Çok eskiden bir yerde anlatmıştım. Maalesef sırası geldi; yeniden anlatacağım: H. G. Wells’in Körler Ülkesi başlıklı bir öyküsü vardır.
Öyküde adamın biri kar fırtınasında yolunu kaybeder, bir yardan düşer, bilmediği bir ortamda bulur kendini. Uzakta bir yerde ışıklar görür, oraya doğru yürür: Evleri penceresiz bir köye varır.
O köyde yaşayanların tümü kördür. Aralarına düşen “görür” birinin anlattıklarına inanmazlar, onu bir süre hapsederler, sonra kötü bir kimse olmadığını anlayıp serbest bırakırlar. Adam da bu köyde kalır, bir iş bulur, çalışır.
Köyde burnunun iki tarafında üstü kaşa benzer, kirpiği andırır iki çukur bulunan bir kız vardır. Adam o kıza âşık olur. Kız da onu sever.
Görür adam günün birinde “Benimle evlenir misin” diye sorar kıza. “Evet” der kız, “ancak sen bizlerden çok farklısın. Böyle anormal biriyle evlenemem. Ancak gözlerini dağlatıp kör olursan yaşamımı seninkiyle birleştiririm!”
Adam kıza âşıktır, “Peki” deyiverir.
Kız anasına, babasına müjdeyi verir ve düğün hazırlıkları başlar.
Burada durup soralım: Bir toplumda görmemeyi tercih eden, kör edilmeyi yeğleyenler varsa ve çoğunluğu elde ederlerse bütün vatandaşları kör edeceklerini ilan etmişlerse ne yaparsınız? “Seçim kazanırlarsa, yaptıklarının tümü meşru olur” mu dersiniz? Gözünüzü dağlatmak için sıraya mı girersiniz?
Peki, yaşadığınız yerde gözlerinizi değil de mesela bundan böyle aklınızı kullanmamanızı önerirlerse ne yaparsınız? Size aklınızın gerekmediği, her şeyi bilen, herkesten akıllı birinin zaten var olduğunu, onun “yap” dediğini yaparsanız, “yapma” dediğini de yapmazsanız huzura ve mutluluğa ereceğinizi söyleseler inanır mısınız?
H. G. Wells’in öyküsünün geriye kalan kısmı nasıldır?
Körler Ülkesi’nde düğün gününden bir gün önce köy meydanında masalar kurulmuş, kazanlar kaynatılmış ve damadın her iki gözünü kızgın demirle dağlayacak adam da bulunmuştur.
Öykü nasıl biter?
Körler Ülkesi’nin tek göreninin aklı son anda başına gelir, kör edilme töreni için tamtamlar çalınıp şişler kızdırılmaya başladığında doğru yolu seçer, oradan kaçar!
Bizim, H. G. Wells’in öyküsündeki âşıktan farkımız var mı?
Var: Bizim gideceğimiz yer yoktur: Hem hiçbir yere gitmeyecek, burada kalacağız, hem de aklımızı kollayacağız! Çünkü biz öyle tek başına bütün insanların düşünemediğini düşünebilecek birinin var olmadığını çok iyi biliyoruz.
Selçuk Erez
Son Köşe Yazıları
Körler ülkesinde
Yazarın Son Yazıları
Cumhuriyet gazetesinin benim için anlamı
Cumhuriyet gazetesinin benim için anlamı
Devamını Oku
13.09.2018
Ekonomi hemen düzelecek!
Ekonomi hemen düzelecek!
Devamını Oku
06.09.2018
Böcek yeriz o zaman!
Böcek yeriz o zaman!
Devamını Oku
30.08.2018
Saraydan kız kaçırma...
Saraydan kız kaçırma...
Devamını Oku
23.08.2018
Mahmut Makal’ın önemi..
Mahmut Makal’ın önemi..
Devamını Oku
16.08.2018
Dondurmacı
Dondurmacı
Devamını Oku
09.08.2018