımdan söz ederken senin de bir liste yapıp, “Ülkesel yararlarımız şunlardır, bunun dışına çıkana biz de yaptırım uygularız” diyecek iraden yok mu? 


Yazarın Son Yazıları

Ş-ahlanış! 17 Ocak 2021
Demoktatörlük! 13 Ocak 2021