Suriye: Bir insanlık suçu

Suriye: Bir insanlık suçu

28.09.2015 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Rusya’nın Suriye’ye müdahalesi ve oyuna açıkça girmesini eleştirenler kendine baksın, Suriye’ye bugüne kadar kim müdahele etmedi ki? Sadece Rusya ve Suriye mi taraf? ABD, İngiltere, Fransa, Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Suriye’yi bugünkü felaketine sürükleyen müdahalelerde bulunmadı mı? Bu arada, Lübnan Hizbullahı rejim için savaşmak üzere taraf oldu da, Lübnan’ın Sünni cephesi rahat durdu mu? Zamanında Sünni/Hariri cephesinin Filistin mülteci kamplarında desteklediği İslamcı milisler, rejime karşı savaşmak üzere Suriye’ye geçmedi mi? Kimse inkâr edemez, bu ülke elbirliği ile yıkıma sürüklendi ve artık olaylar bir insanlık suçu boyutuna ulaştı.

Kim itiraz etti?
Bu arada, şimdilerde Türkiye’nin Suriye’de izlediği siyaseti eleştirenlerin kaçı, zamanında bu siyasete itiraz etti? Ben, şimdikinden tamamen farklı bir tablo hatırlıyorum ve hafızam gayet iyidir. Arap Baharı’nın Suriye’yi ziyaret ettiği farz edilen Mart 2011’de, AK Parti iktidarı, “demokrasi cephesi yanında hemen tavır takınmakta tereddüt ettiği” için çokça eleştirilmişti. Şimdi Suriye politikasını eleştirenler, o zaman “neden Esada karşı kesin tavır takınılmıyor?” diye ortalığı inletiyordu. Ayrıca, Türkiye Batılı müttefiklerinin ağır baskısı altında kalmıştı, sonra istenilen oldu, Türkiye, müttefikleri ile eşgüdümlü olarak, Esad rejimini devirme siyaseti benimsedi. O dönem, Batılı müttefiklerin tam desteği ile, Özgür Suriye Ordusu Türkiye’de kuruldu, muhalifler Türkiye’de örgütlendi, şimdilerde çok eleştirilen Suriye’ye cihatçı geçişine kimse ses çıkarmıyordu. Ses çıkarmak bir yana, “Suriye’de silahlı muhalefet denilenler aslında radikal İslamcı örgütler, çoğu yabancı savaşçı” diyenler “Esadcılık” ile suçlandı.

Herkes ağız değiştirdi
Sonra işler değişti, yani 2012 yılının sonlarına doğru ABD’nin siyaset rotası değişti, ama Türkiye’de iktidar bu değişimi önce algılayamadı, sonra ise müttefikleri ile bozuşma pahasına, bu değişime sonuna kadar direndi ve nihayet boğazına kadar Suriye’deki savaşa bulaştı. Bu sefer herkes ağız değiştirdi; Türkiye neredeyse Suriye’deki kirli savaşın baş müsebbibi ilan edilmeye başlandı. Bunları, AK Parti iktidarının Suriye siyasetini temize çıkarmak için söylemiyorum, tam tersine bu siyasetin, Suriye trajedisinin baş müsebbiblerinden biri olduğunu düşünüyorum. Dahası, Türkiye Suriye’nin komşusu olan bir ülke olarak herkesten daha temkinli davranmak durumundayken, bölgesel aktör olma hevesi ile çok ama çok kirli bir işe bulaşmakta tereddüt göstermeyip ortaya çıkan gerçekler tablosuna rağmen tutumunu değiştirmediği için olanlardan sonuna kadar sorumlu. Ancak, bu böyle diye bazı gerçekler unutulmasın diyorum.

Nasıl bu hale geldi?
Sahi, ta en başında Suriye’de ne oldu da, bir ülke bu hale geldi? Suriye otoriter bir rejimle yönetilen bir ülkeydi, ama hangi Ortadoğu ülkesi demokratik bir yönetime sahip? Sahi, Suriye’de, Arap Baharı’nın etkisi ile Esad’a karşı başlayan ufak çaplı hareketler, rejimin sert tepkisi nedeniyle mi, kısa sürede bir iç savaşa dönüştü? Otoriter rejimlere karşı yükselen Arap Baharı ayaklanmaları Bahreyn’e uğradığında, neden uluslararası planda kimse muhalefete destek çıkmadı, dahası Suudi Arabistan’ın rejim yanlısı askeri müdahalesine itiraz eden olmadı?

Proje çuvalladı
Bu soruların daha da devamı var, ama işin özeti, Suriye’de olanların asıl nedeninin, “diktatörlüğe karşı muhalefeti desteklemek” bahanesi ile Batı karşıtı, İran yanlısı rejimi değiştirme projesi olduğu. Bu proje fena halde çuvalladığı için, şimdi ülke yıkıldıktan, yani “badel harabüssuriya”, müzakere masasına dönülüyor. Suriye’nin kaderi artık, farklı gerekçeler ile Suriye’de söz sahibi olmak isteyen tüm tarafların ve dolayısı ile İran ve Rusya’nın dahil olduğu müzakereler ile belirlenecek. Bunların hiçbiri olmadan diplomatik yollar denenebilir, milyonların hayatı feda edilmeyebilirdi, yazık, çok yazık! Yine de her şeye rağmen, “müzakere” siyaseti “vekâlet savaşları”ndan iyidir, bu noktada kimsenin birbirini suçlamaya, dışlamaya hakkı yok. Müzakereye karşı olanlar, bari artık şimdi seslerini kesip otursunlar diyorum.

Artık bitsin
Suriye trajedisi, “Esad diktatörlüğü” ve “IŞİD terörü” gerekçelerinin çok ötesinde, irili ufaklı hegemonya hamlelerinin, onların uzantısı olan yanlış hesapların, akılsızlığın, vicdansızlığın eseri, kısacası elbirliği ile işlenen bir insanlık suçu. Zaman içinde, daha fazla gerçek ortaya çıkacak, bu suçun asıl boyutlarını
o zaman göreceğiz, ama keşke bitse artık bu kepaze didişme.
 

Yazarın Son Yazıları

‘Yeni devlet’

‘Yeni devlet’

Devamını Oku
07.08.2017
Müftü nikâhı ve İslami rejim

Müftü nikâhı ve İslami rejim

Devamını Oku
04.08.2017
‘Hans’ın ne dediği’

‘Hans’ın ne dediği’

Devamını Oku
31.07.2017
‘Evrim teorisi’

‘Evrim teorisi’

Devamını Oku
28.07.2017
Yeni Türkiye’nin tarih yazımı

Yeni Türkiye’nin tarih yazımı

Devamını Oku
24.07.2017
15 Temmuz’un anlamı

15 Temmuz’un anlamı

Devamını Oku
17.07.2017
15 Temmuz

15 Temmuz

Devamını Oku
14.07.2017
Parayla saadet olmaz

Parayla saadet olmaz

Devamını Oku
10.07.2017
‘Adalet Yürüyüşü’ ve 15 Temmuz

‘Adalet Yürüyüşü’ ve 15 Temmuz

Devamını Oku
07.07.2017
Rıdvan Bey, Katar ve diğerleri

Rıdvan Bey, Katar ve diğerleri

Devamını Oku
03.07.2017
Katar krizi

Katar krizi

Devamını Oku
30.06.2017
Yine hüzünlü bir bayram

Yine hüzünlü bir bayram

Devamını Oku
26.06.2017
Adalet istiyoruz! (23.06.2017)

Adalet istiyoruz!

Devamını Oku
23.06.2017
Nerden başlasak nasıl anlatsak

Nerden başlasak nasıl anlatsak

Devamını Oku
19.06.2017
Katar’ın başına gelenler

Katar’ın başına gelenler

Devamını Oku
09.06.2017
ABD, Türkiye ve Kürtler

ABD, Türkiye ve Kürtler

Devamını Oku
05.06.2017
Toplum yorgunluğu

Toplum yorgunluğu

Devamını Oku
02.06.2017
Trump’ın yeni Ortadoğu siyaseti

Trump’ın yeni Ortadoğu siyaseti

Devamını Oku
29.05.2017
İki veda

İki veda

Devamını Oku
26.05.2017
‘Devrime hazır olun’

‘Devrime hazır olun’

Devamını Oku
22.05.2017
Kötü yönetim ve dış siyaseti

Kötü yönetim ve dış siyaseti

Devamını Oku
19.05.2017
‘Türbe, tarih, siyaset’

‘Türbe, tarih, siyaset’

Devamını Oku
15.05.2017
Fransız seçimleri ve demokrasi krizi

Fransız seçimleri ve demokrasi krizi

Devamını Oku
12.05.2017
İslamcılık, çirkin itiraf

İslamcılık, çirkin itiraf

Devamını Oku
08.05.2017
Yeni siyasi arayışlar

Yeni siyasi arayışlar

Devamını Oku
05.05.2017
Hindistan ziyareti ve İslamcılar

Hindistan ziyareti ve İslamcılar

Devamını Oku
01.05.2017
Referandum sonrası Kürt meselesi

Referandum sonrası Kürt meselesi

Devamını Oku
28.04.2017
Nafile analizler

Nafile analizler

Devamını Oku
24.04.2017
Her şeye rağmen

Her şeye rağmen

Devamını Oku
17.04.2017
Son itiraz hakkımız, son kararımız Kesinlikle HAYIR!

Son itiraz hakkımız, son kararımız Kesinlikle HAYIR!

Devamını Oku
14.04.2017
İslamcıların Suriye ile İmtihanı

İslamcıların Suriye ile İmtihanı

Devamını Oku
10.04.2017
Fırat Kalkanı; ‘zafer’ mi ‘hezimet’ mi?

Fırat Kalkanı; ‘zafer’ mi ‘hezimet’ mi?

Devamını Oku
03.04.2017
‘Vicdan ve adalet nöbeti’

‘Vicdan ve adalet nöbeti’

Devamını Oku
31.03.2017
En büyük tehlike (27.03.2017)

En büyük tehlike

Devamını Oku
27.03.2017
Dünya ve Türkiye; vahim vaziyet

Dünya ve Türkiye; vahim vaziyet

Devamını Oku
24.03.2017
En güzel evler, en iyi arabalar en kötü siyaset

En güzel evler, en iyi arabalar en kötü siyaset

Devamını Oku
20.03.2017
18 yaşında seçilme hakkı

18 yaşında seçilme hakkı

Devamını Oku
17.03.2017
‘Hollanda krizi’nin ötesinde

‘Hollanda krizi’nin ötesinde

Devamını Oku
13.03.2017
‘Erdoğan ve liderlik’

‘Erdoğan ve liderlik’

Devamını Oku
10.03.2017
‘Milli Kültür Şûrası’

‘Milli Kültür Şûrası’

Devamını Oku
06.03.2017