Kuran’la siyaset ve ‘demokrasi’

09 Mayıs 2015 Cumartesi

Türkiye günlerdir Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kuran’la meydanlara inmesini konuşuyor. Bu artık bir yol ayrımı gibi...
Dinin siyasete bu kertede malzeme edilmesinin hızı bir yerde kesilmezse, bir üst aşama artık yalnız şeriatın konuşulması olabilir:
Şeriattan yana mısınız? Karşı mısınız?
Ha gayret. Az kaldı...
Demokrasinin bunca araçsallaştırılması...
Dinin sınırsız şekilde her ortamda kullanılması...
Devletin sonuna kadar ele geçirilmesi...
Bütün bu olgulara “Yeni Türkiye” seferberliğinde istenilen ivme kazandırılırken; “demokrasi”nin gerçek anlamı ve yeri neydi; “din-devlet ilişkileri”, “laiklik” ne demekti, bunları hepten unutttuk neredeyse.
Sapla saman birbirine karıştı.
Hele ki “laiklik”...
Aktif laikliğin modası artık geçti. Zaman ‘pasif laiklik’ zamanı” filan denirken, “laikliğin” pratiği askıya alındı.
Mevcut anayasa ile veya.. buzdolabına kaldırıldı.
Bu savrulmanın ortasında tam hocam Bozkurt Güvenç’in bu konuları irdeleyen son kitabı elime geçti. Nicedir yazmak istiyordum.
Cumhurbaşkanı’nı elinde Kuran’la meydanlarda görünce, sırasıdır dedim...

Türkiye kararını verecek
Önsözü Sami Selçuk tarafından kaleme alınan ve “Demokrasi Din Devlet” adını taşıyan kitap, sözü konusu kavramları antik çağlardan alıp özlü bir beyin fırtınası ile günümüzün AKP Türkiyesi’ne getiriyor.
Güvenç’in yapıtının en dikkat çekici yanı bu; düşünceleri ve sözünü sıradışı bir süzülmüşlük ve damıtılmışlıkla ifade etmesi.
Gençler için ya da.. bilgilerini hızla tazelemek, yaşananları yerli yerine oturtmak isteyen yetişkinler için mutlaka el altında bulundurulması gereken bir kaynak.
İlk iki bölüm bu topraklardaki tarih birikimine ve dış dünyaya ayrılmış. Türkiye ile ilgili bölümler arkadan geliyor.
Profösör Güvenç, Türkiye ile ilgili sayfalara, düşündürücü bir ayrımla; “Bir kültür devrimi olarak Laik Cumhuriyet” ve “Karşıdevrim olarak Demokrasi” başlıklarıyla giriyor.
Güvenç böylelikle, özlü biçimde, “laik cumhuriyet” ve “demokrasi” nin başlangıçtan itibaren “çarpıcı ve yanıltıcı biçimde” birbirlerinin -heyhat!- alternatifi
olarak sunulduklarını belirtiyor. “... ‘Cumhuriyetin temeli kültür olacak’
güvencesi verildi ya hangi kültür, İslam mı (çağdaşlık olarak) Batı mı?” deyip o günden bugüne biteviye hep “çarpıtıcı ve yanıltıcı” biçimde önümüze getirilen
soruları sıralıyor:
Türkçü Gökalp ile kültürcü Akçura, yıllardan sonra ‘Devletin temeli millet olmalı’ ilkesinde/ülküsünde uzlaşmış görünüyordu” diyor, sonra ilave ediyor:
Ama hangi millet? İslam milleti mi Türk ulusu mu?
 
Tartışma sürüyor
Özetle bu “hangi kültür” ve “hangi millet” sorularının kıskacından hâlâ kurtulamadığımızı söylüyor Prof. Güvenç.
Tanrı egemenliği ile millet egemenliği arasındaki tartışma sürüyor. İslamcılar Allah egemenliği söyleminden ödün vermiyor” sözleriyle seçmenin önümüzdeki seçimlerde de sandıkta bir biçimde bu soruya yanıt vereceğini ifade ediyor.
Yaklaşan seçimlerde Erdoğan mı, Atatürk mü; İslam ya da Cumhuriyet mi?.. Türkiye karar verecek!” diyerek ekliyor:
AKP-Cemaatler ortaklığı; kamu denetiminden kaçınarak, basın ve düşünce özgürlüğünü, kuvvetler ayrılığı ile yargı bağımsızlığını yok sayarak.. parlamenter demokrasiyi fiilen sona erdirmiş bulunuyor... Bu satırların yazıldığı günlerde kırılgan demokrasi ciddi bir bunalıma girmişti; Cumhuriyetin yakın geleceği belirsizliğini koruyordu.
Cumhuriyetin en değerli ve parlak aydınlarından olan Bozkurt Güvenç’in kitabını; mümkünse sandıkla 7 Haziran’da buluşmadan önce okuyun.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020