Olaylar Ve Görüşler

Türkiye, Bilgi ve Teknoloji Yarışının Neresinde? - Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY

31 Mart 2021 Çarşamba

Türkiye, birçok alanda olduğu gibi ekonomik alanda da uzun zamandır plansızlık ve hedefsizlik hastalığından mustarip. Dünya özellikle bilgi ve iletişim teknolojilerinde hayal bile edilemeyecek hızda gelişiyor. Teknolojideki hızlı gelişmeler ekonomik yaşamda da büyük değişim ve gelişmelere neden oluyor.

Böyle bir dönemde plansız ve hedefsiz olmak, uygarlık yarışını kaybetmek demektir. Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkmak” hedefini gösterdiği Türkiye Cumhuriyeti için bilgi ve teknoloji yarışında geride kalmak, kabul edilebilir değildir.

ACIMASIZ REKABET

Türkiye, bölgesinde lider ülke olmak istiyor. Dünya, Dördüncü Sanayi Devrimi” çağına girdi. Günlük yaşam, güvenlik, eğitim, sağlık, üretim, ticaret gibi hayatın hemen her alanı yeni baştan biçimleniyor. Yapay zekâ gibi Dördüncü Sanayi Devrimi”nin çok güçlü teknolojileri hızla yaşamımıza nüfuz ediyor.

Bilgisayar ortamında bulunan bilgilerin yüzde 90’ı, son iki yılda üretildi. Ülkeler ve şirketler yeni bilgi ve teknolojileri hızla kullanıma sokuyorlar. Yapay zekâ 50 farklı göz hastalığını uzman göz doktorundan çok daha iyi tanımlayabiliyor. Şoförsüz, elektrikli toplu taşıma araçları birçok ülkede kullanıma girdi bile. Günümüz dünyasında güçlü olmanın en önemli kaynağı, ileri düzeyde bilgi ve teknoloji sahibi olmak.

Bu olağanüstü hızlı gelişim ve değişimin farkında olan iddialı ülkeler, yeni bilgi ve teknolojilere ulaşabilmek için sert, acımasız bir rekabet içindeler. Rekabette öne geçmek için Dördüncü Sanayi Devrimini hedefleyen planlarını hazırlayıp uygulamaya soktular bile. Çin “Çin Yapımı 2025”, Almanya Sanayi Stratejisi 2030”, Avrupa Birliği 2030 Yılına Kadar Avrupa Sanayileşmesi İçin Vizyon”, İngiltere Sanayi Stratejisi”, Japonya Toplum 5.0” diye adlandırdıkları uzun vadeli stratejileriyle, güç ve söz sahibi olma yarışında geride kalmamak için belirledikleri ekonomik ve teknolojik hedeflere hızla ilerliyorlar.

Bunlar dışında birçok sanayileşmiş ülke, özellikle OECD ülkeleri, benzer stratejileri uygulayarak Dördüncü Sanayi Devrimini yakalamaya çalışıyorlar.

DÖRDÜNCÜ SANAYİ DEVRİMİ

Bu yarışta önde olan ülkeler, katma değeri yüksek ileri teknolojili ürün üretimlerini hızla artırıyorlar. İleri teknoloji içeren ürünleri üretip pazarlayan ülkeler, iktisadi kalkınma ve toplumsal refah açısından da öne geçiyorlar. Dördüncü Sanayi Devrimi, bu tür ürünlerin üretiminde getirdiği yeniliklerle yeni bir çağ başlattı. Maalesef Türkiye, bu alanda çok geride kaldı.

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, 2019da dünya ileri teknolojili mal ihracatı sıralamasında 108. sıradaydı. Toplam ihracatı içinde ileri teknolojili ürünlerin payı, sadece yüzde 3 idi. Bu konuda dünya ortalaması yüzde 21, OECD ortalaması yüzde 18. Kıyaslamak için birkaç örnek verelim: Brezilya yüzde 13, ABD yüzde 19, Fransa yüzde 27, Almanya yüzde 16, Rusya yüzde 13, Yunanistan yüzde 13, İsrail yüzde 23, Meksika yüzde 20, Malezya yüzde 52. Azerbaycan ve Arjantin bile bizden öndeler. Toplam ihracatlarının yüzde 5i ileri teknolojili mallardan oluşuyor.

BAŞKA YOL KALMADI

Bölgesinde lider olmak isteyen Türkiye dünyada yaşanan hızlı değişimin farkına varmış görünmüyor. Dar, kısır siyasal çekişmelerle zaman yitiriyor. Merkez Bankası başkanlarını değiştirmek, seçimlerde taban desteğini yitirmemek için İstanbul Sözleşmesinden çıkmak, Gezi Parkı’nı İstanbul Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinden alıp özel bir vakfa devretmek gibi kararlarla günü kurtarmaya çalışan hükümet, dünyadaki gelişmelerden, ülkemizin geleceğini planlamaktan her geçen gün uzaklaşıyor.

Oysa bir an önce kendine gelmesi, akla ve bilime dayanan, demokrasi, hukuk ve insan haklarını önceleyen bir vizyonla, Dördüncü Sanayi Devrimini temel alan bir yaklaşımla, geleceği planlaması, planlarını uygulaması gerekiyor.

Ekonomik sıkıntıların aşılması, toplumsal refahın artması, toplumsal barışın yeniden tesis edilmesi için başka yol yok. Aksi halde Türkiye uygarlık ve çağdaşlık yarışını geri dönülemez şekilde kaybedeceği noktaya hızla yaklaşıyor.

PROF. DR. MEHMET TOMANBAY

UFUK ÜNİVERSİTESİ REKTÖR YARDIMCISI


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları