Elektrik Soygunu ‘Af’ Niteliğinde...

23 Mart 2015 Pazartesi

Siyasetin soygun aracı olarak kullanılmasını neredeyse kanıksadık, ama yasanın pervasızca soyguna
alet edilmesine ilk kez tanık oluyoruz. Pervasızlığın nedeni ise sanırım AKP’lilerin “ne yaparsam benimkiler kabul ederler” anlayışı.
Pek de gerçek dışı değil. 17-25 Aralık yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet iddiaları da o sayede kapatılmadı mı?

***

Yanlışlık kayıp ile kaçağın aynı kefeye konulmasıyla başlıyor.
Üretim ve ticaretin hemen her alanında kayıp söz konusu. Alım-satım dilinde fire denilen bir tutar, maliyete eklenip fiyat öyle saptanıyor.
Kaçak denilince durum öyle değil. Bir tür hırsızlıktan söz ediyorsunuz. Elektrik faturalarına yansıtarak, gücünüz yetmediği için alamadığınız paraların ceremesini hiç ilgisi olmayanlara yüklüyorsunuz.
En azından kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı.
Zaten idari yargı ile tüketici mahkemeleri de uygulamanın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle ilgisiz elektrik kullanıcılarından alınmasına engel olan, alınmış olanların da iadesini öngören kesinleşmiş kararlar veriyor.

***

AKP sayesinde, yeni servet dönüştürümü yollarının varlığını da öğrenmiş olduk.
Başta inşaat ve toprak rantının kullanılması geliyor.
Halkı yakından ilgilendiren biri de elektrik.
İktidar, elektrik dağıtımını özelleştirirken, yandaşlara kolaylık tanıma amacıyla ince eleyip sık dokumuş olmalı ki arkaladıkları şirketler kaçak sorununu çözemedikleri gibi azaltamadılar da.
Bir tür görev zararına dönüşen gelir eksikliğini iktidar kendi karşılamak durumundayken, kurtuluşu halkın sırtına yıkmakta buldu.
Yargı bu uygulamayı yanlış bulunca da çareyi yargının uygulayacağı yasayı, özelleştirmeden yararlanan şirketlerin çıkarını düşünerek değiştirmekte buldu.
Komisyonda kabul edilen metne göre soygun yasal hale geliyor. Kaçak elektrik parasının ilgisiz tüketicilerden alınmasına devam edilecek.
Ancak bu da yetmeyecek. Yargı kararı ile geri alınmış tutarlar ve şirketlerin ödediği mahkeme masrafları da faturalara yansıtılacak.

***

Ortada yargı kararları varken, onları dağıtım şirketlerinin çıkarı için geçersiz kılmak, tamı tamına “özel af” tanımına giriyor.
Anayasanın “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görev ve yetkileri” kenar başlıklı 87’nci maddesinde de şu kural yer alıyor: “...Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilanına karar vermek...”
Yani, kayıp-kaçakla ilgili maddeleri genel kurulda “kabul edenler, etmeyenler” diye parmak hesabına vurma olasılığı yok. Kesin yargı kararlarını kaldırmak için en az 330 kabul oy lazım...

***

AKP çoğunluğunun anayasayı ciddiye almadığını pek çok nedenden dolayı biliyoruz. Karşı çıkıyorlar ama 12 Eylül hukukunu ve mantığını uyguluyorlar.
Anımsanacaktır. 12 Eylül generallerinin çıkardıkları yasalar anayasaya aykırı ise anayasayı da değiştiriyordu.
Sevgili Oktay’ı (Kurtböke) özlemle anarken, çok sevdiği fıkranın başlığı ile durumu özetleyelim.
“Sistem aynı sistem.”


Yazarın Son Yazıları

Kurtarıcı... 14 Eylül 2017
Gazeteciyi Kim Öldürdü? 17 Haziran 2017