Olaylar Ve Görüşler

Geç kalmış olsa da...

22 Ocak 2020 Çarşamba

Yücel FEYZİOĞLU

Gürcistan ile Türkiye sınırında Aktaş Gölü var. Göl kıyısında aynı adla anılan Aktaş Köyü. 1992 mayıs ayında Çıldır’a gittim. Milli Eğitim Müdürü Ziyaeddin Korkmaz: “Gel seni o köye götüreyim, bir sürprizle karşılaşacaksın,” dedi, gidip Âşık Hacı’ya konuk olduk. Âşık saz eşliğinde bize bir masal anlattı. Masal, Yaşar Kemal’i anlatıyordu: “Masmavi gölün kıyısında yüksek kayalıklar... Kayaların içine oyulmuş görkemli bir saray varmış. Sarayda bey ile eşi yaşarmış. Bu saray öylesine dik, öylesine sarp bir yerdeymiş ki el yetmez, güç çatmaz. Beyin hayvan sürüleri derin vadileri doldurur, at yılkıları dağdan dağa kanat açarmış... Gelgelelim bu bey ile eşinin çocukları doğar ama yaşamazmış. Saraya bir vay, bir haray düşermiş ki duyanın yüreği yanarmış. Başvurmadıkları hekim, gitmedikleri derviş kalmamış, ama faydasız... Bir gün dünyanın en bilgesi, ak saçlı, ak giysiler içinde Korkut Ata derler, bir dede çıkagelmiş...” 

Bundan sonra masal yüzlerce yıl geçmişi günümüze bağlayarak daha da güzelleşir. Korkut Ata, bin bir çiçekten derleyip minicik bir şişeye süzdüğü bal renginde bir şerbet verir. “Bu şerbeti için. Çocuğunuz yaşayacak. Yedi yaşına gelince Keloğlan’ı ziyaretine gidin. Yedi koç kurban edin, yedi obanın halkına yedirin. Ben gelmeden sakın ona bir ad vermeyin” deyip gider. 

Aynısını yaparlar, çocuk yaşar. Yedi yıl sonra kurbanları keserken çocuk koçları kurtarmak ister. Ama kurtardığı koç kaçarken boynuzu çocuğun bir gözünü kör eder. Bir ağlaşma, bir figan... Gökyüzünden ak sakallı, ak giysiler içinde Korkut Ata inip gelir: “Nedir bu feryadı figan!.. Çocuğun bir gözü olmasa ne olur? O akıllı kemalli olacak, o yaşayacak, bütün kelimelerimizi toplayıp dünyaya o yayacak...” diyerek âşık diliyle kültürümüze inanılmaz güzellikte ulusal bir karakter katar. (Sihirli Limon, Anadolu Masalları, Yücel Feyzioğlu)

Renkli kültür...

Masallar, hayal ürünü de olsa, belli gerçeklerden yola çıkarak o toprakları, o yurdu, o yurdun insanlarını anlatırlar. O ülkenin tarihinden, geleneğinden, dil ve duygu derinliğinden, renginden, terbiye ve edebinden damıtılır ve dünya kültürüne bir renk katarlar. 

O kültürün yerine yabancı bir kültürü koyarsanız çocuğunuza kendi kültürel kimliğini kazandırmanız çok zorlaşır, evrensel kültüre de katkınız olmaz. Fransa’da ilk masal kitabıyla Charles Perrault 1696 yılında, Almanya’da Grimm Kardeşler 1812 yılında, Rusya’da Alexander N. Afanasyev 1826’da ve Danimarka’da Andersen 1853’ten beri masallarıyla öyle bir etki yaratırlar ki gerisini UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Oğuz Öcal’ın (Milli Folklor 2010, sayı 85 ve Muzip Masal Cini’ndeki) yazısından alıntılayalım: 

“...Grimm’lerle hız kazanan Hıristiyan ümmetinin...kendi milletinin köylü ve sözlü alanına yönelişi, bu tarihten sonra özellikle Kuzey Avrupa’da etkin ve güçlü olmak üzere, bütün Orta ve Doğu Avrupa’da bir uluslaşma(...) akımı yarattı. Hıristiyanlık kültürünün kentli ve yazılı alanlarını yöneten Latin kökenliler bile(...) bu sürecin dışında kalamadılar. Uluslaşma heyecanı bütün Avrupa’yı sardı ve ulus devletlerin kuruluş, ümmet devletlerin veya imparatorlukların yıkılış süreci hızlandı.” 

Ulusal kimlik zayıf düştü

Bizde ise 1932’den itibaren masalların derlenmesi için önemli adımlar atılmışken yazarlarımız ne yazık ki o masalları işlemediler, 1940’lı yıllarda ise Pertev N. Boratav masallara, Nihal Atsız efsanelere yöneldiler. Nihal Atsız’ın gereksiz sert dili hem kendisini marjinalleştirdi, hem de Pertev N. Boratav’ın üniversitedeki kürsüsü kapatılarak işine son verildi.

“Birinin ırkçı-Turancı, birinin komünist olarak suçlanmasıyla efsane ve masallarımızın yaygınlaşması engellenmiş” oldu. Bunların yerine Grimm Kardeşler’le Andersen masalları ve Arap menkıbeleri yaygınlaştırılarak kültürel kimliğimizin gelişmesinin önüne set çekildi. Toplumumuz kalın duvarlarla ikiye bölündü. Bütün dünyada farklı biçimlerde bu süreç yaşandı. Yukarıda adını andığım Batılı masalcılar yaygınlaşırken yerel kültürler göz ardı edildi, küçümsendi, ulusal kimlikler zayıf düştü. 



Yazarın Son Yazıları