Ekonomik kriz ve ideolojik yükleme

Ekonomik kriz ve ideolojik yükleme

05.12.2016 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Şimdilerde söylediklerini duyan da, AK Parti’nin bu zamana kadar küresel kapitalizmle mücadele ede ede bugüne geldiğini sanır. Ekonomi kötüleştikçe, milliyetçi (nasyonel) sosyalist oldular, başı sıkışan böyle yapar.
Sanırsınız ki bugüne kadar “bir lokma bir hırka” felsefesinin takipçileriydiler. Sanırsınız ki ekonomik politikaları bugüne kadar para çevirmek üzerine zenginleşme değildi. Sanırsınız ki Körfez’den sıcak para akışı ile durumu idare etmek bunların işi değildi. Sanırsınız ki daha düne kadar “Batılılar paranın kaynağını sorup, insanı parasıyla rezil ediyorlar, biz gelen paranın kaynağını sormayacağız” diye yalvar yakar olanlar bunlar değildi. Sanırsınız ki kendi liderlerinin “adil düzen” hayali ile alay edip ekonomiden anladığı kaba saba piyasacılık olan Özal’ın peşine takılan bunlar değildi. Sanırsınız ki üç arabayı israf sayıp, çocuklarını otobüse bindiriyorlardı. Sanırsınız ki milletin malını özelleştirme diye har vurup harman savurmadılar. İnşaatla zenginleşeceğiz diye, milletin anasına kastedenlere bol keseden ihale dağıtmadılar, yoksul işçilere mezar olan inşaatların, madenlerin sahiplerinden, milletin çocukları adına hesap sordular.
Ve nihayet sanırsınız ki üretime dayalı güçlü bir ekonomi kurdular, çok başarılı oldular, dünya piyasalarını sarstılar, küresel ekonomik çevreleri rekabet gücü ile tir tir titrettiler de, emperyalistler karşı hamleye girişti. Sanki üç turist peşinde takla atan bunlar değildi, ufaktan kapı aralanınca üç beş turisti davul zurna ile karşılayanların ülkesi değil burası. Sanki, peşinde koşulan yatırımcılar, “burası artık güvenilir bir ülke değil, artık piyasa hukuku bile dinlemiyorsunuz, ne olur ne olmaz” diye değil, “çok güçlendiniz, acaip korkmaya başladık” diye paralarını çekmişler.
İşin içinde hiçbir fevkaladelik yok, bunlar yanlış siyasetler sonucu fakirleşen, işleri sarpa saran ülkelerin iktidarlarının vatandaşını teskin etmek için başvurduğu yollar. Öyle ama bu yollara düşen ülkelerin sonu sadece ekonomik kriz ve fakirleşme değil, daha kötüsü bu yolun sonunun toplumsal ve siyasal kriz olması. Zira, ekonomik zorlukları örtmenin ve aşmanın yolunun “ideolojik yükleme” olduğu noktada otoriterleşme de, toplumsal-siyasal gerilim de artarak devam eder, meşum bir sona doğru gidiş hızlanır. Bu koşullar altında, bazılarının sandığı gibi sadece iktidar zayıflamaz, tüm ülke tehlikeli bir yola girmiş olur. Tüm devlet gücünü eline geçiren iktidarlar, ekonomik krizler karşısında güçlerini yitirmemek adına daha fazla zor, susturma, sindirme siyaseti güder, daha fazla ideolojiye abanıp gerilimi daha da artırmaya girişir.
Türkiye’de yaşanan budur; dış politika hataları nasıl İslamcı, milliyetçi ideolojik yüklenme ile perdelenmeye çalışılıyorsa, ekonomide de aynı şey oluyor. Ama konu ekonomi olunca durum daha tehlikeli bir hal alıyor. Fakirleşen bir toplum her zaman sorumluluğu iktidarın yanlış politikalarında görmez, demokratik yollar ile tepki vermez, işte tam da bu nedenle iktidar sorumluluğu savuşturmak için miliyetçiliğe, İslamcılığa abanıyor. “Suçlu, iç ve dış düşmanlar, ülke ateş çemberinde, Türkiye’ye operasyon; çekiyorlar” propagandasının temeli bu. Bu çok tehlikeli bir haldir, zira bu durumda zaten fakirleşmekte olan toplumun iktidarı destekleyen kısmı, tıpkı mensubu oldukları iktidar çevresi gibi, suçu sadece “dış düşman”a değil (çünkü ona ulaşamaz), iç düşmana yükler, ona karşı bilenir. İktidar kime “iç düşman, işbirlikçi” diyorsa artık hedef odur, devlet/iktidar bir yandan iktidar destekçileri diğer yandan o hedefe yüklenir. Hapis yetmez, idam yetmez, kıyım yaşanır.
Bir de işin içine yepyeni bir düzen (Yeni Türkiye) kuracağız iddiası girince, bu düzeni kurma adına zapturaptı meşrulaştırmaya başlayınca, itiraz eden okkanın altına girer. Böyledir bu işler. Tarihte en feci örnekleri yaşandı, büyük bedeller ödendi; Hitler Almanyası “Almanya’nın başına gelenin suçlusu Yahudiler” dedi, soykırım yaşandı, “Versay Antlaşması’nı tanımıyoruz” dedi bir dünya savaşının kapısı açıldı. Stalin Rusya’sı yeni düzeni tutturamayınca, çareyi milyonlarca insanı kıymakta buldu. Mao, Çin’de Kültür Devrimi yapacağım diye, babayı oğula, komşuyu komşuya astırdı. Böylesi cehennemlerin yolu böyle döşenir. Düşman yaratmak, hele hele iç düşman yaratmak, insanları bu yönde hoyratlığa sevk etmek feci bir sona hazırlıktan başka netice vermez. İnsanlık bu tecrübeleri yaşadı, tekrar benzer yollara koyulmanın âlemi yok.  

Yazarın Son Yazıları

‘Yeni devlet’

‘Yeni devlet’

Devamını Oku
07.08.2017
Müftü nikâhı ve İslami rejim

Müftü nikâhı ve İslami rejim

Devamını Oku
04.08.2017
‘Hans’ın ne dediği’

‘Hans’ın ne dediği’

Devamını Oku
31.07.2017
‘Evrim teorisi’

‘Evrim teorisi’

Devamını Oku
28.07.2017
Yeni Türkiye’nin tarih yazımı

Yeni Türkiye’nin tarih yazımı

Devamını Oku
24.07.2017
15 Temmuz’un anlamı

15 Temmuz’un anlamı

Devamını Oku
17.07.2017
15 Temmuz

15 Temmuz

Devamını Oku
14.07.2017
Parayla saadet olmaz

Parayla saadet olmaz

Devamını Oku
10.07.2017
‘Adalet Yürüyüşü’ ve 15 Temmuz

‘Adalet Yürüyüşü’ ve 15 Temmuz

Devamını Oku
07.07.2017
Rıdvan Bey, Katar ve diğerleri

Rıdvan Bey, Katar ve diğerleri

Devamını Oku
03.07.2017
Katar krizi

Katar krizi

Devamını Oku
30.06.2017
Yine hüzünlü bir bayram

Yine hüzünlü bir bayram

Devamını Oku
26.06.2017
Adalet istiyoruz! (23.06.2017)

Adalet istiyoruz!

Devamını Oku
23.06.2017
Nerden başlasak nasıl anlatsak

Nerden başlasak nasıl anlatsak

Devamını Oku
19.06.2017
Katar’ın başına gelenler

Katar’ın başına gelenler

Devamını Oku
09.06.2017
ABD, Türkiye ve Kürtler

ABD, Türkiye ve Kürtler

Devamını Oku
05.06.2017
Toplum yorgunluğu

Toplum yorgunluğu

Devamını Oku
02.06.2017
Trump’ın yeni Ortadoğu siyaseti

Trump’ın yeni Ortadoğu siyaseti

Devamını Oku
29.05.2017
İki veda

İki veda

Devamını Oku
26.05.2017
‘Devrime hazır olun’

‘Devrime hazır olun’

Devamını Oku
22.05.2017
Kötü yönetim ve dış siyaseti

Kötü yönetim ve dış siyaseti

Devamını Oku
19.05.2017
‘Türbe, tarih, siyaset’

‘Türbe, tarih, siyaset’

Devamını Oku
15.05.2017
Fransız seçimleri ve demokrasi krizi

Fransız seçimleri ve demokrasi krizi

Devamını Oku
12.05.2017
İslamcılık, çirkin itiraf

İslamcılık, çirkin itiraf

Devamını Oku
08.05.2017
Yeni siyasi arayışlar

Yeni siyasi arayışlar

Devamını Oku
05.05.2017
Hindistan ziyareti ve İslamcılar

Hindistan ziyareti ve İslamcılar

Devamını Oku
01.05.2017
Referandum sonrası Kürt meselesi

Referandum sonrası Kürt meselesi

Devamını Oku
28.04.2017
Nafile analizler

Nafile analizler

Devamını Oku
24.04.2017
Her şeye rağmen

Her şeye rağmen

Devamını Oku
17.04.2017
Son itiraz hakkımız, son kararımız Kesinlikle HAYIR!

Son itiraz hakkımız, son kararımız Kesinlikle HAYIR!

Devamını Oku
14.04.2017
İslamcıların Suriye ile İmtihanı

İslamcıların Suriye ile İmtihanı

Devamını Oku
10.04.2017
Fırat Kalkanı; ‘zafer’ mi ‘hezimet’ mi?

Fırat Kalkanı; ‘zafer’ mi ‘hezimet’ mi?

Devamını Oku
03.04.2017
‘Vicdan ve adalet nöbeti’

‘Vicdan ve adalet nöbeti’

Devamını Oku
31.03.2017
En büyük tehlike (27.03.2017)

En büyük tehlike

Devamını Oku
27.03.2017
Dünya ve Türkiye; vahim vaziyet

Dünya ve Türkiye; vahim vaziyet

Devamını Oku
24.03.2017
En güzel evler, en iyi arabalar en kötü siyaset

En güzel evler, en iyi arabalar en kötü siyaset

Devamını Oku
20.03.2017
18 yaşında seçilme hakkı

18 yaşında seçilme hakkı

Devamını Oku
17.03.2017
‘Hollanda krizi’nin ötesinde

‘Hollanda krizi’nin ötesinde

Devamını Oku
13.03.2017
‘Erdoğan ve liderlik’

‘Erdoğan ve liderlik’

Devamını Oku
10.03.2017
‘Milli Kültür Şûrası’

‘Milli Kültür Şûrası’

Devamını Oku
06.03.2017