Olaylar Ve Görüşler

NATO’nun ötesinde bir şey!.. - Prof. Dr. Mithat BAYDUR

05 Temmuz 2022 Salı

Madrid’de NATO zirvesi yapıldı. Sadece Türkiye için değil, her ülke için bunun bir iç politika açılımı var, bir de dışarıda tekabül ettiği somut sonuçlar var. Her ülke kendi iç politikası çerçevesinde bir “zafer” olarak kabul etme eğilimindedir. Türkiye de böyle söylüyor. İsveç de böyle söylüyor. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg de böyle söylüyor...

RUSYA’NIN ÇEVRELENMESİ

O halde tablo siyah veya beyaz değil. İkisinin ortasında bir renk olmalı. Öyle ya!.. Grinin sayısız tonları var. Yani aslında “muğlak” bir alan var. Tıpkı ABD’li ünlü politikacı teorisyen, H. Kissinger’ın ifadesiyle “yapıcı muğlaklık” egemen bu tabloda.

Hemen fazla karışıklığa meydan vermeden somut sonuçları maddeler halinde yazmayı deneyelim:

1- İsveçliler hemhal oldukları terör odaklarına destek olmayacaklarını beyan ettiler.

2- Türkiye ise ilk kez PKK dışında, PYD/YPG yapılanmasını da metne koydurması sonucunda bunun önemli bir kazanım olduğunu ve sürecin parlamentolarda oylanma aşamasına gelinceye kadar metne sadakatin gözlemleneceğini söylüyor. (Metne sadakat olmazsa yaptırımı belli değil.)

3- Kuşkusuz İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya davet edilmesi ABD ve NATO açısından önemliydi. Bu konuda mesafe alındı.

4- Rusya’nın iyice köşeye sıkıştırılması isteniyordu. ABD ve NATO açısından realize oldu. (Rusya’nın artık, NATO ile 1340 kilometrelik sınırı olacak. Bu sınır St. Petersburg’un 150 km ötesinde).

5- Rusya’nın, güneyden asırlardır sıcak denizlere inme hedefi vardı. Bu Tartus ve Hmeymim’e rağmen tam gerçekleşmedi. Şimdi Rusya kuzeyden de çevrelenme politikasına tabi tutuluyor.

TÜRKİYE’YE TECRİT

6- F-16’lar konusu, sanki bir lütufmuş gibi ele alınıyor. Oysa NATO çerçevesinde F-35 projesinden çıkarılan bir Türkiye, eğer F-16’ları da alamazsa bu “müttefiklik” değil, “muarızlığa” girer. 

7- İktidarımıza da şu soruları kuşkusuz sormak gerekiyor. Üst perdeden asla İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya kabul edilmeyişine dair sert açıklamalar yaparken NATO’nun genişleme politikasını İsveç ve Finlandiya’yla birlikte duracağına ilişkin bir izlenim içeride ve dışarıda oluştururken imzaladığınız mutabakat belgesi bir NATO belgesi olarak bile sayılmamaktadır. Bu itibarla asla bir zafer değilse de Türkiye’nin Batı dünyasından tümüyle kopmak istemeyişinin ancak bir tezahürü olarak kabul edilebilir.

8- Diğer yandan Biden bu ay içinde bir Körfez turu yapacak. Ülkemizdeki Muhammet bin Salman ve BAE ziyaretleri de bu çerçevede ele alınmalı. Ama anlaşıldığı kadarıyla Suudi prensten bir döviz girişi işareti gelmedi. Oysa aynı Salman Mısır ile 8 milyar dolar tutarında 14 anlaşma imzaladı. Yani Türkiye hâlâ adı konmamış bir tecrit yaşıyorsa da yine Batı ittifakı içinde tutulmaya çalışılıyor.

NATO ve Transatlantik ittifakı paradigmatik ve radikal bir dönüşüme gidiyor. Rusya, Soğuk Savaş’ın bitiminde stratejik bir ortak iken artık bir tehdit unsuru.

YENİ DÜZEN

Yine Kissinger’ın ifadesiyle “400 yıldır Avrupa kültürünün bir parçası olan Rusya’nın, yeni Avrupa güvenlik mimarisinin de bir unsuru olması beklenmelidir” çıkarımına rağmen, yeni stratejik konseptte Rusya artık hedefte

Güney Kıbrıs’ın bir misafir veya gözlemci statüsü çerçevesinde NATO tatbikat ve zirvelerinde yer almasının, önümüzdeki senelerde Türkiye’nin önemli baş ağrısı olacağı da aşikâr.

Zirvede, NATO üyesi olmayan Güney Kore, Avustralya, Yeni Zelanda ve Japonya’nın da bulunması ve bu dört ülke ile ayrı toplantılar yapılması, çekişme ve muhtemel çatışmaların sadece Karadeniz, Kafkasya ve Rusya’nın İskandinav sınırlarıyla kalmayacağının da tipik ve trajik göstergesi.

Maalesef yeni küresel çöküş ve ardından gelen yeni düzenler, çatışmasız ve savaşsız olmuyor!.. Bu zirve, sanki NATO’nun ötesinde bir şey!..

PROF. DR. MİTHAT BAYDUR

AKADEMİSYEN


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları