Yeniden "İktidar Kurultayı" - Gürsel EROL
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Yeniden "İktidar Kurultayı" - Gürsel EROL

16.06.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Daha önce 28-29 Mart’ta yapılması planlanan ancak küresel pandemi nedeniyle ertelenen ve önümüzdeki aylarda yapılması öngörülen 37. Olağan Kurultayımız ülkemiz ve partimiz için yepyeni bir umudun başlangıcı olacaktır.

CHP tarihine bakarsanız ülkenin en bunalımlı dönemlerinde ve hatta CHP muhalefette olduğu dönemlerde bile partinin kurultayları ile ülkenin sorunlarına kalıcı ve köklü çözümler üretmiş, umutsuzluğu umuda çevirmiştir.

Salgın sürecinde tüm dünyada daha da gözle görülür hal alan sosyo-ekonomik eşitsizlikler, insanlığa değişimin kaçınılmazlığını ve başka bir dünyanın mümkün olduğunu hatırlatmıştır.

Bu doğrultuda önümüzdeki kurultayda; dünyadaki değişimi temel alan, ülkedeki tüm toplum kesimlerini kucaklayan, kapsamlı bir yenilenme ve geleceğe hazırlanma çalışması başlatılmalıdır.


1959... 1972... TARİHİ KURULTAYLAR 

Örneğin 1959 yılında CHP kurultayı toplanır ülkenin içinde bulunduğu süreç değerlendirilerek Anayasa Mahkemesi’nin kurulması, Senato’nun açılması, Basın özgürlüğü, Sendika hakları, Yüksek Hâkimler Kurulu, Üniversite özerkliği, Devlet Planlama Teşkilatı kurulması gibi birçok konuda kurultay kararları alınır.

 
Yıl 1972, askeri darbenin ve sonrası baskıcı yönetiminin politikalarına karşı CHP kurultayını toplar özgürlükler içeren yeni kurultay kararları alır.  Köy Kent projeleri, Kooperatifleşmeler, Üretim değerlerinin ön plana alınması, Anadolu Üniversitesinin kurulması, Parti içi demokrasinin genişletilmesi, “Toprak İşleyenin Su Kullananın” diyerek toprak reformu ve ‘’Ne Ezen Ne Ezilen İnsanca, Hakça Bir Düzen’’ diyerek siyasete yeni bir bakış açısı getirmiştir. 

Türkiye’deki pek çok köklü siyasi değişimin ve yeniliğin öncüsü olduğumuz bilinci ile sağlıklı çalışma usulleri izlenebilmesi için kurultayımız birkaç güne yayılmalıdır.

Kurultayın toplanma amacı ve nihai hedefi yalnızca Parti Meclisi ve Genel Başkanlık seçimine indirgenmemelidir.

Kurultay,  Türkiye’nin demokratikleşme sorunu başta olmak üzere siyasi, hukuki ve sosyal tüm meselelerimize çözüm üretmeli ve bu çözümler de iktidar programı gibi topluma beyan edilmelidir.

37. Olağan Kurultayımız, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarını bekleyen toplum kesimlerine ve parti örgütüne büyük bir motivasyon sağlayacak şekilde İKTİDAR KURULTAYI olarak isimlendirilmelidir.

PANDEMİNİN GÖSTERDİKLERİ 

Dünya tarihinde yaşanan gelişmelerden kaynaklı çağ kapatıp, yeni bir çağın açılmasına neden olan olaylar vardır.

Örneğin Yazının İcadı, Fransız Devrimi,  Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesi gibi…

Dünyayı etkileyen salgın süreci; ekonomileriyle, ordularının ve kurumlarının büyüklüğüyle süper güç diye tanımlanan ülkelerin aslında ne kadar zayıf, savunmasız ve çaresiz olduklarını bize gösterdi.

Sosyal devleti, planlı ekonomiyi, yenilenebilir enerjiyi, küreselleşme yerine yerelleşmeyi ön plana çıkararak ülkemiz için yeniçağın planlanmasına yönelik yapısal ve kurumsal reformlar yapılmalıdır.

Yeni dönemde anayasada yapılacak yapısal düzenlemelerle ve güçlü bir hukuk sisteminin yeniden oluşturulması, toplum sağlığını önceleyen ücretsiz, ulaşılabilir önleyici sağlık sisteminin kurulması, fırsat eşitlikçi eğitim sisteminin yeni alanlara göre planlanması, yenilenebilir enerji temelli üretimin yaygınlaştırılması, eşit işe eşit ücret politikalı istihdam alanlarının yaratılması, emeğin dayanışmacı ve örgütlü hale getirilmesi, gıda ürünlerinin stratejik üretim perspektifi ile ele alınması ve tarımsal üretimin dışa bağımlı olmayan, yerelleşen, sürdürülebilir hale getirilmesi için yapısal ve idari reformlara ihtiyaç vardır.

ANAYASAL DÜZENLEME ŞART

 83 milyon yurttaşımız arasında birlik ve beraberliği kardeşlik hukuku” gibi subjektif kavramlar üzerinden değil, özellikle emekçi kesimler olmak üzere toplumun tüm kesimlerin katılıp, kimsenin mağdur edilmediği, herkesin söz sahibi olacağı demokratik, çoğulcu ve katılımcı bir süreç için anayasada gerekli düzenlemeler yapılmalı, yurttaşların hakları anayasal güvence altına alınmalıdır.

Yürütmenin denetlenmesi, demokrasinin ve hukuk devletinin vazgeçilmez ilkelerinden biridir. Bu ilkenin korunması için, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) yürütme üzerindeki denetimi eksiksiz ve kusursuz olarak işletilmelidir.

TBMM, millet iradesinin devredilemez ve indirgenemez bir yansımasıdır. Yürütme karşısında Meclis’in yetkilerini güçlendirerek, denge ve denetleme işlevlerinin tam olarak yerine getirilmesini sağlanmalıdır. Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin en önemli kurumu olan TBMM’yi kuvvetler ayrılığı ilkesinin özüne sahip çıkarak güçlendirilmelidir.

"TERCİHLİ OY" SİSTEMİ GERİ GELMELİ 

Siyasi Partiler Yasası değiştirilerek, halkın iradesinin kendi inisiyatifiyle doğrudan sandığa yansıması için 1991 yılında uygulanan ‘’Tercihli Oy’’ sistemi geri getirilmelidir. Seçmen hangi partiye oy verirse versin herhangi bir partinin listesindeki milletvekiline işaret yöntemiyle oy verebilmelidir.

Milletvekili sayısı 500’e düşürülmeli ve 100 milletvekili Türkiye Milletvekili olarak partilerin aldığı oy oranına göre mecliste temsil edilmelidir.

100 Türkiye Milletvekilinin dağılımı partilerin aldığı oy oranına göre dağıtılırken bu dağıtıma Türkiye barajı uygulanmaz.

Doğu ve Güneydoğu bölgesinde yıllardır süren terör nedeniyle köylerden kentlere doğru çok yoğun göçler yaşanmıştır. Bu göçler neticesinde özellikle bölgedeki kent merkezlerine yerleşen yurttaşlarımızın pek çoğu yoksulluk sınırının altında, sosyal korunma ve güvenceden yoksun bir biçimde ve sağlıksız barınma koşullarında adeta yaşam mücadelesi vermektedirler. Büyük şehirlere göçler izine tabi olmalıdır. Büyük şehirlerden kırsala geri dönüşler “Köy Kent” statüsünde özel kanunlarla teşvik edilmelidir.

Tarım Kredi Kooperatifleri yeniden yapılandırılmalı ve tarımsal üretim kooperatifleri çoğaltılmalıdır.

Hazine arazilerinin olduğu bölgelerde bölgelerin doğal, coğrafi ve beşeri özelliklerine göre;

 - Devlet Orman Ürünleri Birliği

 - Devlet Tarım Ürünleri Birliği

 - Devlet Hayvan Ürünleri Birliği adı altında Devlet Üretim Çiftlikleri kurulmalıdır.

İLLERE ÖZEL ÜRETİM MODELLERİ

Her il için ayrı bir üretim modeli oluşturulmalı, lojistik için Türkiye’nin her bölgesinde Merkez Türkiye projesi örnek alınarak planlama yapılmalıdır.

Kırsal kalkınmayı desteklemek için hayvancılık ve tarımın geliştirilmesine yönelik Kırsal Kalkınma Enstitüleri kurulmalıdır.

Suriyeli sığınmacıların insani koşullar sağlanarak ülkelerindeki çatışmasız bölgelere dönüşleri sağlanmalıdır.

Suriye sınırındaki mayınlı bölge mayınlardan arındırılarak tarıma açılmalı, bölge halkı bu tarımsal üretim projesinde istihdam edilmelidir.

KAMU REFORMU

Bakanlıklar kendi içlerinde ayrılarak sayısı artırılmalı ve Bakanlıklara bağlı Genel Müdürlükler, Kurum ve kuruluşlar yeniden yapılanmalıdır.

Yaygınlaşan yerel inisiyatifin daha güçlü olduğu yeni planlamalara ihtiyaç vardır.

81 il olan il sayımız 100'e çıkarılmalıdır. İlçe sayılarımız buna göre çoğaltılmalı illerin ve ilçelerin sınırları yeniden belirlenmelidir.

Örneğin Bodrum, Alanya, Marmaris, Akçakoca, Kuşadası gibi ilçeler “Turizm Kenti” yapılarak özel yasal düzenlemeyle teşvik paketleri hazırlanmalıdır.

İskenderun, Bandırma, Tarsus, Gemlik, Tatvan, Akçaabat gibi ilçeler deniz, hava, kara ve demir yolu ile ulusal, bölgesel ve küresel sisteme entegre edilip, özel statülü ‘’Lojistik Kentler’’ olarak kurulmalıdır.

Kırsal yerleşme özelliğini yitirmemiş, verimli topraklara sahip örneğin Ceylanpınar, Siverek, Elbistan, Akhisar, Polatlı gibi ilçeler “Tarım Kenti” ilan edilmeli ve bu illere özel yatırım teşvik programları düzenlenmelidir. Ayrıca bu kentlerde Tarımsal Organize Sanayi Bölgeleri kurulmalıdır.

İnegöl, Lüleburgaz, Nazilli gibi ilçeler özel statülü “Sanayi Kenti” yapılmalıdır.

Organize Sanayi Bölgeleri’ndeki firmalara ‘’ulaşım, iletişim, enerji’’ sübvansiyonları verilmelidir.

Bu bölgelerde yüksek katma değerli ara mal üretimine öncelik verilerek buralar yüksek katma değerli üretimin merkezleri yapılmalıdır.

Sanayi kentlerinde kamu araştırma kurumları kurularak, buralarda kamu araştırma, sanayi ve üniversite iş birliği modeli hayata geçirilmelidir.

İller genelinde nüfus ve yoğunluk planlaması yapılmalı her ilin bürokrasi, sağlık, tarım, turizm, madencilik, enerji, hayvancılık, eğitim vb özelliklerine göre nüfus baz alınarak imar yapılanmaları revize edilmeli.

Kapatılan Belde Belediyeleri yeniden açılmalı, ihtiyaca göre sayısı çoğaltılmalıdır. Vatandaş devlet kurumlarına ulaşabilir olmalı, devlet her yurttaşımıza anında ulaşabilecek şekilde teşkilatlanmalıdır.

SOSYAL DEVLET ANLAYIŞI

Sosyal devlet anlayışı geliştirilmeli yurttaşlarımızın yaşam kalitesini artıracak kapsamlı bir sosyal güvenlik uygulaması olan “aile sigortası” uygulaması getirilmeli.

Devlet Planlama Teşkilatı kamu özerk kurumu statüsüne getirilerek kamu yatırımlarında planlama dönemi başlamalıdır.

İthalat kaleminin en büyük kısımlarından birini oluşturan ve cari açığı yükselten enerji ithalatını azaltmak için yenilenebilir enerji üretimine ağırlık vermeliyiz.

Şehir Hastaneleri kamulaştırılarak Sağlık Bakanlığına devredilmelidir. Ülkemiz için stratejik önemi olan köprü, otoyol, tünel, özelleştirilen enerji dağıtım işletmeleri (elektrik, doğalgaz), enerji santralleri, barajlar, havaalanlarını kamulaştırılarak, yüzde 51’i kamunun 49’u halkın olacak şekilde halka arz edilmelidir.

GÜRSEL EROL 
CHP ELAZIĞ MİLLETVEKİLİ 

Yazarın Son Yazıları

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026