Olaylar Ve Görüşler

Asgari ücret sorunu - Dr. Engin ÜNSAL

19 Kasım 2021 Cuma

Plansız bir biçimde yürütülen ülke ekonomisinin yarattığı hayat pahalılığı özellikle dar gelirli yurttaşlara taşınamayacak yükler getirmektedir. Anayasanın başlangıç maddesinin altıncı bendi, “Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu” hükmü ile devlete yurttaşlarına onurlu bir yaşam yaşatma görevini vermektedir. Anayasanın 55. maddesinde bu husus bir kez daha daha güvence altına alınmakta ve “Devlet çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli önlemleri alır” demektedir. Mevcut iktidarın bu anayasa hükümlerini yaşama geçirdiği söylenemez çünkü yaklaşık on milyon Türk vatandaşı yoksulluk sınırında yaşamaktadır ve pazar artıklarından toplayarak hayata tutunmaya çalışan insanlar bulunmaktadır.

İŞÇİLERİN ZOR DURUMU

Ülkemizde iş sözleşmesine dayalı olarak yaklaşık 15 milyon işçi çalışmakta ve bunların yüzde yetmişi asgari ücretle çalışmaktadır. Asgari ücret bugün 2825 liradır ve belirlendiği günden bu yana önemli ölçüde değer kaybetmiştir. İşçinin reel ücreti çok düşmüş ve işçileri sosyal bir facianın eşiğine getirmiştir. İşçilerin büyük bir çoğunluğunun sendikal güvenceden yoksun olduğu ülkemizde işçilerimiz bir yaşam savaşı vermektedir. Asgari ücret 4857 sayılı İş Kanunu’nun 39. maddesinde, “İş sözleşmesi ile çalışan ve bu kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin ekonomik ve sosyal durumlarının düzenlenmesi için Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca Asgari Ücreti tespit komisyonu aracılığı ile ücretlerin asgari sınırı en geç iki yılda bir belirlenir” denmektedir. Maddenin devamında bu komisyonun kimlerden oluşacağı belirtilmektedir. Bu komisyon 5 devlet, 5 işveren ve 5 sendikal kesimden olmak üzere 15 kişiden oluşmakta ve iktidar temsilcileri sürekli olarak işveren temsilcileri ile aynı doğrultuda oy kullandıklarından bu komisyon kararları hiçbir zaman işçiler lehine olmamıştır ve olmayacaktır.

EVLİ-BEKÂR İŞÇİ AYRIMI YOK

İş Kanunu’nun 39. maddesinde ki düzenleme çok yanlıştır. Maddede işçinin ekonomik ve sosyal durumundan söz edilmekte sorumlulukları çok farklı olan bekâr-evli işçi ayrımı yapılmamaktadır. Bekâr işçi genelde kendinden sorumludur ama evli işçinin sorumluluğunu taşıdığı eşi ve çocukları vardır. Madde bu haliyle evli-bekâr ayrımı yapmadan tek bir ücret belrlemekte ve bu da evli işçilerin aleyhine çok olumsuz bir farklılık getirmektedir. Evli işçinin konut kirası, eşinin yaşam hakkı ve çocuklarının eğitim hakkı bir asgari ücretle karşılanamayacak boyuttadır. 

İktidar yanlış politikaları ile asgari ücretle çalışan işçilerin bile çalışma hakkını tehlikeye atmaktadır. Bugün ülkemizde dört milyon sığınmacı vardır ve bunların büyük bir çoğunluğu çalışabilacak yaştadır. Bu insanlar geçinebilmek için hangi koşullarda olursa olsun, çalışmak zorundadır ve genellikle merdiven altı denilen işyerlerinde kaçak olarak asgari ücretin yarısına, üçte birine razı olarak çalışmaktadırlar. Devletin bunu denetleyip önleyecek denetim elemanları yoktur. Böylece asgari ücretle çalışan işçi hem geçim zoruluğu yaşamakta hem de işini kaybetme tehlikesi yaşamakta, çoğu kez de işini sığınmacılara kaptırmaktadır. Bu ikili kıskaç yaşamı asgari ücretle çalışan işçiler için çekilmez duruma getirmektedir.

NE YAPILMALI?

İşçilere insanlık onuruna yakışan bir yaşam yaşatmak devlet için anayasal bir görevdir. Bugün asgari ücretle çalışanlar bu çizginin çok gerisindedir. Asgari Ücret Komisyonu yakında toplanacak ve milyonlarca işçinin kaderini belirleyecektir. Bu komisyonun işletmelerde işyeri giderleri içinde işçilere ödenen payın çok düşük olduğunu mutlaka hatırlaması gerekir. Belirlenecek ücret işçinin konut, mutfak, çocuklarının eğitimi, taşıt giderlerini ve hatta sinema-tiyatro gibi kültürel giderlerini karşılayacak bir rakam olmalıdır. Komisyon mutlaka evli-bekâr işçi ayrımını yapmalı ve evli işçiler için daha yüksek bir ücret belirlemelidir. Asgari ücretin miktarını bizim belirlememiz doğru olmaz ama ekonomik göstergeler, çarşı-pazar fiyatları ortadadır bu nedenle yüzde 20, yüzde 30 dolayında bir artış değil , asgari ücreti evli işçiler için 5000 lira dolayına taşıyacak bir rakam düşünülmelidir. Elbette bekâr işçilerin ücreti bunun altında belirlenecektir.

Müteahhitlere hak etmedikleri milyarlarca lirayı ödeyen devlet gerekiyorsa işverenlerin asgari ücret ödemelerine yardımcı olmayı da düşünmelidir.

DR. ENGİN ÜNSAL

GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ

HUKUK FAKÜLTESİ


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları