Türkiye’nin ‘Selfie’si Olarak Ak Saray

02 Kasım 2014 Pazar

International New York Times’ın baş sayfası dün “Erdoğan büyük ihtiraslar sergiliyor” başlığıyla altı sütuna yayılan devasa bir Ak Saray fotoğrafı altında, bir sayfalık bir “Türkiye nereye gidiyor?” yazısına ayrılmıştı.
Cumhurbaşkanı’nı Ak Saray merdivenlerinde gösteren gene dev boyutlarda ikinci bir fotoğrafla iç sayfalara dönen yazının devamında Erdoğan’ın, özetle boyunu aşan tek adam ihtirasları (“outsized ambitions of one man”) ele alınmaktaydı…
“Ankara’daki yeni saray Beyaz Saray’dan da Kremlin’den de büyük”, “RTE, nerdeyse 1000 odası olan, yaklaşık 350 milyon dolara mal olan ve çevre katliamı yapmakla suçlanan yeni cumhurbaşkanlığı sarayında…” altyazılarıyla sunulan habere bakarken; gazetenin Ak Saray olgusuna neden bu kadar yer ayırmış olabileceğini düşündüm.
Dün dünyada “Ak Saray” en öncelikli, en önemli haber miydi ki ABD’nin etkili yayın organı Ankara’daki bu yeni sarayı bunca detaylı bir analizle manşet yapmıştı?
Bunun nedeni sonuçta Ak Saray’ın sadece yeni bir “dediğim dedik, çaldığım düdük” rejiminin simgesi olmasından ibaret değil…
Ak Saray bir yandan “yeni Türkiye’nin selfie’si”…
Bir yandan da Ankara’nın dünya ve Batı ile değişen ilişkilerinin ve değişen ittifakların fotoğrafı oluyor…

Özetle değişen yeni dünya dengelerinin; değişen dünyanın manzarasını betimliyor.
Bu sebeple çok büyük bir dönemecin simgesi olan Ak Saray’a sıra dışı önem ve yer atfedilmiş.

Ilımlı İslamdan ‘İslamcı lider’e
Haberi yazan Tim Arango’nun, “ılımlı İslamın lideri” olarak Batı tarafından vaktiyle çok pohpohlanan ve desteklenen Erdoğan’ın, gene birkaç gün önce NYT’de çıkan bir “dönen derviş” karikatürü misali, iri kavisler çizerek, şimdi doğrudan “Islamist leader / İslamcı lider” kategorisinde “Ak Saray”a çıkacak olmasını, satır aralarında “dumur” haliyle karşıladığını hissediyorsunuz…

Neye niyet, neye kısmet kabilinden…
Yazıdaki mesaj dün benim “Altmış Yıllık İttifak Çatırdarken” yazımda söylediğim şeyler:
“Türkiye ile Batı’nın yolları ayrılıyor” diyor Arango özetle: “Türkiye’nin müttefik olarak güvenilirliği sorgulanıyor, bu yüzden hatta Türkiye’nin NATO’dan atılmasını önerenler bile oldu. Yol ayrımı; derin ayrılıkları açığa çıkaran IŞİD konusunda Batılı müttefiklerle halihazırda devam eden tartışmada belirginlik kazanıyor…”

BOP’tan Sykes-Picot karşıtlığına
“Yol ayrımı” babında NYT, benim dünkü yazımda da altını çizdiğim, Erdoğan’ın MÜ’de yaptığı “Modern Lawrence’lar” konuşmasına dikkat çekiyor.

Batı’da tedirginlik yarattığı anlaşılan ve en azından soru işaretlerine yol açan konuşma için NYT gazetesi; Erdoğan’ın “IŞİD militanlarının da paylaştığı bir görüşle Ortadoğu krizlerinin (dönemin emperyal güçleri) İngiltere ve Fransa tarafından Sykes-Picot anlaşması altında çizilen Suriye-Irak sınırları olduğunu” söylediğini yazıyor ve “Bölgedeki tüm çatışmalar bundan 100 yıl öncesine gidiyor diyen (Erdoğan) bölgede yeni bir tezgâhın kurulduğunu belirtirken, ‘gazeteciler, din adamları, yazarlar ve teröristler’i, yeni Lawrence’lar olarak tanımladı” ifadelerini kullanıyor.
On iki yıldır Türkiye’yi yöneten Erdoğan, “Batı’ya Sykes-Picot üzerinden” en baştan kafa tutsaydı ve bugün söylediklerini ilk gündensöyleseydi; MÜ’deki “Modern Lawrence’lar” konuşması; bu şoku yaratmazdı…
Ama “BOP eşbaşkanı” sıfatıyla hepten “Batı yandaşlığı çizgisinde” göreve gelen bir liderin; bunca zaman sonra, tam IŞİD şimdi bu “Sykes-Picot” hattı üzerinden Batı’ya savaş açmışken “tüm kötülüklerin anası” olarak bu antiemperyalizm söylemlerine birdenbire sarılması; kuşku yaratıyor ve Batılı çevrelerce ağır bir “makas değiştirme” olarak algılanıyor.

Tek sözü kanun…
NYT Erdoğan’ın şartlara göre değişen pozis-yonları için Putin gibi” diyor: “Hangi pozisyona sahip olduğu hiç önemli değil. Ulusun tepesin-deki tek yüce lider her halükârda o!”
Özetle Erdoğan ne derse o!
BOP’sa BOP!
Sykes - Picot defterlerini açmak isterse Sykes - Picot!
Ak Saray derse Ak Saray!
Ak Saray, bu meyanda “liderin sözünün tek kanun olduğu” ülkenin portresini çiziyor. “Bin odalı saray” sade Batı ittifakından değil, bu iti-barla Batı tipi demokrasiden de yollarını ayıran bir rejimin sembolü oluyor.
Ak Saray’ı NYT’nin altı sütuna manşet çek-mesinin bir nedeni bu.
Diğer nedeni de açıkça söylenmese de bir biçimde hissettirile-“Bu Ak Saray Türkiyesi’ni ne yapacağız, nereye koyacağız” sorusu.
Erdoğan’ın Ak Saray’ı yaptırmak için “mah-keme kararlarını hiçe saydığını” da kayda düşen gazete, Cumhurbaşkanı’nın artık kendisi dışında güç tanımadığını belirtiyor.
Erdoğan’ın “Gücü ve cesareti olan gelsin de binayı yıksın bakalım!” diye yetkililere meydan okuduğunu yazan gazete; tam sayfalık makaleyi; “Binayı kimse yıkmadı. Ve Erdoğan ile ailesi yakında oraya taşınacak” sözleriyle bitiriyor.
Kimse neticede Erdoğan’a karşı çıkmak cesaretini gösteremediği için bugün RTE orada, Ak Saray’da…
Bu da konunun, yüzleşmemiz gereken en acı boyutu.


Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020