Beton kanala Çekmece göllerinden balık ölümüyle isyan

29 Haziran 2021 Salı

Dün sabah haberlerinde istemeden yan yana gelen iki önemli haber, uzman tarafların tartışmalarına arka arkaya açılıp durdu. Pazar günü Başkan Erdoğan, Kanal İstanbul’un ilk temel atma töreni açılışına katılmış, Kılıçdaroğlu’nun iktidara geldiklerinde halka yüklenecek borçları ödemeyecekleri uyarısına karşılık, “Söke söke alırlar” yanıtını yapıştırmıştı.

İlk köprünün temel ama törenine karşı, Bakırköy’de yapılmak istenen “Oldubittiye izin vermeyiz” çıkışlı Onur Yürüyüşü, polis tarafından abluka altını alınarak izin verilmemişti. Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’a yanıtı da içinde, iktidarın polisi kullanarak protestoları yasaklaması, halkın itirazlarına karşı polis kullanılarak nefeslerinin kesilmesi, tahkim açıklamalarına ilişkin hukukçulardan gelen iktidarın sorumluluğu, sözleşmelere müdahale edilebilmesine ilişkin açıklamalar, tartışmalara katılanların cephelerine göre dağılım içinde ayrıntılarda kalmıştı. 

Gelin görün ki dün sabahın öne çıkarılmak zorunda kalınan haberlerinin içinde, ilkinin hemen arkasından, Büyükçekmece’nin tarihi Mimar Sinan Köprüsü’nün üzerinden çekilmiş çarpıcı fotoğrafı ile gölün, Marmara Denizi’ne uzanan kıyısındaki suyu, kızıla çalan kahverengi koyu kirlilik göstergesi rengine çevirince, üzerindeki ölü balıklar yanında, yosun ve başka büyük büyük kirlilik artıkları bir arada görüntüye, çok kötü bir kokunun da geldiği vurgusu ile birlikte, ayrıntılı haberin içerikleri eklemlenince..

***

“Çekmece göllerinin beton kanala balık ölümleriyle isyanı” anlamına gelen, iç içe tartışmaları gündeme taşımış oldu. Haberciler ister istemez canlı yayının sunumu içinde, daha önce Küçükçekmece’de yaşananları da benzeri kirlilik renk değişimleri, balık ölümleri de içinde, Marmara koylarından yapılmış çalışmalar, ortaya çıkmış sonuçları ile kısaca özetlediklerinde. Dahası sadece Marmara’nın değil, Karadeniz, Ege’ye taşınan yayılmaların da ötesi, nehirler, kanalizasyon atıkları üzerinden en son bilgiler eklemlenince.. Tartışmalarda yandaşlar istedikleri kadar gündem tartışmalarını dar kapsamda tutabilmekte çırpınışlarla çırpınsınlar, işin rengi, boyutları değişiveriyor..

***

Sazlıdere’deki köprü alanına doğru Onur Yürüyüşü, Kanalı İstanbul’u açma inadına karşı protestolarını yapmak isteyenleri polis korduna alıp direnenlere şiddet kullanarak susturmak, gerekenleri gözaltına alıp ders vermek, polisi kullanarak demokratik haklarını kullanmak isteyen herkesleri susturmak, demokratik hakların kullanılmasını engelleyerek nefessiz bırakmak, yıllardır yaşam gündemimizin gerçeği. 

Son yılların içinde, galiba en etkini, yüz binlere ulaşabilen boyutları ile Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan İstanbul’a yürüyüşü olmak üzere, çevrecilerin vermeyi başardıkları çok ciddi toplu direnişleri ile alınmış başarılı sonuçların örnekleri var. Kuşkusuz ölümüne tehditlerin de sonuç vermediği siyasi parti liderlerinden gelen direnişler, büyük acıların üzerinden Soma madencilerinin dramı üzerinden yıllarla yaşanmış duruşlar da durdurulamadı. Gelin görün ki hak-hukukun ayaklar altına alınması, polis gücü ile yaratılan dehşet dengesi üzerinden, hak arayışlarının önüne set çekilmesinde, giderek sınır tanımaz doğrudan insanları, demokratik örgütlenmeleri hedef alan şiddet dozunun artırılmasıyla caydırma çok güçlü, bu düzenin sürüp gidebilmesi adına hâlâ geçerli..

Yine de otoriter şiddetin artırılması ile hak aramaları engelleme adına yapılabileceklerde, giderek baş edilemeyen gerçeklerin çarpmasından kaynaklanan gelişmeler de giderek çeşitlenmekte, neredeyse doğa yasası gereği güç kazanmaktalar.. Ağaç içinden çürüdüğünde, baştan çalma çırpmanın ürünü, kötü yapılmış, yapılar kendi kendine bile çöker olunca yıkılmaları durdurulamıyor, can, mal kayıplarına neden oluyorlar. Her haksız, hukuksuz yol denmişken, yerel seçim dersleri ilk örnekti. Şimdilerde her yol geçerli yeniden seçim alma oyunları bir bir ters tepmekte. Nerede ise ne kadar haksızlık, hukuksuzluk deneniyorsa o kadarı ile geri tepen silaha dönüşüveren örnekler bir bir çoğalıyor. Beraber yürünmüş haksız, hukuksuz yollar kısaldıkça kısalıyor..

Dileğimiz, olsa olsa akılların başlara devşirilmesi ile 80 milyon için acıları, ödenecek bedelleri en aza indirgemeye dönük, güç birliğinde, devinimin hız kazanması ancak olabilir.. Marmara’yı geri dönüşü olmayacak kadar öldürmeden, zaten çok pahalıya patlayacak kurtuluşuna örneğin kavuşabilmek olamaz mı?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları