İran’ın Çıkışı Türkiye’nin İnişi...

04 Nisan 2015 Cumartesi

Hangi yabancı gazeteye göz atsanız Türkiye’nin sürüklendiği karanlığın haberleriyle karşılaşıyorsunuz...
İstikrarsızlık”, “gerilim”, “şiddet dalgası”, “polis devleti baskısı”, “sansür”, “otoriterlik”, “sultanlık hevesi”; Türkiye adının yanında hemen sıralanan sözler.
Dünyada yankı yaratan “karanlık” ve “terör fırtınası” ardından yapılan yorumlarda Ankara’nın “siyasi” ve “kurumsal” “irtifa kaybına” girdiği not ediliyor, iki ay sonraki seçimler için ideal bir ortamının bulunmadığı kaydediliyor, ekonominin yavaşladığı, toplumun kamplara bölündüğü, “mucize modelin” yerinde yeller estiği, yerini bir “kâbus” modunun aldığı ve “kâbus Türkiye”sinin, başta IŞİD konusu olmak üzere bölgede Batılı ortaklarıyla sürekli sürtüşen bir sürece girdiği belirtiliyor.
Bu kasvet yazıları okuduğumuz sırada tam İran, Batı ile görülmemiş “yumuşama” yakalıyor...
Uluslararası düzende Türkiye belirsizlik ve yalnızlık sarmalına girerken, İran uluslararası camiaya dönüyor.
Sahne ışıkları bizden uzaklaşırken Tahran’a yöneliyor...

Tahran’da bayram havası
Humeyni devriminden bu yana “Büyük Şeytan” sıfatıyla adlandırılan ABD ile İran; “tarihi” diye nitelendirilen bir “el sıkışma” yaşıyor.
İlişkileri kilitleyen “nükleer program” konusunda; “ortak uzlaşma iradesi” gösteren “çerçeve uzlaşması”na varıyorlar.
30 Haziran’da kesinleşecek anlaşmanın gizli ayrıntıları bilinmiyor ama uzlaşmaya ulaşılan ilkeler belli ve varılan noktanın iki ülke arasında “buzları kıran” başlangıç olduğu açık.
Şahinler”ce sabote edilmeden sonuca ulaşması durumunda, İslam devriminden beri Tahran ve Washington arasında süren “soğuk savaş” hali bitecek...
Süper güç ile “ilke anlaşmasının” gerçekleşmesi bile, yumuşamayı gözle görülür kılıyor.
P5+1 tabir edilen; ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa, Almanya’dan oluşan güçlerle sürdürülen müzakereler İsviçre’de “mutlu son”a ulaştığında, İran’da devlet televizyonu, bir “ilk”le Obama’nın “müjde” ilan eden konuşmasını canlı olarak verdi.
Mutlu haberin” yayılmasının ardından İran sokakları, “nükleer kutlaması” yapan kalabalıklarla doldu.
Sosyal medya ve internetteki videolarda İsviçre’deki çözülmenin, havai fişeklerle baş tacı edilmesine tanık olduk.
Maç zaferleri ardından yapılageldiği gibi sokaklar, bayraklar dalgalandıran, korna çalan arabalar, halay çeken İranlılarla hareketlendi. Twitter ve Facebook; kadehlerini “şerefe” diye kaldıran İranlıları görüntüledi.

Sarkaç dönüyor
Yazıya oturduğum saatlerde Tahranlılar “Yaşa, varol!” tezahüratlarıyla İsviçre’den dönen dışişleri bakanı Cevat Zarif’i karşılıyordu.
Aklıma on yıl önce Erdoğan’ın Ankara yollarında havai fişeklerle “Avrupa fatihi” olarak karşılandığı günler geldi…
Zarif ve Ruhani ikilisi, İran’da şimdi benzer bir ivme yakaladılar.
Derken Obama’nın, Ankara’yı el üstünde tuttuğu günleri ve TBMM’de yaptığı konuşmayı düşündüm. Hey gidi dedim...
Bugün o konumdan çok farklıyız.
ABD Başkanı “tarihi uzlaşma” arifesinde, bölgede Netanyahu ile “Sünni can müttefik” Kral Selman bin Abdülaziz’e özel telefon etmiş...
Has ortaklara”; “endişeye mahal yok” güvencesi vermiş.
Obama’nın bu stratejik “İran telefonları trafiğinde” Türkiye’nin adı geçmiyor.
İslam dünyasında elini Türkiye’ye uzatarak başlattığı başkanlığı Obama, öyle görünüyor ki İran’la yakınlaşmayla bitirecek…
Bu yakınlaşmanın ilk meyvelerini IŞİD’le savaşta şimdiden görüyoruz.
Anlaşmanın kesinlik kazanması halinde tüm kartlar yeniden açılacak.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020