İran’daki Frankenstein
Örsan K. Öymen
Son Köşe Yazıları

İran’daki Frankenstein

07.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

ABD’nin ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonları son günlerde hem Türkiye’de hem de dünyada en fazla tartışılan konuların arasında yer alıyor.

Ancak siyasetin hem sağında hem de solunda, görünüşlere aldanan, siyaseti stratejik hesaplardan ibaret sanan ve tarihsel, kavramsal, kuramsal bir bakış açısından uzak kesimler, İran konusunda nesnel bir değerlendirme yapamamaktadırlar.

Her şeyden önce bu savaş, kötülerle iyilerin değil, kötülerle kötülerin savaşıdır. Bu savaşta ABD-İsrail hükümetinin taraftarlığını yapmak da, İran hükümetinin taraftarlığını yapmak da, ahlaken, siyaseten ve hukuken doğru değildir.

ABD’nin ve İsrail’in emperyalist çizgisi, dünyada yol açtığı zulümler, adaletsizlikler, yıkımlar ve sömürüler zaten malum olan şeylerdir.

Ancak dünyadaki tüm İslamcı, köktendinci, laiklik karşıtı ve teokratik yönetimler gibi, İran’daki yönetim ve rejim de, emperyalizmin bir ürünüdür.

1979 yılında İran’daki monarşik düzeni yıkıp, onun yerine teokratik bir düzen kuran Ayetullah Humeyni, onlarca yıl ABD, CIA ve NATO tarafından korunup kollanmıştır.

***

İran şahı Muhammed Rıza Pehlevi 1963 yılında “Beyaz Devrim” olarak bilinen bir reform sürecini başlattı. Bu çerçevede toprak reformu, çiftçinin toprak mülkiyeti sahibi olması, ruhban sınıfının toprak mülkiyeti tekelinin ortadan kaldırılması, sanayi kurumlarında halka kâr ortaklığının sağlanması, kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması, yargıdaki ve kamu kurumlarındaki kadrolaşmada kadınlara, erkeklere ve farklı din ve mezheplerden olanlara eşit hakların tanınması, eğitimde laiklik ilkesinin daha fazla dikkate alınması, ormanlık alanların ulusallaştırılması, ulaşım, sulama, eğitim ve sağlık alanlarında yatırımların yapılması doğrultusunda önemli adımlar atıldı.

İran’da köktendinci ve laiklik karşıtı hareketleri örgütleyen Humeyni, bu reformlara karşı çıkıp yönetimi devirmek üzere örgütlenmeye başlayınca, İran yönetimi tarafından önce tutuklandı, daha sonra da sürgüne gönderildi.

Humeyni 1964-1965 yılları arasında, bir NATO üyesi olan Türkiye’de, CIA’in ve MİT’in koruması altında, Ankara ve Bursa’da; 1965-1978 yılları arasında da Irak’ın Necef kentinde yaşadı.

Ancak Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin, İran yönetiminin baskısıyla 1978 yılında Humeyni’yi sınır dışı etti; Humeyni bunun üzerine yine bir NATO üyesi olan Fransa’ya yerleşti. Humeyni 1979’daki teokratik darbeyi Fransa’nın Paris kentinden, Fransa devletinin ve NATO’nun bilgisi, onayı ve koruması altında örgütledi. Humeyni, 1964 yılından itibaren çeşitli aralıklarla ABD ve CIA ile iletişim halinde oldu.

***

İran’daki monarşik ve despotik yönetim bazı dönemlerde ABD, Britanya ve NATO ile yakın ilişki ve işbirliği içerisinde oldu, bazı dönemlerde ise onların çıkarlarına aykırı hareket etti. İran’daki petrol kaynaklarının Pehlevi iktidarında, bazı dönemlerde özelleştirilmesi ve yabancı yatırımcıların ortaklığına açılması, bazı dönemlerde ise ulusallaştırılması ve kamulaştırılması, İran’ın ABD ve Britanya ile ilişkilerinin inişli çıkışlı olması, emperyalizmin Humeyni’yi yedekte tutmasına neden oldu.

Emperyalizm İran’da teokratik ve anti laik bir rejimin yolunu açarak bir yandan İran’ı daha da zayıflattı, İran’ın ulusal kimliğini, birliğini ve güvenliğini geliştirmesini daha da zorlaştırdı, bir yandan da bazı konularda Humeyni rejimiyle doğrudan işbirliği yaptı.

Humeyni iktidara geldikten sonra İran yönetimi, anti kapitalist ve antiemperyalist olan binlerce sosyalisti ve komünisti katletti; İran’ın komünist partisi Tudeh’i kapattı; Nikaragua’daki sosyalist yönetimi devirmeye çalışan “Kontra” terör örgütünün silahlandırılması konusunda ABD ile işbirliği yaptı; İran-Irak savaşında İsrail’den silah yardımı aldı; Irak’taki Osirak nükleer santralının vurulması için İsrail ile ortak hareket etti.

Özetle, emperyalizm bugün aslında, yarattığı “Frankenstein”ı yok etmeye çalışmaktır.

Yazarın Son Yazıları

Sosyalizm ve laiklik

Laiklik, dinin devlet, siyaset, hukuk, eğitim işlerine karışmaması ve müdahale etmemesi, devletin de dindar vatandaşın dini inanç ve ibadet özgürlüğünü ve dindar olmayan vatandaşın felsefi görüşünü ve yaşam tarzını güvence altına almasıdır.

Devamını Oku
20.04.2026
Sahte umutlar diyarı

1917 Ekim Devrimi’nin öncüsü ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin kurucusu Vladimir Lenin, emperyalizm kavramını çözümleyen, kapitalizm ile emperyalizm arasındaki ilişkiyi açıklayan ve emperyalizme karşı mücadelenin kuramsal temellerini ortaya atan en önemli düşünürlerden ve yazarlardan birisiydi.

Devamını Oku
18.04.2026
Muhalefetin çıkmaz sokağı

AKP’nin ana muhalefet partisi CHP üzerinde uyguladığı baskılar giderek artarken, CHP eski yöntemle yeni sonuç almaya çalışıyor.

Devamını Oku
13.04.2026
Lübnan

ABD’nin ve İsrail’in İran’a saldırması, İran’ın da Ortadoğu’da kendisine saldırmayan başka ülkelere saldırması ve Hürmüz Boğazı’nı hukuka aykırı biçimde kapatması sonucunda ortaya çıkan savaşta, Lübnan ne yazık ki gölgede kaldı.

Devamını Oku
11.04.2026
Kazanmak, kaybetmek

Düşmana karşı bir savaşı ve mücadeleyi kazanabilmek için, öncelikle düşmanın gücünü ve kapasitesini çok iyi analiz etmek gerekir.

Devamını Oku
06.04.2026
İran’daki buzdağı

19. yüzyılda felsefe, sosyoloji, siyaset bilimi, ekonomi, tarih alanlarında disiplinlerarası çalışmalar yapan Karl Marks, ekonomik temelin üstyapıyı belirlediğini savunmuştu.

Devamını Oku
04.04.2026