Boyutsallık - III: Ailede yeniyi keşfetmek
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

Boyutsallık - III: Ailede yeniyi keşfetmek

08.01.2023 13:00
Güncellenme:
Takip Et:

Boyutsallık, özetlenmiş açıklamasıyla bilimsel farkındalık, sadece bilim insanlarının değil, günlük yaşamda herkesin pozitif bilimin bakış tarzını kullanmasını hedefler. Boyutsallık eğitimi alan bir kişi, dünyadaki fiziksel boyutları fark eder, yanı sıra olayları yorumlamada farklı boyutların olabileceğini, farklı bakış tarzları bulunabileceğini düşünür.

Olaylara, sorunlara bilimin rehberliğinde bakabilmek için şu dört basamağa ihtiyaç vardır: Betimle, bilgi topla, tahmin et, kontrol et. Her konuda, meteorolojide de bu dört basamak geçerlidir. Bir bölgede kuraklık varsa şartların betimlenmesi, bilgi toplanması, o güne kadar bu konuda elde edilmiş bilgilerden de yararlanılarak geleceğin tahmin edilmesi ve yağmur yağdırılmaya çalışılması, olayı kontrol edebilmek için, uzun vadede ağaçlandırma, kısa vadede ise artıları ve eksileri olan yağmur bombasına başvurulması söz konusu dört basamağın kullanılmasına örnektir.

Bu bilimsel yaklaşımın dışındaki yaklaşımlar, iyi niyetli ancak sonucu belirsiz, ölçülebilirliği olmayan çabalardır. Televizyonda maç izleyenlerin totem kullanmaları da bilimsellikten, Boyutsallık’tan uzak bir davranıştır.

Makro ve mikro düzeydeki olaylara farklı açılardan bakmakta yarar vardır. Örneğin dünyada bu kadar çok nükleer silah olduğu halde bir nükleer savaş çıkmamasını bazıları siyasetçilerin ve askerlerin sağduyulu yönetimlerine bağlıyor. Ancak farklı düşünen uzmanlara göre bu silah bolluğunda savaş çıkmamasının nedeni iyi yönetim değil, sadece şanstır. Şimdi ailelerdeki birtakım olaylara, Boyutsallık kapsamında farklı açılardan bakmaya çalışalım.

AİLE KUTSAL MI?

Bir bakış tarzına göre aile kutsal bir kurumdur. Olabilir ancak her şey gibi bu görüşü de sorgulayabiliriz. Bazı sosyal bilimcilere göre aileye kutsallık atfedilmesi, tarih boyunca yönetenlerin, kralların, padişahların işine gelmiştir. Erkeklerin isyan etmelerini önlemenin en etkili yolu aile kurmalarını sağlamaktır. Karısı, çocukları bulunan bir erkeğin otoriteye isyan edip dağa çıkma ihtimali çok düşüktür. Bu yüzden eskiden bazı erkekler, “Viran olası hanede evladü iyal var” derlermiş. Bu ifade, “Eğer ailem olmasaydı zulme başkaldırırdım” anlamına gelmektedir.

Aileyi kutsal sayan bakış tarzına göre ailedeki en kutsal kişi annedir; anneler evlerinde oturup savaşlarda krala hizmet edecek oğlan çocuklar yetiştirmelidirler. Kutsallık şemsiyesi altında kadını ikinci sınıf insan olmaya iten bu bakış tarzı doğru mu? Bu durumda, aileye ve kadına kutsallık atfetmek yerine, annelerin de ev dışında çalışmalarını istesek, nasıl olur? “İyi de, çocuklara kim bakacak?” diyebilirsiniz. Doğurtan ve doğuran birlikte bakacak. Sonuçta ailenin kutsal olduğu fikrini, size empoze edildiği için değil, bizzat inanıyorsanız benimsemelisiniz ve ailedeki rol dağılımında adalet gözetmelisiniz.

ÇOCUK AİLEDEKİ EN ÖNEMLİ ŞEY Mİ?

Çocuk, elbette ki önemlidir ancak ailedeki tek öncelikli şey kabul edildiğinde ailenin dengesi bozulur. Aile bir bütün olarak iyi oluş hali içinde olmalıdır. Televizyonun olmadığı yıllarda bazı anne babaların, “Bu çocuk altı yaşına gelene kadar sinemaya, tiyatroya gidemedik” dediklerini hatırlarım. Bence bu tavır aşırı fedakârlıktır, aşırı fedakârlık ettiğiniz kişiye ise derinden derine kızmaya başlarsınız.

Anne baba olmak önemlidir ancak karı koca olmak da önemlidir. Bu bakış tarzıyla herkese, özellikle çiftlere benmari (bain-marie) yaşam tarzını öneriyorum. Yemeği sıcak suyun üzerine koyduğunuzda, kaynamaz, dibini tutmaz, soğumaz. Benzeri şekilde yaşamınıza, mesleğinize, ilişkilerinize, evliliğinize ilişkin heyecanı, bir tür benmari kullanarak sıcak tutmalısınız. Bazen ailece pikniğe gidebilirsiniz, ancak bazen çiftler çocuklarını güvendikleri bir kişiye bırakarak, kısa süreli de olsa baş başa kalabilmelidirler. Birkaç saatliğine bir kır kahvesine gitmek bile, ilişkilerini tazeleyecek, sıcak tutacak bir iklim yaratabilir.

MİSAFİRE İKRAM SINIRSIZ MI OLMALI?

Misafire, özellikle ülkemiz kültüründe çok büyük değer verilir. Güzel; ancak her şeyin aşırısı sıkıntı yaratır. Eskilerde, ayda bir kez misafir gelecek diye misafir salonları ayın geri kalan günlerinde evin hanımı tarafından ev halkına yasak bölge ilan edilirdi. Bu davranış işlevsel miydi?

Bir de aşırı cömert anneler vardı. Bazen bir misafir çocuk evin çocuğuna ait oyuncağı götürmek isterdi, misafir anne ise bırakmasını söylerdi. Tam bu sırada oyuncağın sahibi olan çocuğun dehşetli bakışları altında evin annesi misafir anneye, “Götürsün, götürsün” derdi ve misafir çocuk o oyuncağı alıp giderdi. Ev sahibi annenin davranışını, en hafif ifadeyle el malıyla beylik saymak mümkündür.

Diğerkâmlık, kibarlık gibi gözüken bu anne davranışı aslında çocuğa yapılan önemli bir haksızlıktı. Bazı yetişkinler -ki bunların sayısı az değildir- sevdikleri bir oyuncak küçükken misafir çocuklara verildiği için ileri yaşlarında hâlâ üzülmektedirler. Peki ne yapılabilirdi? Ev sahibi anne, “Götürsün” dememeliydi, misafir anne ise çömelerek çocuğuna şuna benzer şeyler söylemeliydi:

“Bak canım, eğer sen bu bebeği götürürsen kardeş üzülecek. Şimdi bu bebeği götürüp yerine koy, bir daha geldiğimizde yine oynarsın.”

Misafir çocuk bebeği yerine koymak için gittiğinde geç gelebilir, muhtemelen onunla bir vedalaşma süreci yaşayacaktır, bu yüzden büyükler acele etmemelidirler. Böyle davrandığımız zaman çocuklarımıza saygı göstermiş, onları ciddiye almış oluruz. Biz onları ciddiye alırsak onlar da bizi ciddiye alırlar.

ÇOCUKLAR İNATÇI, BENCİL VE HUYSUZ MU?

Bir bakış açısına göre çocuklar zaman zaman inatçılık, bencillik, huysuzluk edebilirler. Başka bir bakış tarzıyla baktığımızda ise böyle değildirler, evdeki ve okuldaki tüm disiplin sorunları aslında bir imdat çağrısıdır. Bir çivi yazısını doğru okur gibi onların sorunlarını doğru okumalıyız.

İnatçı gibi gözüken üç yaşındaki bir çocuk aslında inatçı değildir, özerk bir varlık olduğunu kendisine ve çevresine ispatlamaya çalışmaktadır. Kaldı ki duvarla inatlaşılmaz, inatlaşmak için iki taraf gereklidir. Eğer çocuğunuz sizinle inatlaşıyorsa muhtemelen siz de onunla inatlaşıyorsunuzdur.

Birçok anne çocuğu oyuncaklarını arkadaşlarıyla paylaşmadığı için üzülür. Niçin paylaşsın? Çocuğun elindeki tek malvarlığı o bebektir. Siz arabanızı komşunuzla paylaşıyor musunuz? Üstelik belli bir dönemde oyuncaklarını arkadaşlarıyla paylaşmayan küçük çocuklar biraz büyüdüklerinde paylaşacaklardır.

Bazen de çocukların anlam veremediğimiz hırçınlıkları olur. Örneğin boşanma veya ölüm durumunda geride kalan eş feryatlar içinde yas tutarken, çocuk sakin kalır. Herkes onun olgun davrandığını zanneder. Ancak bir süre sonra geride kalan eş sakinleştiğinde çocuk hırçınlaşmaya başlar. İnsanlar buna anlam veremezler. Aslında çocuk yanındaki büyüğüne kendi dilince adeta şöyle demektedir: “Sen alevli şekilde yasını tutarken ben sakin kaldım, üzülmen için sana izin verdim. Senin yasın hafifledi, şimdi sıra bende, sen de bana izin vermelisin.” Yeterince okumasaydık, olaylara farklı bakış tarzlarıyla bakmayı beceremeseydik bu çocuğu nasıl anlardık?

Not: Yukarıdaki örnekler anne babaları üzmemeli; onların sayılabilir miktarda hataları, sayılamayacak kadar çok artıları vardır.

Yazarın Son Yazıları

Yine astroloji

Psikolojide, “İnsan bilişsel cimridir, bir konuda bir kalıp yargı edindiğinde yeni gelen bilgilerle bu yargıyı test etme zahmetine katlanmaz, yeni gelen bilgiyi ‘yanlıştır’ diyerek reddeder” deriz. Bu insan tercihi gelişmeyi, gerçeğe yaklaşmayı engeller. Astroloji sevdası da temelde birtakım kalıp yargılara dayanır.

Devamını Oku
21.12.2025
1727

Gerilemenin nedeni geleneklere bağlı kalmamak mıydı yoksa pozitif bilimi esas alıp gelişime ayak uydurmamak mı? Eski haritalara güvenip Rus donanmasının gelişini anlamayan yöneticilerden, yenilikten korkan toplumlara... Bilimsel ilerlemeden uzak kalmanın yüzyıllar boyunca telafi edilemeyen acı sonuçları oldu.

Devamını Oku
14.12.2025
Coşkun Faik Kavala

Bu yazıda sizlere Coşkun Faik Kavala’nın “Klimatoloji ve Çin Kaynaklarında Gök-Türk Çağında İklim Krizi” adlı kitabından söz edeceğim. Kitaba göre Geç antikçağ’da MS 536-547 yılları arasında küresel soğumaya yol açan küçük buz çağı yaşanmıştır. Söz konusu dönem özellikle Türk tarihinde önemli kırılmalar yaratmıştır.

Devamını Oku
07.12.2025
Gösteriş merakı

Bazıları kıyafetlerini ve oturdukları güzel sofraları sosyal medyada yayımlıyorlar. Altına da “Filanca lokantada nefis bir dolma yedik” şeklinde not düşüyorlar. Bence bu tavır görgüden uzak bir davranıştır. Gösteriş merakı yeni değil. Eskiden beyzadeler cins atlara binmekle övünürlerdi şimdi insanlar lüks arabalara binmekle övünüyorlar. Pek çok anne baba bana çocuklarının marka düşkünlüğüyle nasıl başa çıkabileceklerini soruyor. Onlara, “Siz markaya düşkünlük göstermeyin çocuğunuz da göstermez” diyorum.

Devamını Oku
30.11.2025
Ezilmişin itaati

Hayvanların birbirlerine veya sahiplerine itaat etmelerini klasik veya edimsel (operant) şartlama yoluyla açıklayabiliriz. İnsanların itaat etmelerinde ise üst düzey bilişsel faktörler önemlidir. Bu faktörlerden biri dış baskı olmaksızın kişinin kendi içinden kaynaklanan nedenlerden ötürü itaat etmesidir. Bu itaat türüne “ezilmişin itaati” adını vermek istiyorum.

Devamını Oku
23.11.2025
LÖSEV’li babalar

Toplumda genel kanı erkeklerin empatik becerilerinin kadınlara oranla daha düşük olduğu yönündedir. Ben bu görüşe tam olarak katılmıyorum. Erkeklerin de derin duygularının olduğunu ama toplumun bu duygularını ifade etmelerine izin vermediğini düşünüyorum. Bu görüşümü destekleyecek bir olaya LÖSEV’in Lösante Hastanesi’nde rastladım.

Devamını Oku
16.11.2025
Gözümüzden gönlümüze aktı

Gözümüzden gönlümüze aktı

Devamını Oku
09.11.2025
Babaların rolü

Genel kanı, çocukların fiziksel, sosyal ve psikolojik gelişimlerinde annenin daha etkin olduğu yolundadır. Bu bakış tarzının tamamen doğru olmadığı, çocukların gelişimlerinde babaların da etkili olduğu artık daha sık dillendiriliyor.

Devamını Oku
02.11.2025
Sanatın ve sporun koruyucu etkisi

Çocukların suçtan ve kötü alışkanlıklardan korunması için sanat ve spor etkinlikleri çok önemlidir. Dünyada ve ülkemizde çocukları iyiye, doğruya ve disiplin içinde yaşamaya yönlendirmek için başlatılan ve başarılı olan projeler vardır. Bu projelerin yaygınlaşması gençlerimizin gelişimi için zorunludur.

Devamını Oku
26.10.2025
Korku, ceza, onur

Korku içgüdüsel, onur bilinçlidir. Ceza davranışı bastırabilir ama yalnızca vicdan, insanı doğru yolda tutar. Davranışın arkasında bazen korku, bazen ceza vardır ama yalnız onur, insanı insan kılar. Kimi korktuğu için susar, kimi onuru için konuşur. Gerçek cesaret, cezanın değil vicdanın sesini dinlemektir.

Devamını Oku
19.10.2025
Cüzdan ve vicdan

Bazı bütünleri oluşturan iki parça birbirinden bağımsızdır, birinden diğerine geçiş olmaz ancak bu iki parça birbirini tamamlar. Buna “dikotomi” denir; iyilikle kötülük gibi. Ya iyisinizdir ya da kötü, ikisinin arası yoktur. Yaşamı dikotomik olarak görmek bilgisayar yerine abaküs kullanmaya benzer. Bilim insanları artık evreni anlamak konusunda dikotomi yerine “bağlantısallık” ilkesini kullanıyorlar. Bu ilkeye göre insan beynindeki nöronları veya evrendeki nesneleri tek tek incelemek anlamlı değildir. Onları, içlerindeki birimlerin birbirleriyle etkileşimlerinin örüntüsüne bakarak anlamaya çalışmak gereklidir.

Devamını Oku
12.10.2025
Don Kişot anne babalar ve siyasiler

Çocukların masa başı etkinlikleri, sokak oyunları, maalesef artık eskide kalmaya başladı, onların yerini dijital dünyanın oyunları aldı. Çocuklarının tabletlerin, bilgisayarların başından kalkmasını, eskisi gibi yaşamalarını isteyen anne babalara, bu yüzden “Don Kişot anne babalar” diyebiliriz.

Devamını Oku
05.10.2025
Helikopter anne babalar ve yöneticiler

Çocuğun ihtiyaçlarını gidermek kaygısıyla sürekli etrafında dolaşan ebeveynler için kullanılan bir kavramdır, “helikopter anne babalar”. Böyle yetişen bir çocuk bonzai gibidir. Gerektiği gibi yetişemez, güdük kalır ve sürekli bakıma gereksinim duyar.

Devamını Oku
28.09.2025
Kazan, kazan, kazandır

Kazan-kazan anlayışı çoğu kez adil görünse de üçüncü tarafların kaybı pahasına işlediğinde hem doğaya hem topluma zarar veriyor. Bu durumda önerim kazan-kazan yerine “kazan-kazan-kazandır” ilkesinin benimsenmesidir.

Devamını Oku
21.09.2025
Kanunlar kimin için?

Bir devletin kanunları söz konusu olduğunda bu kanunların üç temel şey için mevcut olduğunu düşünebiliriz. Birincisi, kanunlar onları yapanlar ve ülkeyi yönetenler içindir. İkinci olarak “kanunlar kanunlar” içindir görüşü vardır. Üçüncü görüş ise kanunların insanlar için olduğu inancıdır. Gelin tüm bu yaklaşımları inceleyelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Hüseyin Gürtunca

Ankara’da Cumhuriyet Lisesi’nde edebiyat öğretmenlerimizden birisi de Hüseyin Gürtunca’ydi. Kendisi, Cumhuriyet’in aydınlığından ışık almış, aydınlığıyla Cumhuriyet gençlerini aydınlatan hocalarımızdandı. Bizim derslerimize girmedi ama onun bir cümlesini unutmadım. Bugün kendisinden söz etmemin nedeni bu cümlesidir.

Devamını Oku
07.09.2025
Bilgi denizinde susuzluk

Bilgi denizinde susuzluk

Devamını Oku
24.08.2025
Dünyanın en büyük yanılgısı

Dünyanın en büyük yanılgısı

Devamını Oku
12.08.2025
Halo etkisi

Halo etkisi

Devamını Oku
10.08.2025
Zorbalık ve ahlak

İnsanlık, hem en büyük yıkımların hem de en soylu direnişlerin failidir. Asıl ayrım, içgüdülerle mi yoksa vicdanla mı hareket ettiğimizde ortaya çıkar. Çünkü gerçek sınav, karanlık zamanlarda bile ahlaktan sapmadan kalabilmektir.



Devamını Oku
27.07.2025
Zekâ mı çalışkanlık mı?

Çocuklarımızı “zekisin” diyerek övdüğümüzde onlara yapacak bir şey bırakmayız. Oysa “çalışkansın” dediğimizde hem motive eder hem yön gösteririz. Zekâya değil çalışkanlığa vurgu yapmak onları üretken, dirençli ve sorumluluk sahibi bireyler haline getirmek açısından çok daha işlevseldir.

Devamını Oku
20.07.2025
Karşımızdakini oluşturmak

Günlük yaşamda çevremizdekilere çeşitli sıfatlar yakıştırırız: “Çocuğum inatçı”, “Yeni müdür ukala”, “Komşum çıkarcı”... Peki ama bu etiketlemeler ne ölçüde gerçeği yansıtır? Yoksa onları, farkında olmadan bizim algılarımız mı bu hale getiriyor?

Devamını Oku
13.07.2025
Yapay zekâ

Sanayi Devrimi’ni kaçıranlar hâlâ toparlanamadı. Peki ya yapay zekâ devrimini kaçıranlar? Bu kez ikinci bir şans olmayabilir. Bu sefer yarışta geri kalmak sadece ekonomik değil varoluşsal bir bedel gerektirebilir. Çünkü bu yeni teknolojiyle gelişmiş ülkelerle diğerleri arasındaki uçurum daha da büyüyor.

Devamını Oku
06.07.2025
Frekansı yakalamak

Oscar Wilde, “Anladığımız insana düşmanlık besleyemeyiz” demiştir. Peki anlaşmak nasıl mümkün olur? Kimi zaman bir jest, kimi zaman bir el hareketi ile anlaşmak mümkün olabilir. İnsanlar birbirlerinin frekanslarını yakaladıkça çözülmez gibi görünen birçok sorun çabucak hallolur. Peki ya anlaşamazlarsa?

Devamını Oku
29.06.2025
Depremle ilgili espri

Kimi acılarla, yıkım getiren olaylarla ilgili şaka yapmak “ayıp” kabul edilir. Oysa kültürümüz oldukça yoğun bir espri alışkanlığına da sahiptir. Üstelik mizah yoluyla acılarla başa çıkmak aynı zamanda travma ile mücadele etme yöntemidir. Bireylerin travmalara karşı yılmazlık gösterdiğini anlamak için de konu hakkında mizah yaptıklarını gözlemlemek iyi bir yöntemdir.

Devamını Oku
22.06.2025
Ana babalık tarzları

Bir çocuğun gelişiminde ana babasının tutumu, onun kaderine yön verebilir. Çocuklarımıza nasıl yaklaştığımız onların gelecekteki birey oluşunu belirler. Övünen mi, özgür bırakan mı, yoksa yönlendiren mi oluyoruz? Kimi ana baba çocuğun karnesinden kendine pay çıkarır, kimi sınır koymaz. Oysa asıl mesele çocuğun potansiyelini fark etmek ve ona rehberlik etmektir.

Devamını Oku
15.06.2025
Kadızade: Bilimde laiklik

Bir kitap bohçasına gizlenen bileziklerle başlayan yolculuk, laik ve özerk bilim anlayışına dönüştü. 14. yüzyılın sonlarında Semerkant’a uzanan Kadızade-i Rumi’nin öyküsü, yalnızca matematikle değil özerk üniversite ideali ve bilimde laiklik anlayışıyla da bugüne sesleniyor.

Devamını Oku
08.06.2025
Halk düşmanı nasıl olunur?

Kimi zaman hatta çoğu zaman insanlara gerçeği ve onların iyiliğine görünen şeyleri söylediğinizde size tepki gösterirler. Çünkü ezberlerinden çıkmaları, kanıksadıkları geleneklerini terk etmeleri sandığınızdan daha zordur. Bireysel olarak size hak verseler bile bir araya geldiklerinde iradelerini topluluğun görüşüne teslim ederler. İşte linç kültürü bu şekilde doğar.

Devamını Oku
01.06.2025
Güven duyma ihtiyacı

Maslow’un “İhtiyaçlar Hiyerarşisi”nde barınma, beslenme, güvende olmak en temel ihtiyaçtır. Sevgi, saygı görme, kendini gerçekleştirme ihtiyacı daha sonra ortaya çıkar. Güven duyma ihtiyacı üç temel boyuttan oluşur. Birincisi yakınlarımıza güven duymadır. İkincisi genelde insanlara güven duymadır. Üçüncüsü ise insan dünyaya güven duymak ister.

Devamını Oku
25.05.2025
Büyü dükkânı, kadın ve sigara

Psikodramadaki “Büyü Dükkânı” tekniğiyle bir sanat eserinde sigara içen kadın figürü arasında kurulan metaforik bağ, özgürlük, bağımlılık ve toplumsal cinsiyet normları üzerine çarpıcı bir sorgulama başlatıyor: Gerçekten özgürleşirken neyi feda ediyoruz?

Devamını Oku
18.05.2025
Cellat mezarlığı

Cumhuriyet gazetesinin Pazar eki toplumdaki sanat ve kültür zenginliğini çarpıcı şekilde ortaya koyan, aynı zamanda doğanın nabzını tutan bir gazetecilik başarısı bence. “Cellat mezarlığı”, başlığı bu güzel ve renkli ortama uymuyor ancak bugün 4 Mayıs. 6 Mayıs, Deniz Gezmiş’in ve iki arkadaşının idam edildikleri gün. Bana Osmanlı’daki cellat mezarlığını hatırlattı.

Devamını Oku
04.05.2025
Tahta çanağa farklı bir bakış

Bir davet sahibinin konuklarına altın çanak ve kaşık vermesi kendisinin ise tahta kullanması görünürde bir tevazudur. Bu davranış ilk önce, “Ben konuklarıma değer veriyorum, onların önüne altın çanak, kaşık koyuyorum, ama ben tahta çanak, kaşık kullanıyorum” iletisini verir. Ancak farklı bir bakış tarzıyla acaba bir anlamda da güç sergileme var mı? Gelin inceleyelim...

Devamını Oku
27.04.2025
Çocuk Bayramı ve Ülkü

Çocuk Bayramı ve Ülkü

Devamını Oku
20.04.2025
Altın ve tahta çanaklar

Sadece masallardan değil tarihteki olaylardan da kıssadan hisse çıkarmak mümkündür. Bugün bir tarihsel olayı paylaşmak ve irdelemek istiyorum.

Devamını Oku
13.04.2025
Türk Dünyası Müzik Topluluğu

Sovyetler Birliği, “Türk diye tek bir millet yoktur, Asya’da birbirleriyle ilişkisi olmayan ülkeler vardır” diyerek Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Tataristan, Kırgızistan, Kazakistan, Yakutistan benzeri isimlerle ülkeler kurdu. Sovyet rejimi yıkılınca bu ülkelerin farklı birer millet değil tek bir kültür dünyasının parçaları olduğu anlaşıldı. Bunun en büyük kanıtları ise rejim yıkılınca ortaya çıkan Türk ezgilerini içeren plaklardı.

Devamını Oku
06.04.2025
Yücelciler

Geçen ay Ankara’da açılan bir park, tarihin bugünlerde unutulmuş bir gerçeğini hatırlatmak amacıyla “Yücelciler Parkı” olarak isimlendirilmişti. Gelin bu olaya bir bakalım.

Devamını Oku
30.03.2025
Müsaadenizle

Kimi anne-babalar çocuklarını, kendi özlemini duydukları hedeflere ulaşsın diye yetiştirirler. Ancak çocukları ebeveylerin geçmişten kalan yaraları için yara bandı değildir. Bazı anne-babalar ise çocuklarını bonzai gibi yetiştirir. Bonzai özel tekniklerle gelişmesi engellenmiş minyatür bir ağaçtır. Ebeveynler çocuğu kendilerine bağımlı kılarsa onun büyümesini engellemiş olurlar.

Devamını Oku
23.03.2025
Eğitim sistemimizin yarattığı sonuçlar

Çocukluğumda bazı babaların oğullarıyla şöyle övündüklerini duyardım: “Benim oğlan çok zeki, sınıfta öğretmeni bir dinler, bir daha kitabı okuması gerekmez.” Çocuk babasının böyle dediğini duyduğunda kanımca şöyle bir şablon geliştiriyordu zihninde: “Ben çok zekiyim, bir dinlediğimi bir daha unutmam, kitap okumam gerekmez. Aptalların habire kitap okuması gerekir.” Burada baba çocuğuna kötülük etmektedir, ona okumanın gereksiz bir şey olduğu mesajını vermektedir. Ayrıca böyle söyleyen baba zekâyı yalnızca ezberleme becerisi zannetmektedir. Oysa çocuğun ezber kadar yaratıcı düşünmeye, sorgulamaya, düşünme (muhakeme) becerisine, öğrenmeyi öğrenmeye de ihtiyacı vardır.

Devamını Oku
16.03.2025
Aile yeri kimin için var?

Aile yeri kimin için var?

Devamını Oku
09.03.2025
İlk yaşların önemi

Çocukların her yaşı kişisel gelişim için önemlidir. Buna göre her yaş aralığı çocuğun zihinsel gelişimine uygun etkinliklerle doldurulmalı.

Devamını Oku
02.03.2025

İlgili Haberler