Olaylar Ve Görüşler

Erişkinler için de zararlı

17 Mart 2016 Perşembe

Survivor programının sahip olduğu reytingin en önemli nedeni programın formatında gizlidir. Yarışmada sadece ünlüler ile gönüllülerin mücadeleleri ekrana getirilse bir sorun olmazdı. Zaten reyting de almazdı. Survivor’da özellikle saldırganlık içeren görüntüler, reyting malzemesi olarak kullanılmaktadır. İşte bu nedenle yüksek reytingler almaktadır. Ama bu durum toplum için çok tehlikelidir. Çünkü ekrandaki şiddet görüntüleri, toplumdaki şiddeti artırır.

Sözel ve fiziksel saldırganlığı bilirsiniz. Ağız dalaşı, hakaret, küfür vb. gibi sözel şiddet içeren görüntüleri, hatta fiziksel kavga görüntülerini Survivor’da sık olarak görürsünüz. Program aralarında bu kavgaların ve sataşmaların defalarca jenerik reklamları yayınlanır. Ama pek kimsenin bilmediği, ama bir o kadar da tehlikeli olan bir saldırganlık türü vardır ki; o da ilişkisel saldırganlıktır.

 

İlişkisel saldırganlık

Bu saldırganlık türünde kişi, diğer insanların sosyal dünyalarını ve ilişkilerini manipüle eder. Bu saldırganlık türü, popülariteye ulaşmada ve sürdürmede etkilidir. Bilimsel bir bakış açısı ile Survivor’un yüksek reyting almasında ki en önemli faktörün, ilişkisel saldırganlık içeren görüntüler olduğunu söylemek yanlış olmaz. Survivor’da ilişkisel saldırganlık örnekleri çoktur. Birbirinin arkasından konuşma, dedikodu, kulis ve entrika sahneleri buna tipik örnektir. Özellikle final gecesinde kimin eleneceğini belirlemek için yapılan oy verme anı, ilişkisel saldırganlığın zirve yaptığı andır. İşte o ana, ekran karşısındaki insanların takılıp kalması normaldir.

Çünkü insanlar bu programı alt beyinleri ile izlerler. Alt beyin o tadı aldığında, ertesi gün ki programın isteğini duyar. Aslında izleyenler, kendileri ile özdeşleştirdikleri kahramanların kavgalarına takılırlar ve kalırlar. Aslında orada kavga eden kişi, seyircinin kendisidir. Ayrıca, yapılan bilimsel çalışmalarda ilişkisel saldırganlık ve Makyavelizm arasında kuvvetli ilişki bulunmuştur. Zaten saldırganlığın kullanılarak reyting alınması ve büyük kazançların sağlanması ise etik değildir ve bu durum ise tipik bir Makyavelizm örneğidir. İlişkisel saldırganlığın olduğu yerde, Makyavelizmin olma olasılığı yüksektir. Zaten adada bir kurmaca olduğunu Merve Saraç adlı bir yarışmacı iddia etmiş ve hukuka yansımış bir dava bile mevcuttur.

 

Şiddet kültürü

Bu programlar kısa vadede insanların kafasını meşgul ederek, oyalayabilir. Ama uzun vadede, özellikle çocuk ve ergenlere verdiği zarar, toplumdaki şiddet kültürünün patlamasında ciddi bir risk faktörüdür. Çünkü yapılan bilimsel çalışmalarda medyada yayınlanan bir saldırganlık türünün diğer saldırganlık türlerini de etkileyebildiği gösterilmiştir. Hatta bir çalışmada medyadaki ilişkisel saldırganlığın, sonradan gelen fiziksel saldırganlığı artırdığı bildirilmiştir.

 

Saldırgan ve popüler

Bazı bilimsel çalışmalarda ilişkisel saldırganlık ile algılanan popülarite artışı arasında ilişki bulunmuştur. Hatta son dönemde bazı gençlerin, algılanan popülariteyi artırmak için kasıtlı olarak saldırgan davrandıkları bildirilmiştir. Buradaki en büyük tehlike, model alma ile öğrenen çocuklar ve ergenlerdir. Survivor’daki sözel ya da ilişkisel saldırganlığı uygulayarak reyting alan kişiler vardır. Yani hem çirkef, hem de reyting alıyor ve elenmiyorlar. Hem saldırgan, hem de popüler... İşte bu algı çok tehlikelidir. Her türlü saldırgan davranışına rağmen hâlâ halktan destek alıyor algısının yaratılması, o programı seyreden çocuk ve ergenlerin de, o metotları uygulayarak popülariteye ulaşmak istemesine yol açabilir.

Bu bilgiler dikkate alındığında bilimsel bir bakış açısıyla; “televizyonun harika çocuğu” denilen Sn. Acun Ilıcalı’nın “Makyavelizmin harika çocuğu” da olduğu söylenebilir. Çünkü yaptığı programlarda ekmeğini ilişkisel saldırganlık ve Makyavelizmden çıkardığı söylenebilir.

Survivor vb. yarışmalarda, medyanın reyting odaklı bakış açısı son derece sığ, günü kurtaran özellikte olup, gençler ve çocuklar için özendiricidir ve toplum için çok büyük tehlikeler taşımaktadır. Bu nedenle bu programlara RTÜK’ün acil olarak müdahale etmesi ve düzenlenmeler yapması zaruridir.

Dr. AHMET KOYUNCU
Psikiyatr/Bağımsız Bilim Adamı


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları