Öner Yağcı

Dönüştürülen dünyada

06 Mart 2021 Cumartesi

Dünyanın küresel bir tüketim toplumuna dönüştürülmesi amacı ile bunun gerçekleştirilmesinin önünde engel oluşturduğu söylenen coğrafyalarda var olan toplumlar arasındaki amansız savaş, ilkçağlardan beri süregelen sömüren-sömürülen, ezilen-ezen, yoksul-zengin, mazlum-zalim arasındaki savaşın günümüzdeki gerçekliğidir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün Covid-19 aşısının dünyaya dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çekmesi bu gerçekliğin sonuçlarından biridir yalnızca.

DÜNYANIN BUGÜNÜNÜ ANLAMAK

15 Haziran 2020’de kaybettiğimiz Metin Aydoğan geldi aklıma. Savaşımla dolu, fırtına gibi, doludizgin bir yaşamın sahibiydi. Ben ve Ülkem’de yaşam deneyimiyle ülkemizin toplumsal panoramasını çıkarmıştı.

Aydoğan, Yeni Dünya Düzeni Kemalizm ve Türkiye adlı kitabında, Bitmeyen Oyun’un dünden gelen ve geleceğe akan parçalarını ustalıkla birleştirdi, Ne Yapmalı?’da çözüm aradı. Dünyanın yaşadığı sorunları anlamamıza fırsat verdi. Dayatılan Yeni Dünya Düzeni koşullarında “Herkesin yaşadığı, ancak nedenlerini çok az insanın gördüğü gerçekleri açığa çıkarmak” amacına ulaşmanın kıvancını yaşayan bir aydın sorumluluğunun gereğini yaptı.

Dünyadaki olayları sorgulayan, olayların ardındaki gizleri araştıran yurtsever kimliğiyle ayna tutan Aydoğan, ülkemizi ve tüm insanlığı ilgilendiren olaylara yaklaşırken her şeyin birbirine bağlı olduğu, birbirini etkilediği, olayların neden-sonuç ilişkileriyle birlikte anlaşılıp araştırılması gerektiği bilinciyle bütünlüklü bir toplumsal-siyasal tarih sundu. 

GÖREV MUHALİF OLANIN

Her yazdığını merakla okuduğum Ergin Yıldızoğlu’nun Cumhuriyet’teki köşesinde (1 Mart) yayımladığı Distopya ile ütopya arasında başlıklı yazısının çarpıcılığı okurlarımızın dikkatinden kaçmamıştır sanırım. 

Yıldızoğlu, “Kapitalist uygarlığın ekonomik, siyasi, jeopolitik, ekolojik çelişkilerinin sertleştiğini, teknolojik gelişmelerin hızlandığını”, “izleme-gözetleme kapitalizmi”nin derinleştiğini, “Faşizm süreci”nin 100 yıl sonra yeniden dünya gündemine geldiğini, uygarlığın bir yol kavşağında olduğunun söylenebileceğini belirtiyor.

Küresel salgın sürecinde yaşananları aktardıktan sonra, salgının insanlığı bir yol ayrımına getirdiğini ama buradan nereye gidileceğine, sınıf mücadelelerinin ve “kültür savaşları” içinde yine insanlığın karar vereceğini söylüyor.

İnsanlığın bir parçası da biziz ve unutmamalıyız ki yönetenler, egemenler değil, muhalif olanlar belirleyecek geleceğimizi. Sorumluluk ve görev muhalefetin, muhalif olanlarındır; bunu aklımızdan çıkaramayız...

3 MART - 8 MART

Yazımın yayımlanacağı tarih 3 Mart’la 8 Mart arasında.

Devrim Yasalarının kabul edildiği gündü 3 Mart. 

Ulusal ekonominin kabul edildiği 4 Mart 1923’te İzmir İktisat Kongresi sona ermişti. 

5 Mart 1933’te Almanya’da Naziler seçimle iktidara gelmişti. 

Ve 8 Mart, dünyanın yarısını oluşturup da binlerce yıldır eşitlik ve özgürlük savaşımı veren Kadınların Savaşımının günü... 

3 Mart günü Cumhuriyet’in 2. sayfasında Alev Coşkun ve Prof. Dr. Necla Arat’ın yazılarında olanca açıklığıyla anlattıkları Devrim Yasaları 97 yaşında. 

8 Mart’ta gazetemizde kadınların savaşımının selamlanacağını biliyorum.

Kutlu olsun birbirinin eşi olan iki devrim: Laiklik devrimi ve kadın devrimi...

Server Tanilli’nin iki kitabı ve tabii ki sorusu geliyor aklıma: 

İnsanlığı Nasıl Bir Gelecek Bekliyor? ve Ne Olursa Olsun Savaşıyorlar: Kadın Sorununun Neresindeyiz?

***

Erendiz Atasü, Ayla Kutlu’nun Mekruh Kadınlar Mezarlığı adlı kitabı için yazdığı yazıda ne güzel demiş: “Umut günümüzde yaşamdan değil sanattan yansıyor.”


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Günah keçisi 10 Nisan 2021
İnsan olmanın okulu 27 Mart 2021