Öldüren Adalet - Av. Bülent YÜCETÜRK
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Öldüren Adalet - Av. Bülent YÜCETÜRK

01.09.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Başlık çok acımasız ve birçok yargı mensubu için de incitici olabilir ama içinde bulunduğumuz süreç ancak böyle çarpıcı ve rahatsız edici bir başlıkla anlatılabilir. Uzun süredir yargı düzenine eleştirel yaklaşan yargı içindeki sesler ve halen bu konuda söz söyleyebilen aydınlar, yargı yetisinin kaybının, aslında insanlar arasındaki bağı ve ortak bir yaşam olanağını ortadan kaldırdığını, bu durumun da ülkeyi kaosa sürüklediğini kamuoyuna anlatmaya çalıştılar

Ülkemizdeki kötülüklerin, adaletsizliklerin, kadına karşı şiddetin, çocuk tacizlerinin, doğayı ve çevreyi tahrip eden yapılaşmalar ile iş cinayetlerinin birçok nedeni ve bileşeni vardır ama kuşkusuz en büyük etken, yargı kurumunun yaşadığı iflastır.

Peki, yargı nasıl bu hale geldi? Yargının nasıl bu hale geldiği sorusunun cevabını, yargının kendisini ve faaliyetlerini, siyasi iktidar ile kendisi arasındaki bir ilişki olarak görmesi ve bir türlü, o mahkeme kararlarının başında yazan Türk Milleti Adına Karar Verilmiştir” ilkesine uyan topyekün bir duruş ortaya koyamaması, giderek bu tümcenin içinin boşaltılması ve bu şekilde slogandan öteye geçememesine neden olunmasında aramak gereklidir.

İKTİDARIN ‘YARGI’SI

Buna karşın verilen kararların, Türk milleti adına değil, mevcut siyasal iktidarın çıkarları ve istekleri doğrultusunda verildiği algısının, toplumun büyük bir kesiminde oluştuğu da bir gerçektir. Kısaca yargının kendisini halka karşı değil iktidara karşı sorumlu hissetmesi, aslında yargının topyekûn iflasının da gerekçesidir. Özgürlük, demokrasi ve adalet kavramları, günümüzde maalesef bir slogandan öteye geçemediği gibi yargı erki” kavramı da bu süreçte içi boş bir kavramdan öteye geçmemiştir.

Mevcut iktidarın yargı erki ile ilişkisi, baştan itibaren yargıyı fethetme anlayışıdır. FETÖ ile işbirliği yaparak kurdukları AKP - F ittifakı ile, yargı erkine hükmedip yargıyı Fethullahçı Terör örgütüne teslim etmişler, 15 Temmuz’da FETÖ’nün darbe kalkışmasının başarıya ulaşamaması üzerine önce Fethullahçıları sözüm ona yargıdan temizlemişler, sonra da bu bahane ile yargıda ve devletin diğer kurumlarında aynı biçimde süren cadı avıyla, tüm kendilerine karşı olduğunu düşündükleri kesimleri, sindirmiş yargıyı da onlara karşı baskı kurma aracına dönüştürmüşlerdir.

Liyakatli ve demokrat birçok yargıç ile cumhuriyet savcısını emekliliğe, meslekten ayrılmaya zorlamışlar: mesleğe kabulde de, Murat Ağırel’in Sarmal adlı kitabında da belirtilen dinci vakıf ve dernekler ile bağlantısı olan kişileri, çoğunluk olarak mesleğe kabul edip yeni bir yargı erki inşa etmişlerdir. Yeni yargı erki, artık iktidarla tam uyumlu olarak işlemektedir.

Tekrar başlıktaki iddiaya dönüp neden bu ithamda bulunduğumuza gelirsek, uydurma delillerle örgüt üyesi olmaktan tutuklanan, hiçbir talepleri kabul edilmeden, ortaya kamu vicdanını tatmin eden gerekçeler konulmadan, uzun süre tutuklu tutulup ceza verilen avukat Ebru Timtik ile avukat Aytaç Ünsal’ın, açlık grevi ile canlarını ortaya koydukları karşı duruşlarıyla talep ettikleri Adil Yargılanma Hakkı”, yargı tarafından maalesef görmezden gelinmiştir.

Tüm uyarılar, çığlıklar görmezlikten gelinmiş ve maalesef Ebru Timtik’in kalbi buna dayanamamış, adil yargılanma çığlıkları arasında hayatını kaybetmiştir. Siz bu satırları okurken, Aytaç Ünsal da halen ölümle pençeleşirken, geçen her bir dakikanın onun içinde geri dönüş için çok geç olacağı saatleri yaşıyor olacağız.

Yargının bu işlevsizliği nedeniyle cezaevinde ölen Kuddusi Okkır ve Kaşif Kozinoğlu, adil yargılanmayı beklerken canına kıyan Ali Tatar, Enver Arpacı ve daha niceleri, adil yargılanma hakları”nın ihlal edilmesi nedeni ile yaşanılan hukuksuzluklar sonucu yaşama haklarının katledilmesine örnek, en acı ve en sert gerçeklerdir.

ACİL YAPILMASI GEREKENLER

Acil olarak yapılması gerekenler: Artık siyasi iktidarın yargıyı bir sopa olarak kullanmaktan vazgeçip yargı işini yargıçların vicdanına bırakması; uzun süredir tutuklu olan ve adalet bekleyen kişilerle ilgili cumhuriyet savcılarının, mahkemelerin, Yargıtay’ın hatta Anayasa Mahkemesi’nin öncelikle karar vermesi; yargının, öncelikle tutuklamanın sonlandırılması ile ilgili verdiği kararlardan sonra tüm yargı pratiği hiçe sayılarak tutuklama kararlarının verildiği, yaşanılan birçok örneklerle sabit olduğu göz öne alındığında, artık Cumhurbaşkanı’nın, yetkili ve etkili kişilerin, yargıçlar üzerinde baskı oluşturacak söz ve eylemlerden vazgeçmeleri; yargı mensuplarının gerçekten kararlarında yazıldığı gibi Türk milleti adına” karar vermeleri ve karar verirken yasaya, delile, dosyaya ve vicdanlarına göre karar vermelerinin sağlanması.

ORTA VADEDE YAPILMASI GEREKENLER

HSK’nin yapısının acilen değiştirilmesi; mevcut siyasi sisteme göre bir siyasi partinin genel başkanının, tek başına belirlediği kurul yapısından derhal vazgeçilmesi ve tarafsız, ülkenin tüm kesimlerini kucaklayan, evrensel hukuk ilkelerini benimsemiş, objektif kişilerin atanacağı yeni bir yapının kurulması; istinaf mahkemelerinin kapatılarak, burada bulunan yetişmiş hakim ve Cumhuriyet savcıların tekrar kürsüye gönderilmesi; liyakat sahibi, tarafsız ve bağımsız davranacak kişilerin atamalarının yapılması; Yargıtay’ın ve Danıştay’ın yeniden etkin işleyebilmesi için, gerçekten tarafsız, bağımsız ve liyakat sahibi yüksek yargıçlara yer verilebilmesi için seçimlere objektif kriterler getirilmesi; cumhuriyet savcılarının ve yargıçların etkin soruşturma ve yargılama yapmalarının önündeki yasal, teknik ve fiziki engellerin kaldırılması.

Uzun vadede yapılması gerekenler ise öncelikle yasalardaki antidemokratik, hukuk devletini hiçe sayan hükümlerin ayıklanması; hukuk eğitiminde, ihtiyacımız olan hukukçu kadar hukukçu yetişmesi için gerekli niteliksel ve niceliksel değişiklilerin yapılması; buna bağlı olarak Hâkimlik ve Savcılık Mesleğine Giriş Sınavı”nın, bir partinin teşkilatından veya bir cemaatten alınan referansla kazanılan sınav olmaktan çıkarılması; baroları siyasallaştıran uygulamalardan vazgeçilmesi.

YENİDEN TARAFSIZ YARGI 

Sonuç olarak, ülkemizin yeniden ekonomik olarak kalkınmasını, işsizliğin bitmesini, herkesin özgürce barış ortamı içinde yaşamasını, kadın cinayetlerinin, iş kazalarının, çevre katliamlarının, çocuk istismarlarının ve ölüm oruçlarının sona ermesini kısacası herkese hukuk güvenliğini istiyorsak zaman geçirmeden yaşanan yargı sorununun çözülmesi gereklidir.

İktidarın muhalefetle birlikte yanına tüm yargı organlarını alarak, sivil toplum kuruluşları, barolar ve üniversiteler ile birlikte çözüm için bir araya gelmesi ve ülkenin ihtiyacı olan bağımsız ve tarafsız yargıyı yeniden inşa etmesi gereklidir.

AV. BÜLENT YÜCETÜRK
ANKARA BAROSU CEZA ENSTİTÜSÜ BAŞKANI


Yazarın Son Yazıları

‘Çıkmazdan kurtuluş Dil Devrimi’ - Hürriyet Yaşar

Türkçenin özleşmesinin yolunu açan Dil Devrimi’ne karşı olanlardan Atatürk’e karşı çıkmayı göze alamayanlar, onun öz Türkçeden vazgeçtiğini, üstelik özleştirmeye girişmekle yanlış yaptıklarını söylediğini öne sürerler.

Devamını Oku
20.01.2026
İşçi sendikalarına öneriler - Engin Ünsal

1968 yılında uluslararası bir sendika toplantısı için New York’taydım.

Devamını Oku
20.01.2026
Kayıtsızlığın vasatlığı - Av. Selin Bakan

Modern dünyanın siyasal dili uzun süredir aynı telkini fısıldıyor: Mesafeli ol. Tarafsız kal. Dünyayla arana güvenli bir çizgi çek.

Devamını Oku
19.01.2026
En kolay sömürülen işçi - Prof. Dr. Çağatay Güler

Belki genelden başlamak daha uygun olacak: Uluslararası kaynaklara göre 1 milyardan fazla insan çatışma, şiddet ve kırılganlıktan etkilenen ülkelerde yaşıyor. Her yıl milyonlarca insan da afetlerden etkileniyor.

Devamını Oku
19.01.2026
İnsanı insan yapan değer - Dr. Hüseyin Özkahraman

İnsan, yalnızca biyolojik bir varlık değildir; anlamını ve kimliğini toplumsal ilişkiler içinde inşa eden sosyal bir öznedir.

Devamını Oku
19.01.2026
Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025