Ata, AOÇ Saray Yapılsın mı, Dedi!..

10 Kasım 2014 Pazartesi

Bugün Atatürk’ün aramızdan çok erken ayrılmasının yıldönümü. Rahatça 20 yıl daha yaşayabilirdi ve Türkiye’nin kaderi kimsenin şüphesi olmasın ki çok daha farklı olurdu. Ne yazık ki büyük düşüncelerin, büyük yurtseverliklerin, büyük namus ve adalet duygularının ve bunlarla donatılmış kadroların ve devlet adamlarının değil, çıkarların, yolsuzlukların yönettiği ülkenin gelebileceği yer burasıdır. Bu çıkar fesadı ve organizasyonun başındakilerle demokrasi de gelişememiştir ekonomi de. Hukuk niye gelişmiş olsun ki!..
İktidarı zenginleşme, karunlaşma, diktatörleşme aracı olarak kullananlar karşısında, Atatürk ise şöyle diyordu:
“İnsanın asıl serveti manevi kişiliğinde olmalı. Mal ve mülk bana ağırlık veriyor. Bu çiftlikleri ulusuma armağan etmekle büyük bir ferahlık duyuyorum.”
Bunu ne zaman ve nerede diyordu? 1937 yılında, Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) dahil, bütün çiftliklerini ulusuna, ulusunun kasası olan Hazine’ye bağışladığı vasiyetnamesinde...
Atatürk Orman Çifliği’ni, Atatürk’e, Ankara’nın eski belediye başkanlarından Hacı Ziya Bey Ankara halkı adına bağışlamıştı. Ziya Bey, Kurtuluş Savaşı sırasında belediye başkanlığı yapmıştı. Hediye edilen 20 bin dekardı; ama Atatürk orada sürdürmeyi planladığı modern ve yenilikçi tarım faaliyetleri için bunun yetmediğini görür ve çevresindeki arazilerden 32 bin dekar daha kendi parasıyla alarak araziyi 52 bin dekara çıkarır.
Sivrisinek yuvası bataklık bir arazi ağaçlandırılır; hem Ankara’nın geleceğinin sağlık, temiz hava deposu hem de her türlü tarım, bağcılık, arıcılık vb. hayvancılık üretim ve eğitim yeri olur. Atatürk, diğer devrimlerinin yanı sıra çok da sözü edilmeyen tarım devrimini de bizzat burada başlatır. Örneğin Yalova gibi çiftlikleri de üreten Türkiye’nin planlandığı örneklerdir.

Eskinin izleri yok edilmeli!
Atatürk’ün mirasıdır çiftlikleri. Böyle bir mirasın amacına uygun kullanılması gerekirken AOÇ, yasalar dolanılarak, durmadan yeni uygulamalar getirilerek parça parça küçültüldü; üzerine konut, çimento fabrikası bile yapıldı. Şimdi de Recep Tayyip Erdoğan AOÇ’ye adeta son çiviyi de çakıyor.
Nasıl biliyor musunuz? “Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı” ilan edilerek.. kondu-saray veya kaçak saray bu plan gereğince yapılıyor.. Yanına cami, konferans salonu da inşa edecekmiş bay mirasyedi.. İstanbul’un kalbi Taksim’in yanı başındaki küçücük Gezi Parkı’na göz diken ve bütün Türkiye’yi ateşe vermekten kaçınmayan bir kafa yapısı, Ankara’nın göbeğinde koskoca bir yeşil alanı görünce, boğa gibi saldırmaz mı..
Bu, çiftliği, Atatürk’ü ve vasiyetini tamamen ortadan kaldıracak son girişim gibidir. Ankara’nın kalbini yiyip bitiriyorlar.. Sıra Anıtkabir’e gelecektir.
Yeni Türkiye, Yeni Başkanlık Sarayı... Bunun için eskinin bütün izlerinin yok olması gerekir.. AOÇ mi, Atatürk mü, onlar da neydi, tarih kitaplarında okuyacağız artık..

***

Şüphesiz kimsenin malı mülkü ebedi değildir. Toplum yararına, büyük ölçekli bu gibi yerlere yine amacına uygun yeni işlevler kazandırılabilir. Ama bu asla fabrika kurmak, konut yapmak vb. gibi operasyonlar olamaz. Ankara’nın merkezinde büyük bir yeşil ağaçlıklı, tarım vb. pilot üretim tesislerine hizmet veren (ben AOÇ balı ile büyüdüm!) ve aynı zamanda halkın da kullandığı yeşil bir alanın, parçalanmadan bütünlüğünün korunmasının toplum yararına olmadığını kim söyleyebilir? Ankaralılara bir sorun..

Yağma Hasan’ın böreği
Bunun yanı sıra, sıradan bir insanın veya bir zenginin veya bir politikacının değil, Kurucu’nun mirası söz konusu..
Yeşili korumak, tamamen toplum yararınadır. Hele hele iklim değişikliğinin kapıya dayandığı hatta içeriye girdiği, kentlerin durmadan hastalıklı olarak büyüdüğü günümüzde, kent içinde tüm yeşil alanlar korunmalıdır. Dahası, apartmanlar istimlak edilip büyük yeşil alanlar yapılmalıdır..
“Başbakanlık hizmet binası” yaftası altında, Recep Tayyip Erdoğan, aslında kendisine bir “Kaçak Saray” inşasına girişmişti. 2012’de AOÇ’de ağaç katliamına karşı açılan kampanyalar sırasında, mahkemelerin durdurma kararı verdikleri yapı “Başkanlık Sarayı” olarak nitelendirilmişti. RTE, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılacak, seçilecekti.. Daha seçilmeden, sarayın her ayrıntısı ile bizzat ilgilendiğini okuyoruz. Dahası, yağma Hasan’ın böreğinden, bir ara Amerikalılar da büyükelçilik binası için talepte bulunmuşlardı!
Atatürk’ün vasiyetinin çiğnendiği gerekçesiyle bir de mahkeme açıldı geçenmayısta.. ne olur sonuç dersiniz?! Üstelik AOÇ bir sit alanıdır. Orası büyük bir tarihtir, AOÇ Türkiye Cumhuriyeti’dir!
Ata’nın bir sözü daha var: Dünyada her ulus, yaptıklarına seyirci kaldığı hükümetin sorumluluğuna ortak sayılır.
Bu sorumluluğu paylaşmamak için, herkes elinden geleni yapmalıdır..

Kaynaklar:
http://aocarastirmalari.arch.metu.edu.tr/ davalar-ve-riskler/
http://zete.com/bir-zamanlar-ataturk-orman-ciftligi-ve-ataturkun-vasiyetindeki-sozleri/


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları