Birinci Dünya Savaşı’nı Anımsarken
Nilgün Cerrahoğlu
Son Köşe Yazıları

Birinci Dünya Savaşı’nı Anımsarken

26.06.2014 02:27
Güncellenme:
Takip Et:

Dünya televizyonlarında fırtına estiren bir İngiliz dönem dizisi var: Downton Abbey
Bilmiyorum rast geldiniz mi?
Downton Abbey”, ’70 lerdeki Yukardakiler Aşağıdakiler/Upstairs Downstairs’in bir başka versiyonu…
Türkiye’de TRT’nin tek kanaldan ibaret olduğu yıllarda, siyah beyaz ekranda vaktiyle tutkuyla izlediğimiz BBC yapımı “Yukardakiler Aşağıdakiler”i çağrıştırıyor…
Görkemli “Downton” malikânesinde yaşayan soylu Crawley’ler ve onlardan çok daha kalabalık ve renkli olan hizmetkârlar, “aşağıdakilerin dünyasını anlatıyor…
Dizinin açılış sahnesinde sabahın kör vakti, Downton”ın tüm katları ve odalarına çekirge hızıyla dağılan “hizmetkârlar ordusunu” görüyorsunuz…
Aslında büyük, tarihi bir otele yetecek kadar geniş olan bu müthiş kalabalık ekip yalnızca Lord Crawley ve eşi ile, evlenme çağına giren üç kızı: Lady Mary Crawley, Lady Edith Crawley, en genç, en isyankâr küçük kız Lady Sybil’e hizmet ediyor.
I. Dünya Savaşı’nın arifesinde başlayan dizi, göz alıcı dekorları, kostümleri, atmosferleri, diyalogları ile izleyiciyi bağlıyor…
Türk dizilerinin tamamının aksine… “karakterler öykü boyunca sürekli gelişme gösterdiği” için izleyicilerin “merak dozu” hiç azalmıyor…
Sırf İngiltere’de 10.5 milyon tutkulu müptelası olan bir diziden bahsediyoruz…

Şeytan icatlarının doğuşu
Başarılı her dizide “olmazsa olmaz” sayılan bu öğelerin ötesinde, “Downton Abbey”i “özel kılan bir başka şey daha var: İlgi çeken ABD dizisi Mad Men/Çılgın Adamlar gibi tıpkı, bir dönemin arka planını çok iyi aktarması…
Dizinin ilk bölümleri, I. Dünya Savaşı’ndan iki yıl önce batan “Titanik” ile başlıyor…
Titanik”, 16 milyon insanın ölümüyle sonuçlanacak olan “muazzam savaş badiresinin” haberciliğini yapan çok sembolik bir metafor aslında…
1912’de buzula toslayan “Titanik” misali, dünya kara deliğe sürüklenmek üzere…
Downton Abbey işte batmaz sanılan “Titanik”le başlayan ve I. Dünya Savaşı’ndan… II. Dünya Savaşı öncesine uzanan, bütün bu efsane yılları kapsıyor.
Bildiğimiz modern dünyanın baştan sona neredeyse bu yıllarda şekillendiğini görüyoruz.
Crawley’lerin de bir ferdinin yitirildiği “Titanik”in haberi, “Downton”a “telgraf”la ulaşıyor...
Telgraf artık kanıksanmış… ama kısa süre sonra elektrik” ve ardından “telefon”un malikâneye gelmesi… olay oluyor.
Gözlerini kamaştırdığı için elektrikli lambalarına bakamayan dizinin en hazırcevap ve muhteşem karakteri Grantham kontesi büyükanne -Maggie Smith- öyle ki “Bu ne böyle!” diye şeytan icatlarından yakınıyor; “Kendimi (kurgu bilimci!) H. G. Wells’in romanında hissediyorum. Ama gençler ne rahat!

Yenilikle geleneğin çarpışması
1800’lerin ilk yarısında, Kraliçe Victoria çağında doğan “Grantham Kontesi”, dizinin “değişime direnen tek karakteri…
Çağı silkeleyen “yeniliklere”, “yukardakileraşağıdakiler uyum sağlarken, kontes geçmişte kalan eski dünyayı ve kimsenin artık iplemediği gelenekleri” simgeliyor.
Elektrik, telefon derken “Crawley ailesinin kaderini damgalayan “otomobiller” de “değişmez sanılan “Downton”daki âleme dramatik olarak giriyor.
İngiltere’nin kasta benzer “sınıf düzeni”ni gevşeten “Birinci Dünya Savaşı”nın fırtınalı yıllarında, şoför olarak aileye giren İrlandalı bir genç, Crawleyler’in küçük kızı Sybil’i ayartarak onunla “evleniyor!
Bir başka damat, bizzat “direksiyondayken”, bir “araba kazasında” ölüyor.
Zarlar böyle yeniden atılırken, işler kızların başına düşüyor; büyük kız, Downton topraklarının yönetiminin başına geçiyor; ortanca, malikâne dışında çalışmaya ve bir gazetede “yazı yazmaya başlıyor; “aşağıdaki” kadınlar arasında dahi “daktilo öğrenerek “sekreterliğe” atılanlar oluyor…
I. Dünya Savaşı’nda, kadınların “cephe arkasında hemşirelik vs. gibi yardımcı görevlerde çalışmaya başlamasıyla birlikte, “kadın hareketi doğuyor. Ve her sınıftan kadın ev dışında çalışabiliyor.
Buna paralel olarak erkeklerle “eşit oy” hakkı isteyen devrimci “suffragette” mücadelesi başlıyor.
Bugünkü kadın haklarının temelinin, “eski kıta” da bu dönemde; kadınların sosyal, kültürel engelleri yıktığı I. Dünya Savaşı’nda atıldığını görüyoruz.
İşveren-emek ilişkileri, gazetelerin kadınlara açılması, sosyal bilinçlenmenin derinleşmesi, kadınların uyanışı… bu dönemde oluyor.
Downton Abbey” tam şu sırada 100. yılını idrak ettiğimiz I. Dünya Savaşı dönemine ait çok şey söyleyen, anlatan bir dizi
Hemen aynı dönemi konu alan ve yaz için ekranlara veda eden Kurt Seyit ve Şura için aynı şeyi söyleyebilir misiniz?
Çok sayıda Rus’u Türkiye’ye savuran büyük Rus devriminin ve İstanbul’un işgalinin yaşandığı altüst oluş sırasında, mutfakta yalnız kadın dedikodularına tanık olduğumuz “Şeref Otel”in duvarları ardındaki “makrokozmos”ta acaba neler oluyordu?
Matbuat, entelektüel yaşam, kadınlar… işgal İstanbulu’ndan sözgelimi nasıl etkileniyordu?
Bunlar dizide var mı?
Yok.
Ya ne var?
Her zamanki gibi bol bol entrika ve bunaltıcı sıklıkla birbirlerine “Seni seviyorum” diyen kahramanlar…
Tarih yazan o kritik yıllara “Downton” gözlüğüyle bakan bir “Kurt Seyit” çok ilginç olabilir, çok farklı bir ilgi yaratabilirdi…
Dönem dizisi sırf oyunculara -heyhat!- “gardırop dizmekle olmuyor.  

Yazarın Son Yazıları

FAFO

“FAFO”yu tercüme etmeyeceğim...

Devamını Oku
11.01.2026
Mamdani: ABD’nin en büyük siyasi şoku

Dünya 2026’ya Venezüella ve İran türbülansıyla girdi.

Devamını Oku
04.01.2026
2026’yı beklerken...

Capranica Meydanı’ndaki dev Noel ağacı, kilisenin çatısına kadar yükseliyor.

Devamını Oku
28.12.2025
2025 ‘müesses nizamın’ sonu

Yılbaşı mesajları şimdiden akmaya başladı.

Devamını Oku
21.12.2025
Nermin Abadan Unat

Nermin Abadan Unat’ı en son TV’de 2022 Aralık’ında İmamoğlu için yapılan destek mitinglerinin ilkinde gördüm.

Devamını Oku
14.12.2025
Masterchef’te yılın kelimesi: Nasip

Görmüşsünüzdür: “Siyaset dışı en güvenilir isimler anketi”nde Sedat Peker ilk sıraya oturdu.

Devamını Oku
07.12.2025
Epstein: Körlerin fil tarifi

“Gerçeklerin, çoğumuzun gözünden kaçan bir yapısı var”...

Devamını Oku
23.11.2025
BBC’ye darbe... Faşizme kayış

İngiliz yazar Ian McEwan uyarıyor...

Devamını Oku
16.11.2025
Mamdani tarih yazdı

Turhan Selçuk’un çok sevdiğim bir karikatürü vardır: Küçük balıklar bir araya gelip devasa bir köpek balığını kovalar.

Devamını Oku
09.11.2025
Mamdani kasırgası

Annesi Mira Nair...

Devamını Oku
02.11.2025
Kaddafi’nin İntikamı

Mezardan yükselen intikamlar bunlar...

Devamını Oku
26.10.2025
Ortadoğu’da altın çağ...

Shehadeh Dajani’nin yüzü hâlâ gözlerimin önünde...

Devamını Oku
19.10.2025
Nobel’in prestiji çakıldı

Michael Wolff... Trump döneminin kara kutusu.

Devamını Oku
12.10.2025
Geç olmadan

"87 yaşındayım" diyor Jane Fonda...

Devamını Oku
05.10.2025
Meşruiyet nedir?

“Cesur bir adım atalım ve ona (Cumhurbaşkanı Erdoğan’a!) bire bir ilişki temelli gereksinim duyduğunu verelim. O nedir? Meşrutiyet!”

Devamını Oku
28.09.2025
Trump’ın korku imparatorluğu

Sizler bu satırları okurken Trump Amerika’sı geçen hafta içinde öldürülen radikal sağ aktivist Charlie Kirk’ü ulusal törenlerle uğurluyor olacak.

Devamını Oku
21.09.2025
Hedef muhalefeti yok etmek

Amaç, muhalefeti etkisizleştirmek ve işlevsizleştirmek...

Devamını Oku
14.09.2025
Titanik’te olmak

Proizvol ve prodazhnost... Rusça iki sözcük.

Devamını Oku
07.09.2025
Hür dünyanın sonu

Prodi’yi hatırlarsınız...

Devamını Oku
31.08.2025
Midas’ın Kulakları

Çocukluğumda “Midas’ın Kulakları” diye çok ünlü bir oyun vardı.

Devamını Oku
24.08.2025
Başyücelik hutbesi

İslam inkılabının ana kanun maddesi şudur: Bütün kanunlar Allah’ın emirlerine uygun ve bağlı olarak insani selim duygu ve düşünceye dayanır.

Devamını Oku
17.08.2025
Epstein Vakası

"Epstein vakası ABD siyaset kültüründe merkezi bir komplo kertesine erişti, bu gidişle Kennedy suikastı mitosu ile yarışır” diyor Michael Wolff.

Devamını Oku
10.08.2025
Kara düzen

II. Trump badiresine karşı Başkanlık yarışına girmek cüretini gösteren Demokrat Parti adayı Kamala Harris ilk kez konuştu ve...

Devamını Oku
03.08.2025
Sevgili Altan bey

Sevgili Altan bey

Devamını Oku
27.07.2025
Siyasette gerçeklik yok oldu

“ Otokratlar rakiplerini artık öldürmüyor” diyor Anne Applebaum ve devam ediyor...

Devamını Oku
20.07.2025
Grok zamanlarında yaşamak

Bir arkadaşımdan geldi. Instagram iletisi... ’70 li yıllar. Bikinili dört kadın güneşin altında mutlu mesut uzanmış.

Devamını Oku
13.07.2025
Zohran efsanesi

Faşizm gemi azıya aldıkça, çarenin yerel siyasetten geçtiği anlaşılıyor.

Devamını Oku
06.07.2025
Venedik’te düğün

Thomas Mann “Venedik’te Ölüm”ü tam Birinci Dünya Savaşı arifesinde, bir “çöküş” hikayesi olarak kaleme almıştı. “Belle époque/Muhteşem devir”tabir edilen 19. yüzyıldaki 2. sanayi devriminin sonu ile 20. yüzyıl başının sonsuz istikrar, refah ve özgüven çağı sonlanmış, baş döndürücü teknolojik değişimlerle toplumun değerler skalası değişmişti.

Devamını Oku
29.06.2025
İsrail’in ‘pis işleri’

Deyim, Almanya’nın yeni Şansöylesi Friedrich Merz’e ait. Bir haftadır Mertz’in şok...şok...şok bu sözleri konuşuluyor.

Devamını Oku
22.06.2025
Trump’ın ‘oyuncak askerleri’

14 Haziran’da Washington’da bir kutlama için, yerleri dolduracak yedeklere ihtiyaç var.

Devamını Oku
15.06.2025
Dekadans

Donald Trump, Beyaz Saray’a çıktığı ilk yıllarda, “New York’un ortasında, 5. caddede çıkıp birini vursam bir tek seçmen kaybetmem!” demişti.

Devamını Oku
08.06.2025
Kurşun hızı

Adına “muzzle velocity” diyorlar. Deyimi siyasi jargona sokan isim Trump’ın “karanlık prensi” Steve Bannon.

Devamını Oku
01.06.2025
Habeas Corpus nedir?

“Habeas Corpus nedir? Tanımlar mısınız?”

Devamını Oku
25.05.2025
Arabistanlı Donald’ın evreni

İç gerilimlerin cümlemizi sersem ettiği, burnumuzun ucunu göremez hale getirdiği Türkiye’nin dışında bir dünya var.

Devamını Oku
18.05.2025
Trump Vatikan’a da göz dikti

Trump Vatikan’a da göz dikti

Devamını Oku
11.05.2025
Psikolojik harekât

Psikolojik harekât

Devamını Oku
04.05.2025
Vatikan’da dönüm noktası

Vatikan’da dönüm noktası

Devamını Oku
27.04.2025
Romancının ölümü

Romancının ölümü

Devamını Oku
20.04.2025
Starmer’ın sessizliği

Starmer’ın sessizliği

Devamını Oku
13.04.2025
İmamoğlu ‘rakip’ olmasaydı...

İmamoğlu ‘rakip’ olmasaydı...

Devamını Oku
06.04.2025