Sağlık Ocaklarından Aile Sağlığı Merkezlerine - Prof. Ayşe YÜKSEL
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Sağlık Ocaklarından Aile Sağlığı Merkezlerine - Prof. Ayşe YÜKSEL

04.05.2021 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Halk Sağlığı Öğretim Üyesi Yıllar geçerken devletler, koruyucu sağlık hizmetlerinden yavaş yavaş uzaklaşıp tedavi edici sağlık hizmetleri için büyük yatırımlar yapıyor, maliyet yükseliyor, borç artıyor. Bu durumda da herkes hasta olsun, sektördeki firmalar para kazansın, vatandaş borç ödesin durumu ortaya çıkıyor.

Pandemi döneminde, hepimiz koruyucu sağlık hizmetlerinin ve özellikle aşının önemini öğrendik ama hâlâ öğrenmemekte ısrar edenler var ne yazık ki... Covid-19 şüphesi duyduğumuzda aile hekimimizi aradık, bizi yönlendirmesi ile hareket ettik, aşı zamanı gelince randevu aldık aşımızı olduk. Tüm bu süreçlerde sağlıkçılarımız canla başla çalıştı.

ARADAKİ FARK BARİZ

Tüm bu süreçte görüldü ki 1 Ocak 2012 tarihinde ülkemizde uygulamaya başlanan yeni yasa, eskiden sağlık ocaklarında olduğu gibi kapsamlı koruyucu sağlık hizmetleri verilmesini sağlamıyor. Sağlık ocakları dönemine yetişmiş bir halk sağlığı öğretmeni olarak aradaki farkı çok net görüyorum ve biliyorum.

İlk defa 1963 yılında Muş ilinde uygulamaya konan, 224 sayılı “Sağlık Hizmetlerinin Sosyalizasyonu Yasası”, her yıl başka illeri de kapsayarak 1983 yılında tüm ülkede uygulanmaya başlandı ve günümüze kadar da yürürlükte kaldı.

SAĞLIK OCAKLARININ ANLAYIŞI

Neydi bu yasanın özü dersek öncelikle eşit, ücretsiz ve ulaşılabilir mesafede sağlık hizmetinin sunulması diyebiliriz. Özellikle kırsal alanda kurulan sağlık evleri ve sağlık ocakları ile bölge nüfusuna çok yönlü hizmet sunan bir ekip çalışması vardı.

Sağlık evinde çalışan ebeler sağlık ordusunun en kahraman üyeleri idi. Tek başlarına 2 bin nüfuslu bölgelerinde başta bebek, çocuk ve kadınlar olmak üzere herkese koruyucu sağlık hizmeti götürüyor, aynı zamanda da toplumu eğitiyorlardı.

Köy ve kasaba kadınları ebelerimizin arkadaşı, can yoldaşları idi. Ebe onların her sorununu bilir ve çözümler üretirdi. Kadınlar da ebeyi evlerinin bireyi gibi gör, pişirdikleri ekmeği, sağdıkları sütü onunla paylaşmadan edemezlerdi. Ebenin bağlı olduğu sağlık ocağı hekimi, hemşiresi ve diğer çalışanları ona her gereksinim olduğunda destek verirlerdi.

Sağlık ocağı, bulunduğu bölgede, kişiye ve çevreye yönelik bütün koruyucu sağlık hizmetlerini uygulamaktan sorumlu idi. Bütün nüfusu tanır, ev ya da köy ziyaretleri yapar, sağlık hizmetlerini halkın ayağına taşırdı. Her yıl haziran ayında yapılan ev ziyaretleri sonucu gerçek nüfus, yaş grupları, cinsiyet vb. veriler toplanır ve bu bilgiler ışığında gereksinimler tespit edilir ve uygulama planlanırdı.

BÖYLE OLMAZDI

Aşılama bu çalışmalardan en önemlisi sayılırdı. Özellikle bebekler Sağlık Bakanlığı aşı takvimine göre zamanında aşılanır, bulaşıcı hastalıklardan korunur, böylece geçmişte yaşanan kızamık ölümleri de önlenmiş olurdu. Günümüzde bebek, çocuk aşıları, aile sağlığı merkezlerinde elbette tam zamanlı yapılıyor ama sadece kayıtlı olanlara yapılıyor.

Oysa sağlık ocağı ekibi, aşılama haftasını planlar, köy köy, mahalle mahalle dolaşır, duruma göre o sırada kayıtta olmayan ve bölgeye misafir gelen çocukları da aşılar ve hedefin üzerinde aşılama yapılabilirdi. Böylece aşılama fırsatı kaçmamış olurdu.

Bütün bunları neden anlattım? Ülkemizin kırsalında yaşayan 60 yaşında bir kadın tanıdığımın, beni telefonla arayıp Bana aşı ne zaman yapacaklar” diye sorması sonrasında anlatma gereği duydum. Senin sıran geldi, aşı olmadın mı?” dediğimde yanıt olarak Kimse bize gelmedi, beni de çağırmadı” dedi. Eğitimi olmayan, internet kullanmayan bu kadınımız gibi çok sayıda yurttaşımız var.

Onlar internetten randevu almaları ya da aile sağlığı merkezine gitmeleri gerektiğini bilmiyorlar. Aile sağlığı merkezine sordum, Pandemi döneminde aşıyı randevu alanlara yapıyoruz” dediler. Hizmet vermekle yükümlü olduğunuz yaş gruplarına aşı sırası geldiğinde, kayıtlardan bakıp randevu almayan, gelmeyenler için ne yapıyorsunuz?” dedim, Bir şey yapmıyoruz” yanıtını aldım. Aşı karşıtları için Sağlık Bakanlığı ikna ekibi oluşturmuş, ziyaretler ile aşı yapılmasına gayret ediliyor ama habersiz olanlara ise hâlâ ulaşılmıyor sanırım.

İŞ İŞTEN GEÇMİŞ DEĞİL

Sağlık ocağı döneminde sağlık çalışanları, sorumlu oldukları nüfusu iyi tanıdıkları, kayıtları iyi tutup iyi takip ettikleri ve de sağlık ocağında yeterli aşı stokları olduğu için bana telefon eden kadınımıza mutlaka ulaşır, aşı için davet ederler ya da ev ziyareti yaparak aşı uygularlardı.

21. yüzyılda doğal olarak çok şey değişti ama sağlık ocakları çalışma modeli, bilim ve teknoloji ile geliştirilip herkese, kişisel ve çevresel koruyucu hizmetleri sağlayabilirdi. Gönlümden geçen de o güzel sistemin yeniden canlandırılması.

PROF. DR. AYŞE YÜKSEL
HALK SAĞLIĞI ÖĞRETİM ÜYESİ

Yazarın Son Yazıları

İnsanı insan yapan değer - Dr. Hüseyin Özkahraman

İnsan, yalnızca biyolojik bir varlık değildir; anlamını ve kimliğini toplumsal ilişkiler içinde inşa eden sosyal bir öznedir.

Devamını Oku
19.01.2026
Kayıtsızlığın vasatlığı - Av. Selin Bakan

Modern dünyanın siyasal dili uzun süredir aynı telkini fısıldıyor: Mesafeli ol. Tarafsız kal. Dünyayla arana güvenli bir çizgi çek.

Devamını Oku
19.01.2026
En kolay sömürülen işçi - Prof. Dr. Çağatay Güler

Belki genelden başlamak daha uygun olacak: Uluslararası kaynaklara göre 1 milyardan fazla insan çatışma, şiddet ve kırılganlıktan etkilenen ülkelerde yaşıyor. Her yıl milyonlarca insan da afetlerden etkileniyor.

Devamını Oku
19.01.2026
Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025