Öner Yağcı

Yarın 12 Eylül

11 Eylül 2021 Cumartesi

Bugüne ayna tutar, bugünü aydınlatır dün. 

Zaman içindeki bir günün değil yeni bir topluma gidişimizin adı olan 12 Eylül, “Dün, bugünün hazırlayıcısıdır” sözünün yerini bulduğu bir yakın geçmişimizdir.

12 Eylül’ü, Marx’ın “Zor, yeni bir topluma gebe olan her eski toplumun ebesidir” sözünü, karşıdevrimle doğrulayan bir gerçeklik olarak kabul edip bugünü kavramaktır asıl olan.

Alain, “Yüzü geleceğe dönük olarak geçmişi anımsayan kişi, nereye gittiğini çok iyi bilir” demiş. 

“Bugüne vuralım yarını kuralım” diyorduk bir marşımızda...

12 EYLÜL

Adını, 12 Eylül 1980 günü, ordunun yönetime el koymasından aldı. Ülkemizde her alanda köklü değişimlerle, dönüşümlerle yeni bir toplumsal düzenin kurulduğu, bugünkü çöküşün temellerinin atıldığı bir dönemin adı olarak yaşamımıza girdi. 

İşçisinden köylüsüne, memuruna, aydınına, kadınına, gencine toplumumuz örgütlü ve bilinçliydi, ayaktaydı. Geleceğe yatırım yapan ırkçı, etnikçi örgütlenmeler yurtseverlere saldırıyor, onlar da kendilerini ve değerlerini savunuyordu. Pusudaki dinsel örgütlenmeler, tarikatlar sinsi bir biçimde ağlarını örüyor, geleceğe hazırlanıyordu.

Önceden hazırlanmış olan planların (24 Ocak 1980 kararları) yaşama geçirilmesi için devlet seferber edildi. Bu politikalara karşı olan insanlarla kurumlar tasfiye edildi. Anayasa ve birçok yasa değiştirilerek, yaşamın yeniden biçimlendirilmesine başlandı.

İzlenen yıldırma politikalarıyla uluslararası sermayenin gerçekleştirmek istediği düzenin kurulması yönündeki adımlarla geleceğimiz onların bağnaz, vahşi ellerine bırakıldı. 

KISACA BİLANÇO

12 Eylül döneminde, yüz binlerce kişi 90 güne varan gözaltı sürelerinde ağır işkence gördü. 1.5 milyondan fazla kişi fişlendi. 230 bin kişinin yargılandığı sıkıyönetim mahkemelerinde, 50 bine yakın kişiye müebbete kadar hapis cezası verildi. 7 bin kişiye ölüm cezası istendi, 50 kişi idam edildi. 

30 bin kişi işinden atıldı, 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. 30 bin kişi mülteci olarak yurtdışına gitti. 366 kişi kuşkulu bir şekilde öldü, 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi. 

Bine yakın film yasaklandı, 24 bine yakın derneğin çalışması durduruldu. 400 gazeteciye 3 bin yıldan fazla hapis cezası verildi, 300 gazeteci saldırıya uğradı. 300’den fazla dava açılan gazeteler 300 gün yayın yapamadı. 39 ton gazete ve dergi, örneğin Bilim ve Sosyalizm Yayınları’nın el konulan 133 bin 607 kitabı imha edildi.

GELECEĞİ KURMAK İÇİN

Uğur Mumcu’nun 12 Eylül Adaleti, 12 Eylül ve Şeriat adlı kitaplarıyla adını koyduğu, topluma zorla giydirilen bir deli gömleği olan, Erbil Tuşalp’in Eylül İmparatorluğu’nda ayrıntılarıyla sergilediği dönemle ilgili onlarca roman, öykü, şiir, inceleme, anı kitapları kitap yazıldı. Mehmet Ali Birand, 12 Eylül-Türkiye’nin Miladı’nda, 2000’li yıllara girerken egemenlerin hedeflerine ulaştığını belgeledi. 

12 Eylül Kültürü adlı kitabında dönemi toplumbilimci gözüyle değerlendiren Emre Kongar, darbenin gelecek yıllara nasıl yansıyacağını, tam bağımsızlığın Batı’ya bağımlılığa, halkçılığın ve devletçiliğin liberalizme, laikliğin Türk-İslam Sentezi’ne dönüştürülürken demokrasinin rafa mı kaldırılacağı sorularının yanıtını araştırdı. 

Bugün yaşadığımız, 12 Eylül’le birlikte atılmaya başlanan adımların sonuçları olarak uluslararası tekellerin Yeşil Kuşak, Ilımlı İslam teorileriyle, Yeni Dünya Düzeni aldatmacası da Türk-İslam Sentezi ile 12 Eylül’ün buluşması, kaynaşmasıdır.

Geçmişi değiştiremeyiz, zaman makineleri bilimkurguda var yalnızca. 

Ama kendimizin biçimlendireceği bir geleceği kurma umudumuzu da hiç yitirmedik.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Gerçekliği görmek 9 Ekim 2021
Yarın Dil Bayramı 25 Eylül 2021
Gerçeklik ve bilinç 18 Eylül 2021