Hortlayan sömürgecilik tarihinin hayaleti

14 Haziran 2020 Pazar

Yıllar önce bir Hindistan yolculuğunda Nick Robins’in Doğu Hindistan Kumpanyası’nı (DHK) anlattığı Dünyayı Değiştiren Şirket adlı kitabını okumuştum.

Yazar, baş karargâhı vaktiyle bugünkü Londra Borsası’nın olduğu Leadenhall Sokağı’nda bulunan DHK’den geriye hiçbir iz kalmadığına dikkat çekiyor, tarih ve kültür mirasına önem atfeden bir kentte bunun acayipliğine işaret ediyordu.

DHK’nin tarihi Londra’dan neden silinmiş olabilir” sorusunun peşine düşen Robins, Hindistan’ın Büyük Britanya İmparatorluğu tarafından fethinin temellerini atan bu şirketin “serbest ticaret” adına, nasıl yağma, yolsuzluk ve bir sömürü düzeni kurduğunu hikâye ediyor, Adam Smith, John Stuart Mill, David Hume, Edmund Burke gibi önemli düşünce insanlarının bu düzenle nasıl iç içe geçtiğini anlatıyordu.

DHK, özetle sadece bir şirketin değil, bir düzenin adıydı ve tarihin tüm çakıl taşlarını özenle muhafaza eden bir ülkede, kuşbakışı panoramadan ayıklanıp bir şekilde yok edilmişti.

Heykel savaşları cephesi

Büyük Britanya İmparatorluğu’nun sömürgecilik düzeniyle örtüşen DHK’nin evet bugün izi kalmamış, ama sömürgeciliği inşa eden bireylerin heykellerinden tasarruf edilmemiş.

Edward Colston, Henry Dundas, Robert Clive, Robert Milligan, James Penny...

Bunların hepsi köle ticaretiyle nam salmış, adlarını şimdiye dek duymadığımız isimler.

İngiltere’nin dört bucağına heykelleri konulmuş, isimleri sokaklara verilmiş.

Köle tüccarı James Penny, Beatles’ları çıkaran Liverpool kentinde örneğin ünlü müzik grubunun -aynı isimdeki bir sokağın adından- Penny Lane şarkısına ilham olmuş.

Düne kadar Beatles’la özdeşleşen Penny Lane Sokağı’nın üstünde ne ki bundan böyle “Irkçı Lane” yazıyor...

Edinburgh kentindeki Robert Clive’ın heykeli de yok artık, yıkıldı.

Peki o kim? Doğu Hindistan Kumpanyası’nın lider bir yöneticisi.

Hemşerisi Clive gibi gene Kumpanyanın öncü isimlerinden olan Henry Dundas’ın Edinburg’a hâkim heykeli de “yıkılası heykeller” listesinde sayılıyor.

Ya Edward Colston kim? O da imparatorluğun Atlantik tarafında köle trafiğini yöneten bir tacir, 18. yüzyılda Amerika’ya 84 bin köle taşıyarak servetine servet katmış. Kazandığı paralarla kenti Bristol’u hastaneler, okullar, bakımevleri ile donatmış. Bristollular da bu hayırsever(!) yurttaşın heykelini inşa etmişler.

Colston’un heykeli de yok şimdi. Geçen hafta vaktiyle Bristol Limanı’ndan köle ticareti yaptığı Atlantik Okyanusu’nun sularına terk edildi...

Bugüne değin sade İngiliz kamuoyunun tanıdığı bu isimlerin yanında Churchill ve Cecil Rhodes gibi tarihe yön veren şahısların heykelleri de keza sallanıyor.

Londra’nın Parlamento Meydanı’ndaki Churchill heykeli öyle ki polis çemberiyle korunuyor.

Zambiya ve Zimbabwe’yi oluşturan eski Rodezya’nın mutlak hâkimi Cecil Rhodes’ın Oxford Üniversitesi’ndeki heykeli de bizzat, “alın şunu buradan!” baskısı altında.

Bunlar bir yazıya sığdırılabilecek isimlerden bazıları sadece...

Tarihin Floyd’la sınavı

Floyd’un ABD’de bir beyaz polis tarafından bir asfalt kenarında böcek gibi ezilerek öldürülmesinin ardından patlak veren ırkçılık karşıtı gösteriler, sırf ABD ile sınırlı kalmadı. Başta Britanya olmak üzere ırkçı geçmiş ve ırkçılıkla bağlantılı tüm ülkelere yayıldı.

Floyd’la özdeşleşen “Siyahların Yaşamı Önemlidir / Black Lives Matter” hareketi kabaran bir öfkeyle İngiltere’de bu şekilde 78 anıtı kara listeye aldı.

Bu öfkeden Beatles şarkılarına konu olan sokak isimlerinden tutun da Londra’da Churchill’le aynı meydanı paylaşan sömürgecilik karşıtı hareketlerin simgesi Gandhi heykeli dahi, (Güney Afrika döneminde siyahlara karşı “ırkçılık yapmış olduğu” gerekçesiyle) nasiplendi.

Heykellerin Talibanvari yöntemlerle alaşağı edilmesi benim hoşuma giden bir şey değil. Gandhi örneğinde de görüldüğü üzere, bu tahribatın nerede duracağı, nereye uzanacağı bilinmez.

Ama sömürgecilik geçmişiyle pervasız şekilde yüzleşmeyen ülkelerde de bu egzersizin şüphesiz eğitici bir yanı var.

18. yüzyıl köle tüccarı heykellerinin hâlâ örneğin Londra’nın ortasında işi ne?

Başkalarına tek parmak havada “tarihinizle yüzleşmelisiniz!” dersi verenler, görüyoruz ki kendi “bellek ödevlerini” yapmamış.

Ama hayat işte bazen çok garip.

Yirmi dolarlık sahte bir banknot gerekçesiyle öldürülen gariban bir siyah Amerikalı, Churchill’inden Gandhi’sine ve Boston’da kaidesi üzerinde kellesi uçurulan Kristof Kolomb’una kadar... Batı’nın sömürgecilik tarihini bugün imtihana çekiyor.


Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020