Toplumbilime Göre ‘Cemaat’ Olgusu
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Toplumbilime Göre ‘Cemaat’ Olgusu

18.01.2015 08:00
Güncellenme:
Takip Et:

On yıllardır kavramların içlerinin boşaltılması, özgürlük, felsefe, bilim, sanat yönünden kavramların yeniden çözümlenmesini gerektirmektedir.
Toplumbilim birikimine bakıldığında etkili düşünsel dönüşümlerin fizik, biyoloji gibi alanlardaki gelişmelerden esinlendikleri; özgürlüğü, bireysel istenci, seçenekler oluşturan ilişki biçimlerini başat dayanak aldıkları; dolayısıyla toplumsal gelişme aşaması olarak da, yeğlenecek yaşam olarak da “cemaat”ten topluma doğru bir yönelişi benimseyip belirledikleri söylenebilir. En “tutucu” sayılan toplumbilimciler bile (örneğin Tönnies) bilimsel ve felsefesel bilgi karşısında toplumun insansal, gelişmiş ve özgürleştirici olduğunu; toplumsal yaşamdan cemaatsal yaşama geçilemeyeceğini yazmışlardır. P. A. Sorokin’e göre, cemaati belirleyen özellikler ortak irade, üyelerin birey olmaması, cemaatin çıkarlarının üstün olması, inanç, din, gelenek ve alışkanlıklar, doğal dayanışma, ortak mülkiyet; toplumu belirleyen dayanaklar ise birey iradesi, üyelerin birey olması, bireylerin çıkarlarının üstünlüğü, öğreti (doktrin), kamuoyu, moda, sözleşmeli dayanışma, özel mülkiyettir.
Bu bağlamda insan yeteneklerini ortaya çıkaran, gelişmesini sağlayan, görece özgür ilişkilerin yaşam alanının cemaat değil, toplum olduğu açık gerçektir.
Postmodernizm olarak adlandırılan, yayılmacılığın kültürel seçimiyle ilerleme düşüncesi yadsınırken, birey özgürlüğünün engellenmesi önemsenmeden, referanslarını geçmişteki eşitsizlik üreten ilişki biçimlerinden alan, eleştiriye kapalı dinsel-budunsal yapılar (ki kimlik siyasası diye de bilinir) yüceltilmiş, saygın sayılmıştır. Samuel P. Huntington ve benzeri tarihçilerce, düşünürlerce söylemsel üstyapısı oluşturulmaya çalışıldı. Ne yazık ki bilimin, nesnelliğin, eleştirelliğin yeri olması gereken üniversiteler bile cemaat övgüsünün kurumlarına dönüşmüştür.
Söz konusu yapay uygulamalarla, “toplum mühendisliği” çabalarıyla yaratılan insanlık dışı dönemden çıkmakta sorumluluk bilinci taşıyan aydınlara önemli görev düşmektedir. Yok edilen, tüm aydınlanma kazanımlarıdır.
Cemaat yapılarının insanlığın kazanımlarını aşındırdığı, bireyin özgürlüğünü engellediği, eşitsizlik ürettiği önsel (a priori) bilgi olarak benimsenmeli ve yeni bilgiler bu temel üzerine eklenmelidir. Çünkü günümüzde dünyanın savaşlarla, kıyımlarla, insanın kanını donduran öldürümlerle dolu bir duruma gelmesinde yukarıda belirtilen cemaat yüceltisinin önemli payı vardır.  

GÜNAY GÜNER

Yazarın Son Yazıları

Milletvekiline örgüt isnadı - Erdi Yetkin

Hukuken yapılamayacak politik aksiyonlar alındıktan sonra “ancak bu yapılan hukuki değildir” şeklinde görüş bildirmenin Türkiye’de bir karşılığının olmadığını yeterince deneyimledik.

Devamını Oku
29.06.2026
Ankara’da NATO sıkıyönetimi - Kaan Eroğuz

Kurulduğu günden bu yana, dünyanın birçok coğrafyasında darbeler, cinayetler, saldırılar ve ambargolar gerçekleştiren NATO, 36. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ni düzenlemek için 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Cumhuriyetimizin başkentine, Ankara’ya geliyor.

Devamını Oku
29.06.2026
Kente değer katan yönetim anlayışı - Melih Yıldız

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte, kültür sanat etkinliklerinin afişlerini her yerde görmeye başladık; festivallerin, konserlerin, kitap fuarlarının, dinletilerin...

Devamını Oku
27.06.2026
Futbol baştan kokar - Meriç Erdağlı

2026 FIFA Dünya Kupası’ndan hezimetle ayrılan Türk milli futbol takımı, vatandaşların beklentilerini yerine getiremedi.

Devamını Oku
26.06.2026
Muhalefetin kanun yoluyla yeniden tanzimi - Su Erbaş

Çağdaş otoriterleşmenin ayırt edici özelliği, açık baskı yerine kurumların hukuk diliyle araçsallaştırılmasıdır

Devamını Oku
26.06.2026
Kamu hukukunun lağv edilmesi - Doğan Erkan

Ana muhalefet partisinin olağan genel kurul organında seçilen meşru yönetim ve merkez organlarının, Türkiye siyasal partiler tarihinde eşi görülmemiş bir biçimde asliye mahkemesinin istinaf hâkimleri eliyle mutlak butlan ve tedbir uygulamasıyla görevlerinden el çektirildiği, bu Kafkaesk “yargısal” kararın siyasallaşmış kolluk marifetiyle uygulandığı bir evreyi şaşırarak gözlemliyoruz.

Devamını Oku
25.06.2026