İlhan Selçuk Ağabey'le Vedalaşmak

26 Haziran 2010 Cumartesi

Toprağa verilirken Cumhuriyet Yazı İşleri Müdürlerinden Miyase İlknur, Onu hünkârın kucağına, Hacı Bektaş Veliye emanet ediyoruz. Onu buraya ekiyoruz. Bakalım, nerelerden fışkıracak sözleriyle nice İlhan Selçuklar yeşereceğine dair umudunu dile getirdi.

***

Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayındaki anma töreninde konuşmacılar İlhan Ağabeyi o kadar içten, o kadar doğal anlattılar ki, salonu dolduran binlerce İlhan Selçuk dostunu, sevenini hüzünle isyan arasında karışık duygulara sürüklediler. Özellikle CHP Genel Sekreteri Önder Savın basın şehitlerine atıfta bulunduğu konuşması, hepimizin duygularına tercüman oldu. Sav: Çağdaş, toplumsal özü içeren, sürekli devrimciliğe dayanan, çağdaşlaşma ideolojisinin yılmaz bir bekçisini yitirdik. Sevgili Muammer Aksoy gibi, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı gibi bir devrimciydi İlhan Selçuk şeklinde konuştu. Barkovizyonda gösterilen İlhan Ağabey görüntülerindeki kasketli olan fotoğrafı Fransız İhtilali halk kahramanlarını andırıyordu. İşte İlhan Ağabeyin kimliğini en doğru ifade eden bu fotoğraf diye düşünürken hüzün içindeydim. Mücadelemiz burada bitmeyecekti. Onun açtığı pencere, hiçbir zaman kapanmamalıydı. Onun dünyaya aklın ve bilimin penceresinden bakması, düşünsel kimliğinin cumhuriyetin kurucu iradesiyle bütünleşmesini, onun yılmaz bir savunucusu olmasını sağlamıştı. Zaten Atatürk Cumhuriyeti de akıl ve bilim üzerine kurulmamış mıdır? İlhan Ağabey, bizim için siyasal mücadelesinde yiğitliğin, mertliğin, inatçılığın ve tavizsizliğin, gündelik yaşamında ise hoşgörünün, mütevazılığın, bağışlayıcılığın simgesi oldu. İlhan Selçuk gazetecilik mesleğinin temel direklerinden biri, Bâbıaliden bugünkü İkitelli gazeteciliğinekadar bütün zorluklara rağmen ilkelerinden hiçbir koşul altında ödün vermeyen, eğilmeyen kalemi ve onurlu duruşuyla genç kuşak gazetecilere ve geleceğe, Türk basınına örnek gösterilecektir.

Yıl 2008, takvimler 21 Mart gününü gösterirken gecenin köründe polis baskınıyla gözaltına alınması malum sonun habercisi oldu. Seksen dört yaşında ulu bir çınarı bu şekilde gözaltına alanlar, dört gün boyunca onu sorguya çekenler, çektirenler büyük bir insanlık ayıbı işlediler. Ama o öylesine alçakgönüllü, öylesine kendinden emindi ki, kendisini bu şekilde gözaltına alanlara çay ikram etme nezaketini bile eksik etmemişti.

O mangal yürekli bir bilgeydi. Gözaltılar, işkenceler, sorgular, hapisler onu hiçbir zaman yıldıramadı. Tıpkı Pir Sultan Abdalın dizelerinde olduğu gibi; Kadılar müftüler fetva yazarsa, işte kement işte boynum asarsa, işte hançer işte kellem keserse, dönen dönsün ben dönmezem yolumdan. Ne Ziverbeyler, ne 12 Eylüller onu \tyolundan, tam bağımsız Türkiye sevdasından döndüremedi. Ama son gözaltı yaşlı bedenine ağır geldi.

Ey aydınlık Türkiye mücadelemizin sembol insanı, sana Melih Aşık Ağabeyin armağan ettiği, İranlı şair Füruğun dizeleriyle bir kez daha sesleniyorum.

Gecenin sonsuzluğuna sesleniyorum, ben / Karanlığın sonsuzluğundan / Ben gecenin sonsuzluğundan sesleniyorum / Gelirsen benim evime ey sevgilim bir lamba / Getir bana / Ve küçücük bir pencere/ Seyredeyim oradan kalabalığın mutlu / Sokağını

***

İlhan Ağabey, senin devrimci duruşun, Anadolu aydınlanma felsefesine yaptığın katkı unutulmayacak, gazeten emin ellerde yaşatılacak ve açtığın pencere sonsuza kadar açık kalacaktır. Uğruna mücadele verdiğin Türk halkının, Cumhuriyet çalışanlarının, ailenin başı sağ olsun. İlhan Ağabey hatıran önünde saygıyla eğiliyorum.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

IŞİD 13 Eylül 2014
Çankaya’da Sitemli Veda 23 Ağustos 2014