MezhepçiliğinOdağında...

05 Temmuz 2012 Perşembe
\n

\n

\n

\n

\n

ABDnin Irak işgali stratejisinde Saddam diktatörlüğü ile çatışmış mezhepler, ırkların desteğini arkasına almak vardı. Aslında yine ABDnin kışkırtmasında yaşanmış İran-Irak savaşı süreci, sonrasında savaşın da yaktığı ateşle Irak Kürtleri ve Şiileri çok ağır bedeller ödemişlerdi. ABD işgalinde doğal müttefikler olarak değerlendirildiler. ABDnin hesapları Kuzey Irak Kürdistanı projesinde ne ölçeklerde başarılı sonuç verdi, tuttuysa, Irak Şiileri üzerinden ters tepti sayılabilir. Iraklılar ABD işgali sürecindeki can ve mal kayıplarının çok daha ağırını, sonra kendi aralarında kaosta yaşadıkları ırk ve mezhep çatışmalarında, en çok da Sünni-Şii eksenli kanlı yeni iktidar hesaplaşmalarında yaşadılar...\n

\n

ABDnin başarılı işgal planının sonrası için, öngörülen gelişmelerin tutmaması, ABD açısından işgal ganimetlerinde eksilme, ödenen bedellerde yükseliş anlamına gelse de, işgal sonrası ortaya çıkan Irak bataklığının asıl bedelini Irak vatandaşları ödedi, ödüyorlar. ABD kayıplarını en aza dönüştürmek üzere önce askeri güçlerini sıkı koruma duvarlarının arkasına çekti, Irak iç savaşına nerede ise seyirci kaldı, sonra da denetim gücünü saklı tutacak biçimde kademeli asker çekilişini gündeme soktu. İşgalin ürettiği kanlı iç savaş, mezhepler çatışmasında yüz binlerce öldürme, yaralanmalar, birbirlerine ibadet yerlerinde saldırılar, işkencelerden söz ediyoruz. İslam tarihinde ortadan kalkmasa da soğutulmuş mezhep çatışmalarını yeniden tetikleyen, derinleştiren çatışmalar, Ortadoğu odaklı, tüm İslam dünyasını içine alan çok tehlikeli bir ateşe dönüştü...\n

\n

Irak işgali, çok kanlı iç savaşa dönüşen boyutu ile, kanlı petrolün fiyatlarının önlenemez yükselişini de getirirken, Batı cephesinde öngörülmemiş, istenmeyen bir büyük sistemin ekonomik krizinin fitilini de ateşlerken, İran-Rusya ekseninde, ağırlıklı petrol getirisi odaklı anlamlı bir ekonomik gelişme sürecini üretti. Çin-Hindistan eksenli büyüme, kimi Güney Amerika ağırlıklı gelişmekte olan ülkeler lehine işleyen toparlanmalar da dünya ekonomik-sosyal-siyasal dengelerinde anlamlı, geri dönüşü olmayan değişimi tırmandırdı. Afganistan işgali ABD açısından aynı paralelde daha da travmatik sonuçlar üretmiş, yaşam boyu ABD yandaşı iktidarlar elindeki Pakistan, siyasal İslami terör örgütlerinin yuvası olmuştu.\n

\n

***\n

\n

Fitilin yakılmasına benzer bir hızla birkaç yıl içinde yaşanan gelişmeler, Batı cephesini İslam dünyasında yeni güvenilir müttefikler, iktidarlar bulma kaygısına düşürdü. Ağırlıklı diktatörlüklerle kurulmuş dengeler, önceleri demokratikleşme, Arap Baharı olarak adlandırılmak istenen toplumsal patlamalar, sokak eylemleri ile dipten sallanınca, yine öngörülemeyen istikrarsızlığı, yeni iktidar oluşumlarına yönelik mezhep çatışmalarını üretti. ABDden pazarlanan ılımlı İslam projeleriyle, liberal demokrasi ile uyumlu, laikliğin şeriatla çatışmayacak, esnekleştirilmiş yorumlarına itiraz etmeyecek siyasi partiler patlaması beklenirken, İslam dünyası mezhepler, Sünni-Şii çatışması ekseninde de radikal siyasal İslami akımları, şeriat yorumlarını da güçlendiren bir gelişme, çatışmaların batağına düştü.\n

\n

Doğrudan destek verilen, seçim sürecinden geçirilebilen Tunus, Mısır örneklerinde bile, daha katı şeriat yönetimlerine sandıkla geçiş, Müslüman Kardeşler hareketinin ağırlığında iktidarları getirdi. Savaş, NATO müdahalesi ile devrilebilen Irak, Afganistan, Libya diktatörlükleri ise çok uzun soluklu ırk, mezhep iç savaşlarına şimdiden gebe. ABD, Batı dünyası, ellerinde kalmış belki de en diktatör, katı şeriatçı müttefiklerini de kaybetmeme uğruna, demokratikleşmeye, Arap Baharlarına destek verememe noktasındalar. Güçlenen, karşılarında duran Şii cepheleşmesinden ödleri kopmuş, Şii eksenli toplumsal patlamalardaki ağır insan hakları ihlallerini görmezlikten gelip yok sayabiliyorlar. Şii eksenli yandaş olmayan diktatörlerin devrilmesi uğruna ise tersine iç savaşa dışardan müdahalede hiçbir sınır, değer tanımıyorlar.\n

\n

Tabii sonuçta bugünün dengeleri içinde sadece radikal İslami terör örgütlerinin değil, Şii iktidarları için de Batı şeytan üçgenialgılamasının içinde yer alıyor. Neden-sonuç ilişkisi içinde Batı da evrensel değerleri rafa kaldırmış, akıl almaz bir çifte standartla, İslam dünyasının içinde Sünnilerden yana iktidarlar için ağırlık koyuyor. İşin içinden çıkılamaz iç savaş maliyetlerinin bedelini en aza indirgemeye yönelik de, İslam dünyasının kendi içinde, mezhep ya da başka eksenlerde iç savaş çatışmalarında doğrudan taraf olmamanın yollarını arıyor. İslam dünyasını, yandaş iktidarları bu kaosa, iç savaşın içine itme, olabildiğince dışında kalma çabalarında Türkiye açısından en kaygı verici boyut, stratejik ortak kimliği ile bu bataklığın, çatışmaların içine sürülmek... Elbette Türkiyenin tarihinden gelen deneyimleri, birikimi var. Irak bataklığından kurtuluşu getiren tezkere önemli göstergeydi. Sonrasında Erdoğan iktidarlarının kaygı verici yalpalamaları, zorlanmaları gündemde...

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları