CHP’nin Umudu: AKP

01 Haziran 2015 Pazartesi

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) iktidar partisinin peşine takılmadan, mindere çekme girişimlerine prim vermeden, ekonomik sorunlara öncelik veren propaganda uygulaması üçüncü kez yaşanıyor.
15 Ekim 1961’de yapılan seçimler dahil, CHP genelde ya kendisini savunmak durumunda kalmış ya da iktidar partisinin dümen suyuna kapılmıştı.

***

Demokrat Parti’nin iktidara geldiği son seçim 27 Ekim 1957’de yapılan seçim olmuştu.
Çoğunluk yönteminin uygulandığı seçimde DP ile CHP arasındaki oy farkı yüzde 6’ya düşmüş, DP 78 milletvekilliğini kaybederken CHP bir önceki seçime göre sandalye sayısını 147 artırmıştı.
Ağır basan görüş oydu ki 27 Mayıs 1960 Devrimi yapılmasaydı, 1961’de yapılacak seçimin galibi olacaktı.

***

CHP’nin kendisini savunmak durumunda kaldığı ilk seçim 15 Ekim 1961’de yapılan milletvekili seçimiydi. “27 Mayıs’ta askerle birlikte olmadık, Adnan Menderes’i biz astırmadık” diye özetlenebilecek zorunlu bir propaganda sürecini yönetmek durumunda kalmıştı. Buna karşın yüzde 36.72’lik oy oranıyla birinci parti olmuştu. Silahlı Kuvvetler Birliği adıyla siyasete baskı yapan bir grup askeri etkisiz kılmak için İnönü hükümetleri dönemi başlatılmıştı.
10 Ekim 1965 seçimi sürecinde de “Ortanın Solu” söyleminin yarattığı “komünistlik” suçlamasına karşı savunmaya geçmek zorunda kalmıştı.
Buna karşın ilk ve son kez Ulusal Artık (Milli Bakiye) yönteminin uygulandığı seçimi ikinci sırada ve yüzde 28.7 oy oranı ile tamamladı.

***

CHP’nin tarihinde, kendisine yöneltilen suçlamaları görmezden gelerek iktidarı hedef aldığı ve özgün vaatlerde bulunduğu iki seçim var. Bülent Ecevit’in Genel Başkanlığı’nda girilen 14 Ekim 1973 ve 5 Haziran 1977’de yapılan seçimler.
İlkinde yüzde 33.29, ikincisinde de yüzde 41.38 oy almıştı.
1977 sonucu, CHP’nin hem oy oranı hem de 213 sandalye ile milletvekili sayısı yönünden rekor sayılacak bir sonuçtu.

***

CHP üçüncü kez ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığında aynı yöntemi uyguluyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Davutoğlu’nun mindere çekme girişimlerine bir anlamda dalga geçen yanıtlar verirken, ağırlıklı olarak partisinin ekonomik önerilerini anlatıyor.
57’nci koalisyon hükümetini oluşturan partilerin neredeyse sıfırlanmasında, yaşanan ekonomik bunalımlar var. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 2002 seçiminden bu yana yaşadığı oy oranı oynamalarında da büyüme oranının düşmesinin etkili olduğu belirtiliyor.
CHP’yi ümitlendiren durum da yaşanan durgunluk karşısında geçmişten çıkarılan dersle gündeme geliyor.

***

AKP’nin sanki bir üst akıl sorunu varmış gibi geliyor.
Olmasaydı, Kılıçdaroğlu’nun en az ücreti 1500 lira yapma açıklamasını balıklama atlayarak eleştirmez, çalışan seçmenin yüzde 48’inin en az ücretle çalıştığını unutup, işverenlerden karşı çıkmalarını istemezdi, diye düşünüyorum.
Aynı yaklaşım emeklilere yılda verilecek iki ikramiye konusunda da söz konusu edildi. CHP’nin en önemli avantajlarından biri de iktidarın yeni yatırım diye sunduğu ya da yeni yapılmış gibi törenlerle açtıklarının çoğunun geçmişte de gündeme getirildiğinin ortaya çıkıyor olması.
Seçmene etkisi ne olur bilemeyiz ama sonucun ak mı kara mı olduğunu 7 Haziran akşamı saat 22.00 dolaylarında öğreneceğiz. Çünkü paylaşımdan önce partilerin oy oranlarını bilme zorunluğu var.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları