Alkol Yasağı ve 'Dumanı Tüten Silah'

26 Mayıs 2013 Pazar

Turistik Otelciler ve İşletmeciler Yatırımcılar Birliği (TUROB) Başkanı Timur Bayındır, alkol yasağının Türk turizmine indireceği darbeyi anlatırken, “Bu (darbe) iki şekilde olur” demiş, özetle; “yurtdışı yayınlarda ‘Katı Müslüman olan idare artık alkolü de yasaklıyor’ gibi haberler çıkmaya başlar. Yatırımlar etkilenir” diye eklemişti.

\n

Turizmci Bayındır’ın uyarısının üzerinden 24 saat geçmeden, İtalya’nın amiral gazetesi Corriere della Sera’da çarpıcı bir yorum çıktı.
Erdoğan’ın
“Kafa kıyak dolaşan nesil istemiyoruz!” sözlerine yer verilen yorumda “alkol yasakları yasasının”, AKP’nin “gizli ajandası” bağlamında kısaca “üzerinden duman tüten silah” mahiyetinde olduğu belirtiliyor.

\n

Liberallerin pişmanlığı dış basında

\n

“Türkiye, Alkole Karşı Seferberlik; Otoriterleşme Riski” başlığı taşıyan makalede yasaklar uzun uzadıya sıralandıktan sonra, bu şartlarda pratikte artık alkol içmenin neredeyse imkânsız hale geldiği anlatılıyor.
Yapılan değerlendirmenin en çarpıcı satırları,
Erdoğan’ın yükselişine destek olan liberal aydınların pişmanlığına ayrılmış: “Otoriterleşmeye yöneliş riskine, askerlere karşı Erdoğan’ı destekleyen liberal ve laik aydınlar da inanmaya başlıyor” diyor Corriere della Sera ve özetle devam ediyor:
“Milliyet gazetesi köşe yazarlarından Mehveş Evin dünkü yazısında despotik bir yasadan bahsetti. Ve… ‘Erdoğan’ın böyle bir baskıcı düzen kurmaya çalışmayacak kadar pragmatik olduğuna inanmıştım. Ama yanılmışım’ diye yazdı. Bu düşüncede olan yalnız o değil.”\t Corriere della Sera’daki yorumun ardından, referans olarak gösterilen Mehveş Evin’in yazısını buldum.
“Rakı da İçerim Ayran da” başlıklı (23 Mayıs) yazısında Evin; “Canımı en çok sıkan, bundan 10 yıl önce, AKP ilk iktidara geldiğinde laik kesimin ‘Amanın öcüler geliyor!’ feryadına karşılık, ‘Abartmayın’ diye savunmaya geçmiş olmam. ‘Yarın öbür gün örtünmek zorunda kalacak, içki içemeyecek, dini kurallara göre yaşayacaksın’ diyenlere kızdığımı da hatırlıyorum. Çünkü AKP ve Erdoğan pragmatizmine baktıkça, bu kadar baskıcı bir düzen kurmanın işlerine gelmeyeceğini düşünüyordum. Yanılmışım.”
Evin daha ileri gidiyor ve şunları ekliyor:
“Cumhuriyet’in ‘Tehlikenin farkında mısınız?’ reklamlarını hatırlarsınız. AKP’nin her adımını, muhafazakârların her söylemini ‘takıyye’ diye yorumlayanları da… Eee haklılık payı varmış.”

\n

‘Bu da bana ders olsun!’

\n

Vay be! Demek…“Haklılık payımız varmış.”Kısmen de olsa, kıyın kıyın liberaller artık “haklılık payımızı” teslim ediyorlar…
“Bu da bana ha bi ders olsun!” diyen Temel fıkrası gibi.
Meşhur fıkradır hani…
Temel’in boynuna ilmiği geçirip tam idam sehpasında sorarlar;
“Son sözün nedir?”
İşte onun gibi…
Liberal aydınlarımız son dönemde birbiri ardına, boynuna ilmik geçirilmiş Temel misali,
“Bana bir ders olsun!” diyor ama geçti borun pazarı ne yazık ki.
“Tehlikenin farkında mısınız?” uyarısı yapanları vaktiyle ciddiye hiç almadıkları gibi; uyarıyı yapanları “laik teyze”den.. “endişeli moderne” uzanan bir yelpazede doya doya tiye almışlardı.“Yapmayın etmeyin. Yanlış ata oynuyorsunuz!” diyen bizlerin sesi boş kubbede yankılanırken ayağının tozuyla geldiği ilk gün zinayı hemen “suç” yapmak isteyen Erdoğan’ın “pragmatizmine” nedense gözü kapalı bel bağlamayı tercih ettiler.
Mehveş Evin sadece bir örnek…
Erdoğan’a koşulsuz kredi açan
“laik” kesimden tüm aydınlar, AKP liderinin “pragmatik” damarının, her nasılsa “camiler kubbemiz, minareler süngümüz” ideolojisine baskın çıkacağını düşündü/düşünmek istedi.
Ve… dört yılda bir balkondan;
“Yaşam tarzınızın teminatı benim!” diye seslenen bir başbakana, gözü kapalı teslim olmayı birlikte seçtiler. Demokrasiye ve laik rejime bağlılığı kanıtlanana dek Erdoğan’a açık çek vermenin ciddi bir tarihi hata olacağını söyleyen bizler, en ufak şekilde etkili olamadık.
Gelinen noktada çok derin hüzün ve ağır bir yenilgi hissediyorum.
Ünlü İranlı ressam dostum
Farideh Lashei ile yıllar önce yaptığım bir konuşma geliyor aklıma.
Bu kış içinde kaybettiğimiz tanınmış İranlı sanatçı, şaha karşı
Humeyni devrimini destekleyen solculardandı…
Yağmurdan kaçarken bu sebeple doluya tutulmuş olan ressam arkadaşım, hayatı boyunca bu siyasi hatasının vicdan azabını duyarak yaşadı.
İstanbul’a son dönemde birkaç kez gelen Farideh;
“Türkiye’nin her şeye rağmen aynı hataya düşmeyeceğini düşünüyorum” demişti:“Niye” diye sorduğumda bana şu yanıtı vermişti:“Türkiye, 70’li yıllar İranı’ndan çok farklı çünkü. Siz olan biten her şeyin farkındasınız. Biz Humeyni’yi desteklediğimizde dünyadan bütünüyle habersizdik. Bunca büyük bir stratejik hatanın içine o nedenle düştük!”
Ülkelerin göz göre göre duvara toslamasına, olan biteni bilmek engel olmuyor demek ki…
AKP’yi bile bile lades destekleyen aydınlarımız sayesinde bunu da test etmiş olduk.

\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020