Kadına Şiddete ‘Törkiş’ Çözüm

14 Mart 2015 Cumartesi

Ekranda şeyhi susturan Lübnanlı kadın sunucunun videosunu gördünüz mü?
“Youtube”da milyonların tıkladığı tartışmayı “cumhuriyet.com.tr”den bulabilirsiniz. Küresel TV’lerde de izlenen tartışmada Rima Karaki isimli bir Lübnanlı kadın gazeteci, karşısındaki şeyhe, “IŞİD’in Hıristiyanları nasıl saflarına kattığını” soruyor...
Şeyh, lafı döndürüp dolandırıyor. Baader Meinhof’tan girip Kızıl Tugay’lardan çıkıyor. Rima “Toparlayın!” diyor.

‘Kadınsın sus!’
Sen misin kadın halinle müdahale etmek cüreti gösteren?

Şeyh ortalıkta terör estiriyor. “Sözümü kesme! Benimle röportaj yapman beni aşağılayan bir şey. Sen kadınsın!” diye atarlanıyor ve cinsiyet ayrımcılığının doruğuna çıkarak kadına, “Ben inançlarım için buradayım. Çeneni kapat!” diye bağırıyor.
Kadın meslektaş o kertede, “Ya saygı olur, ya sohbet sona erer!” diye röportajı kesiyor.
Tartışmanın dünyada ilgi yaratmasının nedeni; “feodal kadın algısı” ile “gözünü budaktan esirgemeyen çağdaş kadını” karşı karşıya getirmesi. İnsanlar bu nedenle ibretle videoya bakıyor...
Kamera önünde TV sunucusuna “Kapa çeneni. Sen kadınsın. Ben konuşacağım!” diyen karanlık bir yobazla, 21. yüzyılın kadını arasındaki derin “uçurumu” izliyor kamuoyu.
İki buçuk dakikalık video “cinsiyetçi medeniyetler çatışmasının” kısa bir özeti.

‘Başka kültürün kadın algısı’
Cumhurbaşkanı’nın “kadına şiddete karşı seferberlik” kapsamında sarf ettiği talihsiz “Bu iş başka kültürdeki kadın algısı ile olmaz” sözleri, bana işte böyle bir “medeniyetler çatışması kutuplarını” hatırlattı.

Önce Cumhurbaşkanı’nın ne dediğini hatırlayalım: “Kadına şiddet ve kadın hakları meselesi Cumhurbaşkanı olarak yakın takibimde olacaktır. Ancak tespitim çalışmaların etkili olabilmesi için, kendi tarihimize, inancımıza uygun bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğidir. Bir başka kültürdeki kadın algısını getirip bizim toplumumuza giydirmeye kalkarsanız oradan netice alamazsınız!”
“Başka kültürdeki kadın algısıyla soruna çözüm bulamazssınız” diyor Cumhurbaşkanı.

Hedefinde sadece “şiddetle mücadele” olması gereken bir kampanyada bile, Cumhurbaşkanı, “başka kültürlerin kadın algısı” ile “kendi inancımıza uygun kadın algısı” arasında ayrım yapıyor.
“Şiddet” oysa ki “şiddet”tir. O kültürü, bu kültürü var mı?
“Uygarlıklar ittifakı eşbaşkanlığı” ile övünen bir liderden bu ötekileştirici “başka kültürler” söylemini duymanın bunaltıcı kasvetinin ötesinde, “inancımıza uygun yaklaşım” nasıl tanımlanacak sorusu ortaya çıkıyor...

‘İnanca uygunluk’ kıstası
Şiddetle mücadelede “inancımıza uygun” kriteri getirildiğinde, karşımıza işte böyle “Sen kadınsın! Sus, kapa çeneni!” diyen şeyhe dek her örnek geliyor.
Hadi Arap şeyhini bırakın kendi içimizde dahi başını örtmeyen küçük kızlara Özgecan gibi olacaksınız! Size tecavüz de mubah. Kötülük de mubah!” demek cüretini gösterenler bulunmuyor mu?
Tokat’ta bir ortaöğretim okulunda velileri çıldırtan bir din öğretmeninin “inancına uygun kadın kıstası” bu!
“Şiddetle mücadelede” bu durumda “inanca uygun kadın profili” mi yapılacak?
“Başörtülü bacılara” kol kanat gerilip “başka kültür algısı”yla yetişen “feministler” sahipsiz mi bırakılacak?
Şiddetle mücadele timleri yoksa... ahlak polisleri gibi kadınları “inanca uygun”luğa mı davet edecek?
Nihat Doğan’ın “Siz de mini eteği giyip soyunup laik sistemin ahlaksızlaştırdığı sapıklar tarafından tacize uğrayınca bağırmayacaksınız!” yaklaşımından ne farkı var bunun? Sürecek...


Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020