Olaylar Ve Görüşler

Kıbrıs’ta ulusal duruş - Ahmet GÖKSAN

25 Ağustos 2021 Çarşamba

“Ölümsüz ATATÜRK Türk vatanını kurtardığı gün biz de kurtulmuştuk. Büyük askerden aldığımız ilham bizler için en tesirli silah olmuştur. 1955’lerden 1974’e adanın huzur ve sükûnunu iade etmek maksadıyla adaya ayak basan kahraman ordunun gelişine kadar bizlere kâfi geldi.”

Dr. Fazıl KÜÇÜK / 1982

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 47. yılı kutlamalarına neredeyse denk düşen günlerde BMGK’den Kıbrıs’a ilişkin karar geldi. BMGK, 4 Mart 1964 tarihinde alınan 186 sayılı karara bağlı olarak görev yapan barış gücünün görev süresinin 31 Ocak 2022 tarihine kadar uzatılması kararını verdi. “Bunda ne var?” diyeceksiniz. Anılan gücün göreve başladığı tarihte genel yazman olan U Thant, saldırı altında olan Kıbrıs Türklerini yok sayıyor, Rumlar ve İngilizlerle işbirliği yapmayı yeğliyordu. Çünkü anılan gücün adaya gelmesi öncesinde bu görevi İngiliz askerleri yerine getiriyordu. U Thant’tan sonra göreve gelen genel yazmanların aynı yolu izledikleri biliniyor.

TÜRK MUKAVEMET TEŞKİLATI

Buna karşın bizler hamasetin ötesine geçemeyen açıklamalarla kendi kendimize yani Çetin Altan’ın dediği gibi Türk’ten Türk’e propagandasını yapıyoruz. Adanın İngilizlere Osmanlı yönetimi tarafından kiralanmasıyla Kıbrıs Türkleri için var olma mücadelesi de başlamış oldu. İngiltere, Yunanistan ile ortak hareket ederek Kıbrıslı Rumlar aracılığıyla Soğuk Savaş ürünü olan EOKA terör örgütünü kurdu. Bunun üzerine Kıbrıs Türkleri de kendilerini güvence altına alabilmek için çoban ateşi benzeri savunma örgütlerinin bileşeni olan Türk Mukavemet Teşkilatı’nı 1 Ağustos 1958 tarihinde kurdu. 

Uzun soluklu mücadele sonrasında 16 Ağustos 1960 yılında her iki toplumun siyasi eşitliğine dayanan, coğrafi federasyon tezine yakın olan bir yönetim kuruldu. O günlerde kurulamayan bölgesel federasyonun şimdilerde kurulabilmesi için görüşmeler, müzakereler 50 yıla yaklaşan süredir karşımızdaki unsurun ayak diremesi sonucunda gerçekleşemiyor. 

20 Temmuz 1974 tarihinde gerçekleştirilen Barış Harekâtı sonrasında Cenevre’de masaya oturan taraflarca adanın kuzeyinde otonom Türk yönetimi, Güneyinde ise otonom Rum yönetiminin kurulması kararı alınıyordu. Bu karar ile daha önce kurulamayan bölgesel federasyon gerçekleşmiş oluyordu. Yukarıda da belirttiğimiz gibi karşı tarafın ayak diremesi sonucunda Kıbrıs Türklerinin ilk devleti olan Kıbrıs Türk Federe Devleti 13 Şubat 1975 tarihinde kuruluyordu. Rum direnişi kırılamadığı için federasyon yapısı ile uluslararası alanda mücadele edebilmek için 15 Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu. 

KKTC TANINMADI

BMGK’nin aldığı 550 sayılı kararla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınmıyordu. Buna karşın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurtdışında 30’a yakın ülkede BM başta olmak üzere AB nezdinde, belli başlı AB üyesi ülkeler, Londra ve Washington’da temsil ediliyor. Ancak adı geçen ülkeler tanımama konusunda olayı nadasa bırakmayı yeğliyorlar. 

Bugüne değin tanınmıyor olmasının nedeni bizim kusurumuzun yanı sıra karşı tarafın BM kararlarını öne sürüyor olmasıdır. Bu bakış açısının sakat olduğu gerçeğini ne yazık ki anlatabildiğimizi söylemek olası değildir. Gerçek durum bu olmasına karşın şimdilerde “Kuzey” sözcüğünün isimden çıkarılarak Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak değiştirildiğinde tanınmanın gerçekleşebileceğini söylüyorlar. Annan’ın ölmüş olan ve gündemde olmayan belgesinde Kıbrıs Türk Devleti olarak geçtiği için tanınmanın olası olacağını savlıyorlar. Belgede sözü edilen devlet değil eyalettir. Bu savla ortalıklara çıkanlar BM’den karar alınırken Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temsilcilerini neden tanımadıklarını sorgulasınlar.  

Bu düşünce yapısı içinde olanlara, yüce Atatürk’ün önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl kurulduğunu ve kurtuluşun nasıl gerçekleştiğini bir kez değil fırsat buldukları zamanlarda sürekli olarak okumalarını öneriyorum. 

Kıbrıs uyuşmazlığının çözümünün hamasetle değil yüce Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesinin uygulanmasıyla kalıcı olacağı inancındayım.

AHMET GÖKSAN 

GAZETECİ/YAZAR


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yapay Afet - Tunç SOYER 27 Eylül 2021