Olaylar Ve Görüşler

Milletin vekillerine çağrı

17 Mayıs 2016 Salı

“Milletvekillerinin Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılmasına” ilişkin anayasa değişiklik kanun teklifi bu hafta Meclis’te oylanacak. TBMM’deki tüm milletvekillerinin ‘Hayır’ oyu kullanması gerektiğini düşünüyorum. İşte nedenleri...

316 AKP milletvekili tarafından imzalanan “Milletvekillerinin Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılmasına” ilişkin anayasa değişiklik kanun teklifi, dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyaları bulunan milletvekilleri hakkında, anayasanın 83’üncü maddesindeki milletvekillerinin Meclis kararı olmadıkça yargılanamayacağına ilişkin “yasama dokunulmazlığını” ortadan kaldırıyor. Bu hafta yapılacak oylamada TBMM’deki tüm milletvekillerinin “HAYIR” oyu vermesi gereğine inanıyorum. Aşağıda gerekçelerimi sıralamaya çalıştım...

  • 25. Dönem milletvekillerinin anayasal hakkı iktidar partisi tarafından ihlal ediliyor, hem de itiraz hakları elden alınarak:Anayasaya eklenecek bir geçici madde ile milletvekillerinin dokunulmazlıklarını bir kalemde topluca kaldıran kanun teklifi, bu işlemi anayasa ve içtüzükte öngörülen bireysel savunma hakkını devre dışı bırakarak yapmak istemektedir. Önerilen değişiklik teklifi anayasaya aykırı olmasına rağmen milletvekilleri, anayasanın 85. maddesine referans vererek maddenin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuramayacaklar. Bu anayasa teklifi kabul edildiğinde hukukun iki temel prensibi de ihlal edilmiş olacak; cezanın şahsiliği ve kanunun geçmişe yönelik geçerli olmaması.
  • Bu siyasi süreçte milletvekillerinin yasama dokunulmazlığına daha çok ihtiyaç vardır: Yasama dokunulmazlığının özünde, iktidarı elinde bulunduranların, yürütme organlarının, çeşitli gerekçeler öne sürerek bazı parlamento üyelerini gözaltına aldırma, yargıya telkin, tahrik yaparak tutuklatma gibi girişimlerle halk iradesinin sakatlanmasını önleme düşüncesi yatar. Yani tam içinde bulunduğumuz siyasi süreç düşünülerek anayasaya eklenmiştir, bu nedenle korunmalıdır. Parlamentodaki halk iradesinin zarar görmemesi ve yasama faaliyetlerinin seçmen iradesinin temsili ile yapılmasını sağlamak içindir.
  • Kanunun teklifinin gerekçesi, TBMM’yi devre dışı bırakıyor: Kanun teklifinin gerekçesi, dokunulmazlık dosyalarının tamamının anayasa ve içtüzükteki olağan usulle kaldırması durumunda, Meclis çalışmalarını sekiz aya yakın bir süre engelleyeceğini iddia etmektedir. Bunun doğru olduğunu kabul etsek bile usul olarak bu teklifin kabulü ile Meclis’in anayasanın kendisine verdiği görevi yerine getirmeyip bu süreci yargıya devretmesi demektir. Milletvekillerinin kendi iradeleri ile Meclis’i devre dışı bırakmaları kabul edilemez. Bu aynı zamanda ‘Kuvvetler Ayrılığı’ ilkesinin ihlali anlamına gelir ki kabul edilemez.
  • Sivil siyasetçiler iktidar yargısına teslim edilmemeli: Türkiye’de hâkim ve savcıların bütün atama, nakil, tayin, terfi ve soruşturma işlerini yapan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun başında Adalet Bakanı yani hükümetin bir üyesi var. Dokunulmazlıklarının kaldırılması istenen milletvekilleri hakkında soruşturma yapacak savcıların, karar verecek hâkimlerin bu şartlar altında bağımsız olduğunu kimse iddia edemez. İktidara “bağımlı” yargıdan bağımsızlık beklenemez.
  • Kürt sorununun çözüm yeri TBMM olmalıdır: Kürt sorununun çözüm yeri olan TBMM’den dokunulmazlıkların kaldırılması sonucu Kürt milletvekillerinin ihraç edilmesi, çözümü siyaset dışına taşır. Oysa milletvekillerimizden beklenen sivil siyaset alanını koruyarak on aydır devam eden ve beş binin üzerinde insanın öldüğü çatışma süreci bitirmesi yönünde Meclis çatısı altında diyaloğa dayalı bir çözüm sürecini başlatması ve yönetmesidir.
  • HDP milletvekillerinin ihracı kopuşları hızlandırır: Anayasa değişiklik talebinin gerekçelerinden biri terörle mücadele olarak belirlenmiştir. Burada kasıt HDP milletvekillerinin TBMM den ihracıdır ki, bu 1 Kasım seçimlerin 5 milyona yakın oy almış bir partinin ve ona oy vermiş seçmenin yasal temsil hakkının elinden alınmasıdır. İktidar eliyle yapılmak istenen hak gaspı kabul edilemez. Öte tarafta Selahattin Demirtaş’ın yargıya direneceklerini ve başka Meclis kuracaklarını söylemesi, yasal olmayan hak arayışlarını tetikleyeceğinin göstergesidir.
    AKP’li milletvekilleri de dahil olmak üzere bütün 25. Dönem milletvekillerinin kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü ve TBMM saygınlığını ve işlevselliğini korumak üzere tarihi bir sorumluluğu bulunmaktadır. Hızla kaosa sürüklenen Türkiye’nin iç barışını korumak üzere dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin anayasa değişiklik teklifine “hayır” demeleri gereklidir.

 

GÜLSEREN ONANÇ
CHP, PM Üyesi


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları