Olaylar Ve Görüşler

Korona ve kat mülkiyeti kanunu

04 Nisan 2020 Cumartesi

Prof. Dr. Üstün Dökmen

Gençliğimde şunu öğrenmiştim: Apartman toplantılarında bazı paydaşlar, apartmanın tabanının, tavanının ve dört cephesinin o binada oturan herkesi ilgilendirdiğini bir türlü kavrayamazlardı. Çatıda oturan, bodrumu su bastığında bunun sadece orada oturan kişinin sorunu olduğunu, çatı aktığında ise alt kattakiler bunun çatıda oturanı ilgilendirdiğini iddia eder, gerekli masrafa katılmak istemezlerdi. Bu büyüklerimiz, Kat Mülkiyeti Kanunu’nda yer alan “Taban ve tavan müşterektir” ilkesini bir türlü anlayamazlardı. Belki de bazıları anlardı da işlerine gelmezdi. Bu yüzden pek çok paydaş mahkemelik olmuştur. 

Orta yaşa gelince, apartmanlar için geçerli olan bu ortaklık, bu paydaşlık mantığının, aslında bütün dünya için de geçerli olması gerektiğini kavradım. Dünyada çok sayıda insan sefalet içinde yaşayıp açlıktan ölürken bazı ülkelerin refah, hatta refahtan öte aşırı lüks içinde yaşamaları, dünya için de geçerli olması gereken “taban-tavan” müşterektir ilkesine aykırıdır. Birkaç yıl önceki bir araştırmaya göre, dünyanın çatı katında oturan on kişinin yıllık geliri, dünyanın bodrumunda oturan altı yüz milyon kişinin yıllık gelirine eşitmiş.

Kısacası dünyada kardeşlik ilkesi, dilde varsa da uygulamada yoktur. Dünyanın düzeni, zengin ülkelerin ve kişilerin yoksulları ezmeleri üzerine kurulmuştur.

Virüsler adaletsiz ortamları sever

Sanırım korona, zengin fakir tüm insanların hayatlarını tehdit ederek bu çarpık dünya düzenine dikkatleri çekti.

Milyarlarca insan, el yıkayacak bir lavaboya, bir tuvalete, bağışıklık sistemlerini ayakta tutacak besinlere sahip değilken bazı insanlar, altın musluklu lavabolarda el yıkarlarsa ve evlerine yiyecek stoklarsa dünya tüm küresel salgınlara çanak tutuyor demektir. Mikroplar ve virüsler, adaletsiz ve pis ortamları severler.  

Bugün korona vurdu dünyayı, bu tehlike geçecektir. Ancak yarın koleranın veya yepyeni bir virüsün, duyarsız insanların eseri olan sağlıksız dünya düzeni tekrar vurma olasılığı çok yüksektir. Eğer apartmanın alt katı yıllarca lağım içinde kalırsa sonunda apartman çöker, üst katta oturuyor olmak işe yaramaz. Apartmanın tabanı-tavanı, dünyanın ise doğusu-batısı-kuzeyi-güneyi müşterek algılanmalıdır.  

Ünlü bir söz vardır: “Akvaryumdaki balıkların ölüyorsa balıkları tek tek tedavi etmeden önce akvaryumun suyunu sağlıklı hale getir, su sağlıklı değilse balıkları tedavi etmen işe yaramaz”. Bir salgın çıktığında elbette hastaların tedavisi gereklidir. Ancak uzun vadede etkili olacak şey, dünyadaki tüm insanların, birer işe kavuşturulması, barınma, beslenme, eğitim ve sağlık imkânlarının herkes için eşit hale getirilmesidir. Salgınları asıl bu önler. 

Adil dünya düzeni mümkün mü?

Konunun uzmanlarına göre, ekonomik açıdan bu mümkündür. Sosyoekonomik uçurumlardan uzak bir dünya kurulmasının önündeki engel, ekonomik değil siyasidir.

Bence dünyada rahat yaşamakta olan pek çok insan, milyonların açlıktan ölmesini istemiyor. Ancak dünyayı yönetenlerin, yeterli organizasyonu sağlamaması veya sağlayamaması ve bir de stokçuluk benzeri bencil insan davranışları, ezilenlerin ezilmelerini önleyemiyor. Tıpkı izdihamda olduğu gibi.

Tarihte büyük izdihamlar yaşanmıştır. Dar bir koridorda çok sayıda insan kalın ve uzun bir kuyruk oluşturduğunda, bazen en öndekiler, arkadan gelen basınçla yavaş yavaş ezilmeye başlar. Kuyruğun ucundakilerin bundan haberleri yoktur, sıramı kaybetmeyeyim diye sürekli ileriye gitmeye çalışırlar. Oysa durumu yukarıdan gören bir kişi arkadakileri uyarsa, onlar da bencillik etmeyip geri geri yürümeye başlasa, herkes geriye doğru yürüse, öndekiler ezilmekten kurtulacaklardır. Bence dünyada yoksulluktan ezilenlerin durumu da bu tür izdihamlara benzemektedir.   

‘We are the World’ gerçek mi?

Farklı ırklara mensup çocukların el ele tutuşup söyledikleri bir şarkı var: “We are the World”, “Biz Dünyayız” diyorlar. Bu çok güzel bir sözdür, bunun gerçekleşmesini isteyen, bu yolda çabalayan aydınlar  gerçekten var. Ancak ne yazık ki tüm dünyanın el ele tutuştuğunu hiç görmedik. “Biz Dünyayız” sloganı, apartman toplantılarının sonunda ifade edilen, karar defterine yazılan, fakat daha sonra unutulan dilek ve temennilere benziyor ne yazık ki. Oysa tüm salgınları, aşıdan önce sosyal adalet ve kardeşlik önler. 


Yazarın Son Yazıları