‘Sarıkamış’ta yıkıldı 90 bin evin ocağı’ - Prof. Dr. Bingür SÖNMEZ
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

‘Sarıkamış’ta yıkıldı 90 bin evin ocağı’ - Prof. Dr. Bingür SÖNMEZ

22.12.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Birçok tarihçinin şehit sayılarını çok farklı rakamlar ile ifade etmelerinin nedeni; her ay, hatta her gün bu rakamların farklı olması ve yitik, gaip ve şehit kavramlarının farkından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla “son bir ay içinde” veya “Sarıkamış önünde” gibi rakamlar, hiçbir zaman bütünü ifade etmediği gibi yitik sayısı her zaman şehit sayısından fazladır.

Askeri terminolojide “şehit, gaip ve yitik” kavramlarının tanımlamasında ciddi bir kavram karmaşası yaşanmaktadır. Şehitlik, bir unvandır ve komutanın bilgisi dahilinde yaşamını yitiren askerin künyesi saptanarak askerlik şubesine bildirilince “şehit” olarak kayıtlara geçmektedir. Fakat Divik (Yayıklı) Yaylası’nda 29 Aralık 1914 sabahı tamamını yitiren 90. Alay’ın kaç kişi olduğunu, Çerkezköy’e girmeyi başaran 87. Alay’da kaç kişi bulunduğu ve Kars’tan gelen tahrip taburunun havaya uçurduğu köy evinde kaç askerin paramparça olduğunu, tüm bu kahramanların isimlerinin ne olduğunu kimse bilemez. Kayıtları bile yapılamadan cepheye katılan gönüllülerin, gerektikçe cepheye sürülen depo askerlerinin isimlerini ve gerçek sayılarını da kimse bilemeyecektir. Bunlar “gaip” veya “yitik” olarak isimlendirilecektir.

Sarıkamış Muharebeleri sonrasında 3. Ordu Kurmay Başkanı olan Aziz Samih (İlter) Bey 22 Aralık 1914’te, Sarıkamış taarruzunun başladığı gün 3. Ordu’nun toplam kuvvetinin 118 bin 174, 18 Ocak’ta geri kalan mevcudun 8 bin 900 olduğunu ve kaybın 109 bin 274 olduğunu ortaya koymaktadır. (1) 22 Ocak 1915’te geri çekilme tamamlandıktan dört gün sonra bile, toparlanmalar ile birlikte mevcut, ancak 21 bin kişi olup kayıp sayısı 97 bindir. (2)

TÜRK ORDUSUNUN SAYISI

Mareşal Fevzi Çakmak, 1935’te Harp Akademisi’nde verdiği konferanslarda Sarıkamış Harekâtı esnasında verilen şehit sayısını 60 bin olarak ifade etmiştir. Çakmak, Sarıkamış Harekâtı başladığında Türk ordusunun 118 bin kişi olduğunu kabul ediyor, yaralıları, Rusların baharda defnettikleri kayıpları, hastaneye giren hastaları, geri dönen firarileri ve esarete gidenleri hesaplayarak bu rakama (60 bin) ulaşıyor. (3)

Kazım Karabekir de Fevzi Çakmak gibi Genelkurmay kayıtlarına dayanarak “Sarıkamış taarruzunda 90 bin kişilik (muharip) kahraman bir ordudan ancak 12 bin kişi sağ kalmıştı” demiştir. (4) Her iki komutanımız da yitik sayısını değil, kayıtlara geçen şehit sayısını ifade etmişlerdir. Diğer önemli bir nokta, her iki komutanımız da ordunun 118 bin kişi olduğunu beyan etmiş, bahsedilen 90 bin rakamının sadece muharip asker sayısı olduğunu da belirtmişlerdir.

Dukakinzade (Dokakinzade) Feridun (Dirimtekin) Bey; Erkânı Harbiye (Kurmay) Mektebi’nin 1926-1927 tedrisatı (3. sınıf) için yazdığı “Büyük Harb-Türk Cepheleri” adlı eserinde “3. Ordu’nun kasım ayı sonlarındaki mevcudu 90 bini muharip, diğerleri geri hizmette olmak üzere 134 bin kişiydi” demiştir. (5) Bazı tarihçiler, bu 90 bini muharip rakamını (hatta bazen 70-75 bin olarak), anlamsız bir şekilde Sarıkamış’ta savaşan ordunun tamamı gibi göstermeye çalışmaktadır.

Binbaşı Larcher’in sıklıkla referans olarak gösterilen Büyük Dünya Savaşı’nda Türk Cepheleri adlı eserinin Kafkas Cephesi bölümünde; “Osmanlı 3. Ordusu’nun uğradığı felaket, tamamen Enver Paşa’nın hatasından ve hava koşullarının aşırı kötülüğünden kaynaklanmıştır. Dokuzuncu Kolordu tamamen yok olmuştur. Otuz ve 31. tümenler (10. Kolordu’dan Allahuekber’i aşan tümenler) baştan aşağı yeniden düzenlenmesi gerekir hale gelmiştir. 23 Ocak 1915’te yeniden bir araya getirilmesi için toparlanan asker sayısı 12 bin 400 kişidir. … Osmanlı’nın kaybı toplam 90 bin olarak belirtilmektedir.” (6)

KAYIPLARIN TOPLAMI

Genelkurmay, 1993 tarihinde yayımlanan “Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi-Kafkas Cephesi” isimli kitapta 75 bin rakamına açıklık getirmiş ve adeta Fevzi Çakmak’ın verdiği rakamın açık dökümünü yapmıştır; “Sarıkamış kuşatma harekâtına başlandığı 22 Aralık 1914 günü, 3. Ordu’nun 75 bini muharip olmak üzere genel insan mevcudu 112 bini buluyordu. Sonradan Erzurum depolarından alınan 6 bin erle ordunun insan mevcudu 118 bine yükselmişti” dedikten sonra, “Bizim kendi arşivlerimizden ve yazarlarımızdan edinilen bilgilere göre Ruslar, muharebe esnasında 7 bin esir aldıklarını ve muharebeden sonra 23 bin ölü gömdüklerini (bu sadece Sarıkamış önündeki şehitlerdir) resmi yayınlarında bildirmişlerdir. Bu, aynen kabul olunmaktadır. 11. Kolordu bölgesinde 10 bin, muharebe hatları gerisinde donma ve hastalık nedeniyle 20 bini erin daha öldüğü sanıldığından, kayıpların toplamı 60 bini bulmaktadır.” (7) Fahri Belen de “Kayıpların toplamı 60 bin eri bulmuştur” (8) diyerek Fevzi Çakmak’ın raporundaki sonucu vermektedir.

Yarbay Felix Guze, şehit ve yitikler konusunda en samimiyetsiz bilgiyi vermiştir: “Yaklaşık 30 bin insan geri dönmüş. Bazı kaynaklara göre Ruslar tarafından 27 bin esir alınmış, 30 bin ölü. Diğer bilgilere göre esirlerin miktarı 3 bin 500, gömülen ölülerin miktarı ise 11 bin kadarmış.” (9) Bu bilgi içinde verilen rakamların hepsi yanlıştır. Rakamlar ile bu derece oynamak, bu felakette büyük sorumluluğu olan bir Alman kurmay subayının başarısızlığını minimalize etme hezeyanından başka bir şey değildir.

Kayabalı-Arslanoğlu da Türk Kültürü Dergisi’nde Türk ordusunun kayıplarını 75 bin olarak vermişlerdir. (10) Necati Ökse, Askeri Tarih Bülteni’nde sunduğu “3. Türk Ordusu’nun mevcudu 75 bin kişiyi bulmuştu” derken savaşçı (muharip) sayısını kastetmekte, “Bu savaşta Ruslar 32 bin kişi kaybetmiş, Türklerin zayiatı ise yaralı ve şehit olmak üzere 60 bin kişiyi bulmuştur” (11) derken verdiği kayıp rakamları, Fevzi Çakmak’ın verdiği şehit rakamına uymaktadır.

OZANLARIN ANILARI

Emekli Korgeneral Hüseyin Işık, Sarıkamış Harekâtı’na katılan kuvvetlerimizin muharip mevcudu 73 bini 600 kişi idi” (12) demektedir. Korgeneral Işık, daha sonra “Sarıkamış Şehitleri” için en doğru rakamları vermiştir; “Sarıkamış Harekâtı’na katılan 118 bini kişiden ancak 18 bini kişi geri dönmüştür. Korgeneral Işık, 118 bini askerin 73 bin 600’ünün muharip olduğunu belirtmesine rağmen tereddütsüz bir şekilde şehit sayısını 90 bini olarak vermiştir. General Işık’ın verdiği 73 bin 600 muharip rakamından sonra “Kaybımız 90 bini kişidir” demekle, bazı tarihçilerin sadece muharip asker sayısı olan rakamı telaffuz ederek “75 bin mevcutlu ordunun nasıl 90 bini şehidi olur?” şeklinde haksız yorumlarının ne kadar boş olduğunu ortaya koymaktadır.

90 bin rakamının 15 günlük savaşın şehitleri için bir sembol haline gelmesinde, Enver Paşa sansürünün karşısında herkes sessiz kalırken, cesur bir şekilde dik durarak söylemlerini esirgemeyen ozanların sağduyusunun büyük rolü olmuştur. Uygulanan ağır sansür, bir tek ozanları susturamamış, onlar Sarıkamış gerçeğini ağıtlarla 1915’ten günümüze kadar, belki de en kesin rakam olan;

“Sarıkamış diye kırıldı 90 bin evin ocağı”, 

“Allahuekber’de söndü 90 bin evin ocağı”, 

“Bir Sarıgamış uğruna 90 bin fidan gırıldı”

gibi cümlelerle şehitlerin yüreğimizde yer etmesini sağlamışlardır. (13) Üstelik ozanlar bunu sansürün evlerde bile Sarıkamış’ın konuşulamayacak kadar katı olduğu bir zamanda korkusuzca dile getirmişlerdir. Bu nedenle ozanların verdiği bu mesaj kutsaldır ve cesurca verilen bu rakama saygı göstermek gerekmektedir. Hiçbir ağıtta bundan farklı rakama rastlamak mümkün değildir. Bir sembol değer haline gelmiş olan bu rakam, ozanların hatırına “folklorik bir değer” olarak kabul edilmelidir. 

Bütün tartışmalara rağmen ozanların verdiği 90 bin rakamı kutsaldır ve artık bir sembol haline gelmiş olan bu rakam, ozanların hatırına “folklorik bir değer” olarak kabul edilmelidir.


Dipnotlar:

(1) Aziz Samih İlter, Birinci Dünya Savaşında Kafkas Cephesi Hatıraları, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, Ankara 2007, s. 7;  Salâhaddin Güngör, Kumandanlarımızın Harp Hatıraları, Kanaat Kitabevi, İstanbul 1937, s.13-14.

(2)  Aziz Samih İlter, age, s.14.

(3) Fevzi Çakmak, Büyük Harp’te Şark Cephesi Harekâtı, Haz: Ahmet Tetik, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul,  2011, s. 114.

(4)  Feridun Kandemir, Cumhuriyet Tarihinde Yakılan İlk Kitap, İstiklal Harbimizin Esasları Neden Yakıldı? Yağmur Yayınları, İstanbul 2007, s. 140.

(5) Feridun Dokakin Zade, Büyük Harp Türk Cepheleri, Harp Akademisi 1926-1927 Ders Senesi III. Sınıf, 2. Basım, Yıldız Harp Akademi Komutanlığı Matbaası, İstanbul 1930, s. 121.

(6) Maurice Larcher, Türk Savaşları, Kafkas Harekâtı, Haz: Bingür Sönmez, Omnia, İstanbul 2010, s. 84-85.

(7) Genelkurmay Başkanlığı, Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, Kafkas Cephesi, 3. Ordu Harekâtı, Cilt I, Ankara Genelkurmay Basımevi, Ankara 1993, s. 535.

(8) Fahri Belen, Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi C: 2 1. Kitap, Genelkurmay Basımevi, Ankara 1964, s. 535.

(9) Alman Yarbay Guze, Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi’ndeki Muharebeler, Çev: Hakkı Akoğuz, Haz: Alev Keskin, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, Ankara 2007, s. 41.

(10) İsmail Kayabalı, Cemender Arslanoğlu, “Milli Mücadele Döneminde Kuzey Doğu Anadolu Cephesi-Sarıkamış Savunması (26-31 Aralık 1914)”, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü Aylık Dergisi (TKAED), Kuzey Doğu Anadolu Sınırlarının Tarihi Sayısı, S: 126 (1973), s. 443.

(11) Necati Ökse, Birinci Dünya Harbinde 3 üncü Türk Ordusunun Harekâtı, Askeri Tarih Bülteni, Sayı No: 7, Ankara 1979, s. 26.

(12) Genelkurmay Başkanlığı, Birinci Dünya Savaşında Rus Cephesindeki İlk Muharebeler ve Sarıkamış Harekâtı, Dördüncü Askeri Tarih Semineri Bildiriler, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı, Ankara 1989, s. 313.

 

(13) Ali Berat Alptekin, Abdurrahman Güzel, Geçmişten Günümüze Âşıkların Dilinden Sarıkamış, Haz: Prof. Dr. Bingür Sönmez, Omnia Yayınları, İstanbul 2010, s. 74.

PROF. DR. BİNGÜR SÖNMEZ

Yazarın Son Yazıları

İnsanı insan yapan değer - Dr. Hüseyin Özkahraman

İnsan, yalnızca biyolojik bir varlık değildir; anlamını ve kimliğini toplumsal ilişkiler içinde inşa eden sosyal bir öznedir.

Devamını Oku
19.01.2026
Kayıtsızlığın vasatlığı - Av. Selin Bakan

Modern dünyanın siyasal dili uzun süredir aynı telkini fısıldıyor: Mesafeli ol. Tarafsız kal. Dünyayla arana güvenli bir çizgi çek.

Devamını Oku
19.01.2026
En kolay sömürülen işçi - Prof. Dr. Çağatay Güler

Belki genelden başlamak daha uygun olacak: Uluslararası kaynaklara göre 1 milyardan fazla insan çatışma, şiddet ve kırılganlıktan etkilenen ülkelerde yaşıyor. Her yıl milyonlarca insan da afetlerden etkileniyor.

Devamını Oku
19.01.2026
Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025