Olaylar Ve Görüşler

Mustafa Çalık, Medeni Kanun, Şeyh Eşref ve Şizofreni - Osman Selim KOCAHANOĞLU

15 Temmuz 2021 Perşembe

Geçen hafta Twitter’da yapılan bir paylaşım gündeme oturdu. Mustafa Çalık isimli biri, eşinin kendisine açacağı boşanma davası hakkında sosyal medyada şunları paylaşmış:

“... Bir yakınım tarafından eşimin bana zina davası açacağı iletildi. Umarım doğru değildir ama doğru ise aha şuraya yazıyorum: Ben zina edecek çağda değilim, tıynette de... Hukuken evli iken Allah’ın emri Peygamber’in kavli ile yeniden ve zarureten evlendim. Mevzu bu!..”

ÖZLEM DUYDUKLARI GELENEK

Mustafa Çalık muhteremi bununla kalsa iyi. İşin içine Cumhuriyet kurucusu Atatürk’ü de karıştırarak ve Medeni Kanun’un “aldatma” ile ilgili maddelerini de tanımadığını belirterek güya meydan okumuş hem topluma hem uygarlığa:

“... Milli anane ve İslam’ın verdiği ruhsatın rağmına 20’lerde Kemal Paşa eliyle ve zorla dayatılan tahdit ve kayıtları da İsviçre Medeni Kanunu’nun alakalı kaidelerini de tanımıyorum! Herkes ve her merci elinden geleni yapabilir. Yalnız eşim ve çocuklarım için üzgünüm. Bu kadar!..”

Bu çıkışın ardından ailesinden de yanıt gecikmemiş. Yeğeni Ayşegül Büşra Paksoy şunları yazmış:

“... Mustafa Kemal Atatürk’e Allah keşke biraz daha ömür verseydi. Bunu o kadar sık söylüyorum ki…”

Çalık’a göre Mustafa Kemal’in getirdiği Medeni Kanun tek eşle evliliği güya topluma dayatmış. Behey utanmaz, behey ilkel kafalılar... Medeni Kanun dört eşle evlilik yerine tekeşliliği getirerek, yok sayılan kadını olması gerektiği gibi var etti. Miras ve tanıklıkta eşitlik sağladı.

Vahdeddin tohumu siz utanmazlar, imam nikâhıyla 9 yaşındaki kızın ırzına geçmeyi serbest iradeli bir evlilik mi sanıyorsunuz? Cevdet Paşa mecellesini ve Arap geleneğini bunun için özlüyorsunuz değil mi?

Sevgili okurlar! Yukardaki medya paylaşımlarını gördünüz. Evet ama belki sahibini tanımıyorsunuzdur... Böyle paylaşımlarla utanmadan kendini deşifre eden kişi, Türkiye Günlüğü denilen bir derginin sahibidir. Sade sahibi değil kanaat önderi pozlarında güya bir ideoloğu... Yıllardır Cumhuriyetin kuruluş felsefesi üzerine ahkâm keser.

Yanına bazı yalaka akademisyenler de bulabilmiştir. Bunlardan biri de psikiyatri hocası…

İLK SALDIRISI DEĞİL

Bu adamın özel durumu elbet bizi ilgilendirmiyor. Evet ama ideolojik yönelimleri ilgilendirir. Kendisi milliyetçi-ülkücü camiada yetişmiş biridir. Cumhuriyetin kuruluş felsefesi hakkında ahkâm keserken Püsküllü Kadir ve Süper Mürşit soylusundan daha fazla düşmandır. Düşmanlık anadan doğmadır.

Hemen söyleyelim ki bu adam zihinsel olarak bilinç tutulması içinde ve nefretini Atatürk’e kusan bir şizofren. Hem de cehli mürekkep cinsinden falan değil tıp terimiyle tam anlamıyla kuşatıcı bir şizofren... Paranoyak da diyebiliriz…

Aynı kişi, katıldığı bir televizyon programında kendisine sorulan soru üzerine aynen şunları söylemişti: “... Enver Paşa Mustafa Kemal”e seksen basar!..” Yeme de yanında yat!. Bir yerde de harf devrimi için şunları söylemişti: “Atatürk tüm camileri yıktırsa yenisi yapılırdı ama Arap harflerini değiştirerek daha beterini yaptı...” Yani ihanet etti?!

Böylesi zihinsel kurguların Cumhuriyet ve devrim tarihimiz içinde zerre gerçekliği yoktur... Şizofren dememiz de işte bundandır... İşin tuhafı bu adam SBF mezunu. 1983-84 yıllarında Ankara ve Hacettepe üniversitelerinde Atatürk ilkeleri ve inkılap tarihi dersleri vermişmiş? Şimdi de memleketi Gümüşhane Medresesinde (!) öğretim üyesi ve rektör danışmanı imiş.

OKURLARIN VİCDANI YANITLAMALI

Hemen belirtelim. Biraz dinci, sözde milliyetçi, biraz ülkücü ve muhafazakâr dehlizlerin yetiştirdiği bu soytarılar, “Soğuk Savaş” döneminin “kahrolsun komünistler” çığırtkanlığı yapan Pentagon tosuncukları, Vahabi kültürünün ileriyi geride arayan din yobazlarıyla her zaman koyun koyuna olurlar ama Cumhuriyet devrimleriyle kanlı bıçaklı.

Okurların vicdanına sorarım: Siyasal İslam’ın topluma dayattığı böylesi düşünce yapıları için Katip Çelebi’nin “ümmet-i büleha” veya “öküz oğlu öküzler” deyimleri, Halide Edip’in “köpoğlu köpekler” Mevlanzade Rıfat’ın “ortaçağın takma kafaları”, Abdullah Cevdet’in “balkabağı” sözlerini böylesi yazılarda kullanmayıp da nerelerde kullanalım?!

OSMAN SELİM KOCAHANOĞLU

ARAŞTIRMACI -YAZAR


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları