Öner Yağcı

Çağdaş edebiyatımızın öncüleri

29 Mayıs 2021 Cumartesi

Çağdaşlaşma adımlarının atıldığı Cumhuriyetin ilk yıllarında ulusal bir edebiyat yaratma çabası ön sıradaydı.

1920’li, 1930’lu yıllarda halkçı, köycü, memleketçi, Anadolucu, hümanist, laik, milliyetçi, Batıcı, Turancı, Türkçü, İslamcı, millici, toplumcu akımların varlığı, yok olan eskiyle amaçlanan yeni yaşama biçimi arasındaki çatışmanın getirdiği çeşitlilikti.

Milli Mücadele’nin özündeki antiemperyalist duygularla güçlendirilen toplumun kimlik arayışının edebiyata yansımasının kaçınılmaz olduğu yeni yapılanmada edebiyatın da toplumsal dönüşüm odaklı bir gündemi oldu.

CUMHURİYET DEVRİMLERİNİN GETİRDİĞİ

Yazarların çoğu, devrimlerin halkın yaşamına getirdiği değişiklikler üzerine yapıtlar üretti.

Dil ve tarih devrimleriyle birlikte Hüseyin Rahmi Gürpınar’dan sonra öne çıkan Halide Edip Adıvar (Vurun Kahpeye, Sinekli Bakkal), Reşat Nuri Güntekin (Çalıkuşu, Yeşil Gece, Yaprak Dökümü, Eski Hastalık), Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Ankara, Sodom ve Gomore, Yaban), Mithat Cemal Kuntay (Üç İstanbul), devrimlerin getirdiği yeni yaşam biçiminin aşamalarıyla ilgili ve daha önceki yanlış Batılılaşmayı eleştiren, halkın günlük sorunlarını işleyen romanlar yazdılar.

ÇAĞDAŞLAŞAN EDEBİYAT

Tanzimat, Meşrutiyet dönemleri, Osmanlı’nın çöküşü ve Kurtuluş Savaşı, edebiyatın temel konuları oldu. Eski-yeni değerler çatışmasının, Doğu-Batı çekişmesinin, aydın-köylü çelişkisinin ele alındığı yapıtlarda devrimlerin önünde engel olacak inanış ve alışkanlıklara karşı sert bir tavır alındı.

Çağdaşlaşma çabalarının, ulusal kimlik arayışıyla karşı çıkışların ağırlık kazandığı bir edebiyat yükseldi. Yalnızca soylu ve varlıklıların konu edildiği edebiyata, geçim sıkıntısı çeken (daha sonra “küçük insanlar” diye tanımlanan) kenar mahallelerde yaşayan yoksullar, işçiler, köylüler, emekçiler, sıradan insanlar girmeye başladı.

YENİ EDEBİYATIN YENİ EDEBİYATÇILARI

F. Celalettin (Talâk-ı Selase, Kına Gecesi), Salâhattin Enis (Bataklık Çiçeği, Zaniyeler), Kenan Hulusi (Bir Yudum Su), Osman Cemal Kaygılı (Çingeneler), Mahmut Yesari (Çoban Yıldızı, Su Sinekleri, Çulluk, Tipi Dindi), Bekir Sıtkı Kunt (Talkınla Salkım) İstanbul’un kenar semtlerini, yoksul ve orta halli insanların yaşamını işleyen öykülerle Sait Faik’in, Aziz Nesin’in öncülleri oldular.

Nabizâde Nazım’ın daha önce yazdığı Karabibik’ten sonra Sadri Ertem’in (Silindir Şapka Giyen Köylü, Bacayı İndir Bacayı Kaldır) ve Sabahattin Ali’nin (Kağnı, Ses) öyküleri ile edebiyatımıza köy ve köylülerin sorunları ayrıntılarıyla girdi. Bu yapıtlar kısa süre sonra çıkacak olan Köy Enstitülü yazarların, Yaşar Kemal’in iklimini yeşertti.

Orhan Kemal’i haber verircesine Reşat Enis Afrodit Cehenneminde Bir Kadın ve Sadri Ertem Çıkrıklar Durunca romanları ile işçilerin yaşamlarından kesitler işledi. Ve pırıl pırıl Türkçesiyle yıldızlaşan Nâzım Hikmet 40 Kuşağı’nı da doğuracak olan şiirlerini ardı ardına sundu.

ÖNCÜLER

Usta edebiyatçıların ilk ürünlerinin ortaya çıktığı bu dönemde, aynı zamanda toplumcu gerçekçi edebiyatımızın da temelleri atıldı.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Aydınlık dergisinde Şevket Süreyya (Aydemir), Vedat Nedim (Tör), Kerim Sadi ve Nâzım Hikmet gibi genç yazarlar; 1928’den sonra Sabiha Sertel’in çıkardığı Resimli Ay dergisinde Vâlâ Nurettin, Suat Derviş, Sadri Ertem, Halikarnas Balıkçısı, Sabahattin Ali ve Nâzım Hikmet yeni edebiyatın kurulmasına hizmet ettiler.  

Toplumcu gerçekçi edebiyatı var edip onun yayılmasına öncülük eden üç yazar Nâzım Hikmet, Sadri Ertem, Sabahattin Ali oldu.

*

Cumhuriyet’i, okurları Cumhuriyet yapar.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Haziranın götürdüğü 19 Haziran 2021
‘Gözünü yumma’ 12 Haziran 2021