Olaylar Ve Görüşler

Dış Politikada Akılcı Tavır - Daver DARENDE

15 Haziran 2021 Salı

Türkiye yoluna yeni mayınların döşendiği tehlikeli bir süreçten geçiyor. Ortadoğu’da, Doğu Akdeniz’de, Ege’de, Kuzey Afrika’da ve Kıbrıs’ta izlenen dış politika ABD ve Batı’ya bağımlı, savunmada kalan tek yönlü bir dış politikadır. Türkiye, ne acıdır ki izlenen bu yanlış politika nedeniyle ödün veren, baskılara açık olduğu izlenimi yaratan bir konuma getirilmiştir.

Atatürk’ün geleneksel dış politika ilkelerinden vazgeçilmiş, izlenen ihvancı politika başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Atatürkçü dış politikada ideolojik dogmalara, mezhepsel ve dinsel kavramlara, yayılmacı hayallere yer yoktur. Atatürkçü dış politikanın temelini Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi oluşturur.

Dış politikanın rastgele konuşulmayacak kadar önemli bir konu olduğunu, ülkemizin ulusal çıkarları ve güvenliği söz konusu olduğunda çelişkiye düşmemek için söylenecek her sözün dikkatle ve titizlikle seçilmesi gerektiğini hatırlamak zorundayız.

Anayasa profesörü değerli hocamız Mümtaz Soysal, günümüzün en duyarlı konularından biri olan ve giderek aleyhimize gelişen Suriye sorununa ilişkin olarak Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan 8 Şubat 2012 tarihli ve Suriye Yanlışı” başlıklı yazısında ülkemizin dış politikadaki hazin durumunu şöyle özetlemişti: Suriye konusundaki davranış Libya konusundaki kadar şaşırtıcı. Ankara, akıllıca hatta bilgece davranabilmeliydi, olmadı.”

Suriye gibi Türkiye için yaşamsal önemdeki komşu bir ülkeyle ilişkilerimizi ne acıdır ki bilgece yürütemedik. Sonunda Suriye’de bataklığa saplandık.

Ortadoğu’nun kaygan ve değişken ortamında hâlâ “stratejik müttefik” gözüyle baktığımız ABD, PYD/PKK gibi terör örgütleriyle ilişkilerini her alanda geliştirirken Türkiye, bölgesinde yalnızlık içinde çığ gibi büyüyen sorunlarla karşı karşıyadır.

YETERSİZ TEPKİ

ABD kendi kara ordusu gibi gördüğü PYD/PKK’yi desteklemekten asla vazgeçmeyecektir. Suriye’nin kuzeyinde özel bir PYD/PKK bölgesi kurulmasına uğraşan ABD, bu statünün Türkiye tarafından da kabullenilmesini istiyor.

Fırat’ın doğusundaki gelişmelerin tehlikeli boyutlara ulaştığı bu duyarlı dönemde ABD’nin Suriye’nin kuzey bölgesine askeri yardımını artırması, bölgede giderek güçlenen PYD/PKK’yi silahlandırması ülkemizin ulusal bütünlüğünü yakından ilgilendiren, önemsenmesi gereken gelişmelerdir.

ABD’nin terör örgütüne sağladığı bu destek Türkiye’nin karadan yapabileceği olası bir harekâta karşı PYD/PKK’yi korumaya yönelik caydırıcı kalkan” olma özelliğini taşımaktadır.

13 Ocak 2019 gecesi, geç saatlerde, ABD Başkanı Trump’ın attığı tweet’te Türkler Kürtlere saldırırsa Türkiye’yi ekonomik yönden yeniden mahvederiz” şeklindeki ülkemize yönelik tehdit içeren açıklaması Türk-ABD ilişkilerinde bardağı taşıran damla olmuş ancak bu açıklamaya karşı “üzüntü” belirtilmekle yetinilmiştir.

PARTİLERÜSTÜ YAKLAŞIM

Tüm bu gelişmelerin ardından ABD Başkanı Trump’ın Suriye ile Irak arasında mekik diplomasisi”ni yürüten özel temsilci James Jeffrey’in Türkiye’nin bölgede yeni bir harekât düzenlemeyeceğini öne sürmesi” (Cumhuriyet, 21 Eylül 2020) dikkat çekici bir gelişmeydi.

Uluslararası ilişkilerde varsayımlar üzerine strateji oluşturmak sakıncalıdır. Stratejik ortak” olabilmek için önce strateji”de uyuşmak gerekir. ABD, Türkiye ile bugüne kadar sürdürdüğü ilişkilerde böyle bir ortaklığı asla kabul etmemiştir. ABD’nin oyalama politikası bugün de devam etmektedir.

Dış politika partilerüstü bir devlet politikası ile yürütülmelidir. Artık gerçekleri görmenin ve ulu önder Atatürk’ün ilkeleri doğrultusunda bilgece bir dış politika izlemenin zamanıdır.

DAVER DARENDE

EMEKLİ DİPLOMAT / YAZAR


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları