Diktatör Kaddafi’yi aratan çöküş, toplumsal kirlilik
Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

Diktatör Kaddafi’yi aratan çöküş, toplumsal kirlilik

16.09.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Libya’da sel felaketi ile artan ölüm haberlerini, çaresizliği, Libya’nın çöküşü, parçalanmasının acı sonuçlarının haberlerini izledikçe Erbakan’ın Libya’yı ziyareti üzerinden diktatör Kaddafi’ye dönük eleştirilerimiz, bir adım ileri Erbakan’ın hayranlıkla bağlılık ziyaretini abarttığımız, biraz da dünya ölçeğinde oynanmakta olan emperyal kirli oyunları hafife aldığımızı düşünür oldum.

Tanıklık etmiş bizim kuşaklar ötesinde, öncelikli Z kuşağımızın siyasal aidiyetleri ne olursa olsun, çok kolay ulaşabildikleri teknolojik olanaklardan yararlanarak o günlerde yaşananları izlemeleri, kendi mezhepleri üzerinden olmasında çok da sakınca yok, insani değerler üzerinden düşünce geliştirmelerini öneririm. Ön bilgilendirme olarak o tarihlerde Libya’nın, utanmadan söyleyebilirim Kaddafi’nin diktatörlük olduğu kuşkusuz yönetim düzeni içinde, ne kadar çok zenginleşip güçlendiğini anımsatmalıyım.

Galiba en ciddi olarak altı çizilmesi gerekli gerçeklik ise Kaddafi’nin dünya emperyal düzeninin bekçisi Amerika’ya meydan okuması üzerinden sürdürdüğü siyasetti. Elbette Erbakan’ın ziyareti üzerinden de evrensel siyaset şovunu eksiksiz yapmakta özen göstermiş, dev çadırı ile birlikte, söylemleri ile meydan okumayı sürdürmüştü. Altını çizmem gereken bir diğer gerçeklik ise bizim uluslararası çalışan, çok para kazanabilen, teknolojik olarak da çok iddialı inşaat şirketlerimizin en çok iş yapıp kazandıkları, en kalabalık uzman mühendislikler yanında işçi çalıştırdıkları bir devasa şantiye konumunda olduğuydu.

Kaçınılmaz dönem gelişmeleri bizim medyamızın ana gündeminden aylar değil, yıllarca hiç düşürülemedi. Kaddafi’nin Amerikan emperyal projeleri odaklı öldürülmesi, iç savaşın patlaması ile yaşanan travmaların belki de en çok ülkemizden izlenmek zorunluluğunun doğması da elbette. Uluslararası ajanslara da çalışan marka, savaş habercilerimizi canlı yayınlarda nefessiz, ilgiyle izlememek olanaksızdı. Sonrasında da bütün sonuçlarıyla en ağır bedelleri ödeyen ülkelerin başında yer almıştık.

***

Bizim sonraki dönemlerde en sağdan, arkası yarın gibi gelen iktidar erklerimizin, Libya üzerinden aldıkları kararlarının sonuçları ise hep ülkemiz açısından da trajik sonuçlar getirdi. En altı çizilmesi gerekli olanlarını anımsatmaya kalksam elbette köşemize sığdırılamayacak kadar hem ülkemiz hem de Libya’nın geleceği üzerinden acılı sonuçlar dizinleri olarak düşünün. Libya çok uzun süreliğine dünya gündeminde kalamadı. Yaşanan iç, sonuçları ile dış travmalar her geçen gün için biraz daha artıyor olurken başarılı emperyal medya gücü ile unutturulması yeğlenilenler listesinde başı çekenler arasındaydı... Afganistan, Pakistan, Irak, İran örnekli, bizi de hep içine alan travmalarımız gibi...

Oysa sonraki yılların akışını izlediğimizde adı geçen tüm ülkeler üzerinden olduğu üzere, gözleri iktidar hırsı ile kan bürümüş askeri, sivil iktidarlar hiç farketmez, kuşkusuz siviller süreçleri çok daha uzun yaşanıyor olmaları ile bağlantılı, ülkemize yansıyan trajik sonuçları, ödetilen bedelleri ile bile bu köşeye sığdırılamayacak kadar çok boyutlular. Liderlerinin, başı çeken güç odaklarının kirli çıkarları yanında, siyasal kazanımları yolunda siyasal İslamcı güç odaklarını kullanma pervasızlıkları katlanan olumsuz sonuçları üretmişlerdir. Ne yazık ki yaşananların olumsuz sonuçları ancak ülkemizde de ortaya çıkan, ardından yaşanan toplumsal patlamalarla izlenebilmektedir.

Yakın tarihlerde Libya’da yaşanan inanç, aşiret farklılıklarını unutun, çok küçük ölçekli parçalanmışlıklarda yaşanan olumsuzluklardan uzakta kalmış gibiydik. Şimdi belki de sadece bu nedenle olup bitenleri biraz şaşkınlıkla izliyoruz. Bu kadar çarpıcı bir betonlaşmanın görselleri içinde ölüm oranlarının şimdiden 10 binleri aşmış olmasının şaşkınlığını yaşıyoruz. Bir zamanlar verdiğimiz müteahhitlik, mühendislik hizmetlerinin karşılığında bize kaynak aktarılmış, işçilerimize ucuza da olsa iş yaratmış ülkenin, böylesine ağır bedeller ödüyor olmasını tam da algılayamıyoruz.

Yüksek ölüm oranları ile gündem olması sonrasında, kipkirli dünya medya algılaması düzeni içinde kolayca unutturulması tuzağına düşmeden ülkemizde yaşadıklarımız, ödemekte olduğumuz bedellerin de bütünlüğü üzerinden lütfen başımızın üzerindeki saksımızı biraz çalıştırmayı seçelim.

Yazarın Son Yazıları

AKP-MHP’nin çakıldıkları son karneden...

Ses verebilenleri çok sınırlı eleştiri yapabilen kanalların, yandaş kanalların aldıkları sınırsız desteklere karşın izlenebilirlik, kitleler üzerindeki güçlü etkileri önlenemiyor.

Devamını Oku
23.06.2026
Bu kumaş artık dikiş tutmaz...

Altı yaşındaki kızını evlendirdiği gerekçesiyle tutuklanan tarikatçı serbest bırakıldı.

Devamını Oku
20.06.2026
Bükülemeyen el öpülür

Başlık öncelikle 107 gündür, yaz-boz tahtası içerikli olarak sürdürülmüş uyuşmazlık tartışmalarının ardından, nasıl kesinleşeceği henüz çok kesin olmayan İran’da gündeme giren anlaşmayı içeriyor.

Devamını Oku
16.06.2026
Sabahları gözlerini operasyonlarla açarak uyanmak

Alışkanlık mı?

Devamını Oku
13.06.2026
Saray’ın ‘mutlak butlan’la CHP’yi çalkalama hesapları

Neler yapılabileceği, işin içinden nasıl çıkılabileceğine ilişkin deneyimli siyasetçilerin, hukukçuların, gazetecilerin tartışmalarını, çözüm arayışlarını, herkes gibi ben de izliyor, akılcı çözüm önerilerinden sonuçlar çıkarmaya çabalıyorum.

Devamını Oku
09.06.2026
Kirli siyaset oyunları vurgunu

Şeytana pabucunu ters giydirme oyunlarında, acımasızlık ile kalitesizlik yarışlarında sınır tanımamakla, bu saatten sonra kazanabileceklerini sanıyorlarsa sonuçta en çok kendi sonlarına doğru yürümekte olduklarını hâlâ göremiyor olabilirler mi?

Devamını Oku
06.06.2026