Tarihte 19 Mayıs, 19 Mayıs'ta Tarih - Prof. Dr. Salih ÖZBARAN
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Tarihte 19 Mayıs, 19 Mayıs'ta Tarih - Prof. Dr. Salih ÖZBARAN

25.05.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

            Çok gerilere gitmeyeceğim, çok önceki yıllara değinmeyeceğim. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş süreci ve felsefesini silip atmak isteyenlerden söz etmeyeceğim. Sadece, son zamanlarda kendilerini tarihçi tahtında gören İktidar yetkililerinin yorumlarından iki örneği dile getireceğim. Cumhurbaşkanı, 19 Mayıs ile ilgili olarak tarihçileri uyardı; Osmanlı tarihine nasıl yaklaşılabileceğinin şifrelerini hatırlatmak istedi; Osmanlı kuruluş dönemiyle ilgili bir televizyon dizisini örnek gösterdi; dolayısıyla kendi tarih anlayışını açıklama gereğini duydu - daha önceleri zaman zaman yaptığı gibi.

31 Mart 2019 tarihinde İstanbul'da Büyükşehir Belediye Başkanlık seçimini kazanan ve mazbatayla onaylanan, ancak AKP'nin itirazı sonunda yenilenmesi kararlaştırılan (Ekrem İmamoğlu'nun bu kez ezici bir çoğunlukla kazandığı) seçim öncesinde tarih yine kullanım alanına sokuldu.

Hükümet yetkililerinin çok ciddi rakip olarak gördüğü Ekrem İmamoğlu'na "Pontus" kimliği giydirilmek istendi. Böylece farklı bir etnik, dil ve din üzerinden ayrımcılık yapılırken Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkelerini zedeleme yoluna gidildi. Trabzon örneğiyle Fatih Sultan Mehmed'in Osmanlı topraklarına kattığı Pontus Devleti'ne bağlayarak Karadenizlilere kimlik yakıştırılmak istendi. Tarihin bir inşa süreci olduğu unutuldu; Osmanlı İmparatorluğunun etnik yapısının/ırkın (AKP'nin tarihe baş tacı yaptığı Osmanlı için dahi hiç uygun düşmeyen) yaklaşım dillendirildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin Osmanlı'daki tabiiyet yerine konan yurttaşlık bilinci kenara itildi, "reaya"nın sorumluluk ve yetkili  vatandaşlığa yükseltildiği evre yok sayıldı.   

 TARİHÇİLİK CİDDİ MESLEKTİR            

            Benim (ve bizim) gibi bu meslekte biraz kafa patlanmış akademisyenlere yol göstermeye çalışıldı bir bakıma! Daha doğrusu, tarih(çilik) adına -kendi doğruları- müthiş bir medya aracılığıyla bizlere iletildi. Ne var ki, bu işlerin içinden gelen biri olarak bana da -yeniden- bir şeyler söyleme olanağı (doğal olarak yetkisi) doğdu.

Cumhurbaşkanı'nın 19 Mayıs yorumu ve AKP'nin "Pontus" geçmişini anımsatma girişimi, sıradan bir yurttaş (hatta benim dikkate almayacağım bir tarihçi) tarafından  yapılsaydı üstünde durmazdım; "bu tarihin de nasibi bu" deyip geçerdim, "Hiç matematik bilmeyenin matematikten bahsettiğini görmedim" ve tarih için "talihsiz bir bilgi dalı olsa gerek" deyip kulağımı/gözümü kapatırdım; böylece de A.H.Tanpınar'ın bu sözlerini anımsardım.

Ama Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil eden bir şahsiyetin "sanki milletimizin tarihi 1919'da başlıyormuş gibi" bir yükleme ve sorgulamasına, bu arada kimilerince ırkçılık yapılarak Cumhuriyet Devrimi'nin çağcıl değerlerini küçümseyen Pontus yağmasına yabancı kalamazdım.

Ben burada tarih incelemelerini ve tarih öğretimini ciddiyetle ele alanların tarihi ne tür periyotlara ayırdıklarını, hatta Türk ve İslam tarihlerini nasıl Avrupa merkezli çağlara böldüklerini dile getirmeyeceğim. Tarihsel süreci keskin rakamlarla da bölmeyeceğim. Cumhuriyet ile ulaştığımız  yıllardan bahsedeceğim; asıl söz ve yetki sahibi olanların tanımlamalarına saygı göstereceğim.  

KİMLİK ÜSTÜNE   

            Yüzyıllık yaşamındaki incelemeleriyle Osmanlı tarihçiliğine damga vurmuş olan Halil İnalcık, Imperial Legacy (Emperyal Miras,) başlığını taşıyan ve 1996 yılında yayınlanan bir derleme için yazdığı makalede "Osmanlı İmparatorluğu'nun kimliğinin/mirasının sadece Türklükle tanımlanamayacağını" anımsatmıştı Batı dünyasına -dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına- engin bilgisiyle. Türkiye Cumhuriyeti'nin Osmanlı olmadığını da her fırsatta vurgulamıştı.

Son yılların ve zamanımızın popüler tarihçisi İlber Ortaylı ise, Osmanlı yapılanmasıyla ilgili olarak coğrafyadan, politikadan, kültürden kaynaklanan etkileri göz önünde tutarak Doğu Roma / Bizans, yani Yunan kültürünün önemine değinmiştir sürekli olarak.[1]

Ortaylı iki önemli hususu da dile getirmiştir: Osmanlılarda Türklük bilinci yoktu; ancak Türkçe temel öğeydi. Bu sözleri iyi analiz etmek gerekiyor: Savrulmuş bir söylem midir bu tanımlamalar, yoksa tarihsel dayanakları var mıdır, nelerdir? Bu savları benimsemeyen tarihçilerin sağlam tutanakları nelerdir? Osmanlı'nın "Türk"ü dışlaması yargısı yüzyılların tanıklıklarından ne denli ve nasıl yansıtılabilmiştir?

            Önce, kimlik üstüne yaptığı çalışmalarını yakından tanıdığım, görüşlerinden yararlandığım ve zamansız yitirdiğimiz çok değerli dostum Nuri Bilgin'in Kimlik İnşası kitabının Önsöz'ünde yer alan şu sözcüklerini nakledeyim, sorunun ne denli girift olduğunu anımsatayım: [2]

            "Kimlik Kavramı, cazibesi altında kaybolan ilginç kavramlardan biri. Zihnimizi aydınlattığı kadar da karartıyor; açıkladığı kadar da cevapsız bırakıyor, çözdüğü kadar da sorun getiriyor. Çelişkili, paradoksal, değişken, çok yönlü, karmaşık bir olgular yumağı".

TÜRKLÜK ÜSTÜNE

            "Türk ırkı" ve Osmanlı ihtişamındaki din ve etnik farklılıkları üstüne savrulan ve politik ortamı memnun etmeye yönelik olduğunu sandığım (ortalık bulandırma amaçlı), akademik rütbeleriyle siyaset ve piyasa memnuniyeti yaratmaya çalışan partizan heveslilerin telkinlerini/iddialarını yazım için hareket noktası yaparak bir değerlendirmede bulunmak istiyorum. Ama önce, kimlik tanımını ve aidiyet duygusunu çağcıl değerlendirmeler eşliğinde işleyen akademisyenlerin tanımlamalarını anımsatarak giriş mahiyetinde bilgi vermek, sonra da İslam, Türk ve Osmanlı aidiyet, imge ve kimlikleri üstünde birşeyler anımsatmak istiyorum.

Bilimsel açıklamaların, anılan konu üstüne çalışmış olanların, Zeki Velidi Togan, İbrahim Kafesoğlu, Faruk Sümer'in ve Batı dünyasından yapılmış ve  tarihleri gerilere giden araştırmaları; hatta Esenbike Togan'ın #Tarih dergisindeki taze bilgilendirmelerine değinmeyeceğim burada. Gazete yazısının sınırlamalarını da aşmayacağım.                 

TARİHTE SÜREKLİLİK VEYA YAPAY BÖLÜNMELER  

            Mustafa Kemal Paşa, tarihi 19 Mayıs 1919'da başlatmıyordu, doğal olarak; Osmanlı, Selçuklu ve daha öncelerini reddetmiyordu; ama Türkiye Cumhuriyeti'ne yelken açıyordu. Onu, çağının ve Türk kültürünün içine yerleştiriyordu. Tarihi hem Anadolu kültürleriyle hem Türk ve İslam geçmişiyle tanımlanmasını biliyor hem de dünya boyutlarına taşıyordu. Kanuni Sultan Süleyman'ın kellesini vurdurduğu Piri Reis'in dünyaca ünlü haritasının ve denizcilik eseri Kitab-ı Bahriye'sinin 20.yüzyılda özenle yayınlanmalarına önayak olurken tarihe yapay biçimde tutunanlara yol gösteriyordu; tarihi fermanla yazdırmıyordu onun "namütenahi"liği, sonu gelmeyen araştırmalardan okunabileceğine inanıyordu. Olguların, uzun süreçlerin eklemlenmeleriyle ilerletiliyordu ya da duraksatılıyordu tarih. 19 Mayıs'ta başlamıyordu tabii ki!

            "Bir toplumu sadece dil tanımlıyor. Tarih bunu kanıtlıyor" diyor üstat Doğan Kuban. "Hanedan’ın etnik kökeni Türk, Türkçe konuşuluyor; ancak Sina Akşin “Türk” vasfına yüklenen şeyler olumsuz" yorumunda bulunuyor. Bu arada İlber Ortaylı, Metin Kunt, Cemal Kafadar ve birçok tarihçi Türkçeyi temel öğe olarak ele alıyorlar. NTV Tarih dergisinin 51. (Nisan 2013) sayısında "Türk Kimdir?" sorusunu yanıtlamaya çalışan özel dosya yazılarından birinde (s. 29) sorunun başlangıcına ilişkin değerlendirme sanırım doğru bir saptamadır:

            "Köktürk yazıtlarında geçen 'Türk' kavramının etnik değil siyasi bir kimlik olarak ortaya çıktığı, zengin ve edebî bir dil geliştirildiği, 'atalar kültü' dediğimiz eski gelenekleri de koruyan bir devamlılığın sürdürüldüğü görülür. Taşlara işlenen bu mesajlar, Türk Kimliği üzerine ilk somut ipuçlarıdır".       

            "Benim soyum benimle başlar" başlığını atmıştı Tayfun Atay, Cumhuriyet'te 12 Şubat 2018 tarihli köşe yazısında; "cemaat toplumsallıkları", "aristokrasi", "soyluluk" gibi özelliklerin modern toplumlarda başat rol oynayamayacağını belirtmişti, bilgece

            Tarih ne Osmanoğullarıyla başlıyordu ne de 1453'te, 1492'de, 1789'da, 1919'da ayak basıyordu evrene. Ama 19 Mayıs 1919 tarihi esaretten kurtuluşa, saltanat tabiliğinden Cumhuriyet vatandaşlığına ve devrimlerle hurafeler yerine bilime giden yolun bir simgesiydi.

Asya ortalarından kopup gelen, İslam, Anadolu ve ardından Avrupa ile hemhal olan bir kültürler bileşkesidir modern Türkiye'nin Kimliği. Bu tanım ne dincilikle, hanedanla ne de ırk/etnik bütünlüğüyle inkâr edilebilir, parçalanabilir. Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde yaratılan sağlam ve çağcıl temelleri bulunan yepyeni bir Cumhuriyet kimliğidir o. Şu aşamada Şerafettin Turan'ın bir uyarısın hatırlatarak bitireyim bu yazımı:

            "Tarihin tarihçinin tekelinde olmadığına katılıyorum. Tarih hakkında başka alanlarla uğraşanlar da konuşabilirler; ancak hadlerini bilerek. Çünkü 'Tarihçilik Zor Zanaat'tır." [3]

            Kendisinden çok yararlandığım, İzmir'de konferanslarını dinlediğim, sohbetlerine katıldığım, Cumhuriyet süreci tarihini ve Mustafa Kemal Atatürk'ün kendine özgü yaşamını çok güzel örnekleri ve belgeleriyle bizlere bırakıp aramızdan ayrılan - yokluğunu her zaman hissettiğim - Profesör Şerafettin Turan'ın bu sözlerine eklenebilecek ne olabilir ki?  

PROF. DR. SALİH ÖZBARAN
TARİH PROFESÖRÜ 


DİPÇE


[1] Salih Özbaran, Tarihçilik Zor Zanaat, İstanbul, Tarihçi Kitabevi, 2015.

[2] N. Bilgin, Kimlik İnşası, İkinci basım, İzmir Büyükşehir Belediyesi yayını, 2014.

[3] Bu konuda daha ayrıntılı bilgi için Salih Özbaran'ın, Bir Osmanlı Kimliği kitabına bakılabilir (Kitap Yayınevi, 2017, 3.baskı). Cemal Kafadar'ın yakın zamanda yayın dünyasına giren Kendine Ait Bir Roma: Diyar-ı Rum'da Kültürel Coğrafya ve Kimlik Üzerine (Metis Yayınları, Mayıs 2017, ikinci basım Haziran 2017) eserindeki renklendirmeler apayrı bir önem taşımaktadır.



Yazarın Son Yazıları

Tarihsel mezhepçi zihniyet - Neval Oğan Balkız

Leyla Şahin Usta, bir milletvekili ve aynı zamanda AKP grup başkanvekili.

Devamını Oku
22.01.2026
Psikolojik sermaye - Banu Özkan Tozluyurt

Bugünün dünyasında çocuklarımızı en çok neyle ölçüyoruz?

Devamını Oku
22.01.2026
İktidarın meşruiyet sorunu - Kadir Serkan Selçuk

2002 genel seçimlerinde AKP yüzde 34 oy aldı.

Devamını Oku
21.01.2026
Stratejik akıl ve politik alan - Başar Yaltı

Generallerin sanatı olarak bilinen strateji, askeri bir terim olmakla birlikte artık yaşamın hemen her alanında, özellikle de politik alanda kullanılan bir kavram haline geldi.

Devamını Oku
21.01.2026
Gazze’ye kim çöktü? - Ufuk Saka

Her şey küresel sermaye ittifakı adına İngiliz hükümetinin, ta 1848 yılında bir genelgeyle Filistin’deki konsoloslarını Yahudilerin himayesine vermesiyle başlamıştı.

Devamını Oku
21.01.2026
‘Çıkmazdan kurtuluş Dil Devrimi’ - Hürriyet Yaşar

Türkçenin özleşmesinin yolunu açan Dil Devrimi’ne karşı olanlardan Atatürk’e karşı çıkmayı göze alamayanlar, onun öz Türkçeden vazgeçtiğini, üstelik özleştirmeye girişmekle yanlış yaptıklarını söylediğini öne sürerler.

Devamını Oku
20.01.2026
İşçi sendikalarına öneriler - Engin Ünsal

1968 yılında uluslararası bir sendika toplantısı için New York’taydım.

Devamını Oku
20.01.2026
İnsanı insan yapan değer - Dr. Hüseyin Özkahraman

İnsan, yalnızca biyolojik bir varlık değildir; anlamını ve kimliğini toplumsal ilişkiler içinde inşa eden sosyal bir öznedir.

Devamını Oku
19.01.2026
Kayıtsızlığın vasatlığı - Av. Selin Bakan

Modern dünyanın siyasal dili uzun süredir aynı telkini fısıldıyor: Mesafeli ol. Tarafsız kal. Dünyayla arana güvenli bir çizgi çek.

Devamını Oku
19.01.2026
En kolay sömürülen işçi - Prof. Dr. Çağatay Güler

Belki genelden başlamak daha uygun olacak: Uluslararası kaynaklara göre 1 milyardan fazla insan çatışma, şiddet ve kırılganlıktan etkilenen ülkelerde yaşıyor. Her yıl milyonlarca insan da afetlerden etkileniyor.

Devamını Oku
19.01.2026
Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025