Olaylar Ve Görüşler

‘Tersine beyin göçü projesi’

29 Aralık 2018 Cumartesi

Genç yeteneklerimizin hazırladıkları projelerden iki tanesi TÜBİTAK yarışmasında dereceye dahi girmezken dünya birinciliği kazandılar. Bunlardan bir öğrencimiz aldığı teklifle ABD de okumakta ve NASA’da Mars’a giden roketlerle ilgili çalışma grubunda. Diğer öğrenciler eğitimlerini ABD de sürdürme teklifi aldılar.

Üniversiteler her türlü siyasi ve ideolojik görüşten uzaktır. Hükümetler dahil tüm toplumsal tutum ve davranışların da eleştirildiği bu kurumlar, sadece ticari-pratik amaca yönelik, kitlesel “faydacı” bir kuruma evrilmemeli. Bilim kurumları özgür ve özerk yapısı nedeniyle “üst düzey” bir ruha sahip olmalıdır.
“Yeni Türkiye” yapılanmasında, akademik kurumlarda yaşananlar, akademik özgürlük ve özerlik, bilim ve teknolojik gelişme açısından ayrı öneme sahip. Bilimsel araştırma ve geliştirme laboratuvarları, eğitim-öğretim donatısı ve diğer gereksinimleri eksiksiz olmalı ki bazı rektörlerin bilim ve mantık dışı açıklamaları dışında akademya suskun.

Geleceğin bilim insanları
Üniversiteler YÖK aracılığı ile öğütüldü. Denetimsiz, altyapısız vakıf üniversiteleri ve “Her ile bir üniversite” sloganı ile açılan üniversiteler ve siyaseten atanan rektörlerle nereye kadar? Rektör üniversitede lider, öncü ve belirleyicidir. Dışarıdan 1 ay önce profesör olanlar, eski milletvekilleri, milletvekili eş ve kardeşleri rektör atanmakta. Üniversiteden 14 yıl uzak kalmış bir eski milletvekilinin rektör olma cesaretini kutlamak gerekir. Rektörün 7 fakülte dekanına vekalet ettiği üniversitede araştırma ve hatta eğitim olur mu?
Araştırma kurumlarından birisi olan TÜBİTAK 2003’ten sonra kuruluş ilkelerinin dışına düştü. TÜBİTAK’ın en zengin bilimsel bilgi kaynağı Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM) Müdür Yardımcılığı’na Ankara Hayvanat Bahçesi müdürünün atanması yeterli örnektir. TÜBİTAK’ın görevleri arasında geleceğin bilim insanlarını keşfetme, teşvik verme ve bu bağlamda yıllık ödüller sunmak da vardır. Genç yeteneklerimizin hazırladıkları projelerden iki tanesi TÜBİTAK yarışmasında dereceye dahi girmezken dünya birinciliği kazandılar. Bunlardan bir öğrencimiz aldığı teklifle ABD’de okumakta ve NASA’da Marsa giden roketlerle ilgili çalışma grubunda. Diğer öğrenciler eğitimlerini ABD’de sürdürme teklifi aldılar. Diğer bir araştırmacının engellilerin kolaylıkla mouse kontrolünü sağlayan GlassOuse projesini TÜBİTAK reddetti, Apple ve Google’dan destek görmekte. TÜBİTAK’tan bilimsel destek alanlar ise “Hacı robot”, “Papaz eriğini imam eriğine çevirme projesi”, “Tatlı kelam projesi”, “Tillo evliyalarının kerametleri” gibi projeler. Geçen günlerde TÜBİTAK bünyesinde hazırlanan bir program sunuldu. “Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı” kapsamında yurtdışındaki özellikle Türk bilim insanları ve nitelikli araştırmacıların Türkiye’ye gelmelerini teşvik etmek amaçlı. Belirli projelerde yine belirli süre çalışarak teknolojik gelişmemize katkı sağlamaları amaçlanmakta.

Beyin göçünün nedeni?
Araştırmacılara deneyimlerine göre burs, eş ve çocuklarına aile ödeneği, sağlık sigortası desteği, geliş-gidiş uçak bileti; araştırma başlangıç paket ödeneği, yönetim ve idari maliyet ödeneği, kurum araştırma desteği ev sahibi kuruma verilecek. Araştırmacılara ödenecek para Hollanda asgari ücretinin 2 katı, Almanya’nın 2.5, ABD’nin 3, bizim profesörün 2.5 katı. Araştırmacılara önerilen paranın durumu bu. Bu proje ile yurtdışına giden bilim insanlarımızın geri dönüşü beklenmekte.
Beyin göçü nedenlerini incelemeden, analiz etmeden sırf para ile beyin çekemezsiniz! Akademisyenler maddi nedenlerle mi gittiler? Beyin göçünün en önemli nedeni:, üst düzey akademik kadroların kendisini güvende hissetmemesi. Bilim insanları huzursuz ve güvensiz ortamda üretemezler. TÜİK verilerine göre 2017’de yurtdışına gidenlerin %15.5 kadarı 25- 29 yaş grubunda. Bunlar üniversite mezunu, bilgili, yabancı dil bilen, yurtdışında aranan niteliklere sahipler. Diğer bir söylemle bizim geleceğimiz.

Bilim insanı için para
Tıbbı, “büyücülük” ve “şifacılıktan” kurtaran, “kanıt temelli araştırmalar ve test edilebilir sonuçlar” düzeyine taşıyan bilge İbn-i Sina, yaklaşık bin yıl önce “Bilim ve sanat itibar görmediği toplumu terk eder” demiş. Bilim insanları eskiden düşündükleri değerlendirilsin diye göçüyordu, son zamanlarda düşünebilmek için gidiyorlar. Bilim insanı için para, makam, unvan, şöhret önemli değildir. Tek istedikleri laboratuvarlarında yaptıkları işi ölene kadar keyifle ve ısrarla yapmak, düşüncesini korkmadan açıklamak, araştırma ikliminde yaşamaktır. Eleştiri, soru yoksa orada bilim ve teknoloji gelişmez, fikir üretilmez. Akademik değerleri önceleyelim, bilimsel görüş ve eleştirilere hoşgörü ile yaklaşalım, huzurlu ve güvenli yaşam ve bilimsel çalışma ortamı sağlayalım, giden de gelir, kimse de gitmez. Çağımız bilgi çağıdır. Bilgi ve bilgiliye sahip çıkalım yeter. Unutmayalım beyin nereden göçüyorsa orası kaybeder, beyine kim kapılarını açıyorsa o kazanır.  

Prof . Dr. Osman İnci
Eski Trakya Üniversitesi Rektörü


Yazarın Son Yazıları