Veysel Ulusoy

‘Gıda stokumuz nedir’ sorusunun yanıtı ‘stoklarımız yeterli’ değildir

29 Mart 2020 Pazar

Küçücük bir koronavirüs küresel yaşam tarzını değiştirdi. Değiştirmekle kalmadı, tarlanın toplumun gözünde önemini de artırdı. Aynı önemi acaba karar vericiler fark ettiler mi, yoksa nasıl olsa üretiyor, ithal ediyor ve toplam arzı her zaman dengede tutuyoruz yaklaşımı mı var?

Hesaplar bu kadar net değil!

Nasıl mı?

Koronavirüs bize gıdayı makarna, nohut, mercimek ve ekmek gibi temel ürünlerin hanehalkı stok yönetimi ile hemen hatırlattı. Sokağa çıkmamanın gönüllü uygulandığı bugünlerde, bu temel gıdaları biraz da olsa hemen stoklamak akla geldi. Aslında en doğal davranış şeklidir bu. Doğal olmayan ise hâlâ tarımın, hayvancılığın ve bunların üretimindeki sürekliliğin ne kadar elzem olduğunu anlayamamış olmamız. Bizim açımızdan değil, karar vericiler nezdinde tartışıyorum konuyu.

Her ülkede olduğu gibi, bizde de ürün piyasasında ekonomik dengeler üretim, dış ticaret, tüketim ile dönem başı ve dönem sonu stokuna dayalı oluşturulur ve hemen her ürün, özellikle de gıda ürünleri için bu kalemler ayrı ayrı hesaplanır... Hesaplanır ki, ortaya çıkacak herhangi bir toplumsal ve ekonomik bir risk halinde nasıl planlama yapılması gerektiği modellenir. Bu modeller ile de tüm senaryolara karşı tedbir alınır, stok yönetilir.

Yaşanan Covid-19 krizi gıdada planlamanın ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Örneğin, hemen herkes ilk resimde gıda stoklarının ne olduğunu yüksek sesle sorar hale geldi... Biz de sorduk! Verilen yanıtlar stokların sorunsuz, Türkiye’nin tarımsal ürünlerde kendi kendine yeten bir ülke olduğu üzerinde yorumlara dayalı oldu ama veriler sunulmadı. Aslında yapılması gereken sadece bir tablo ile yeterlilik oranını her ürün bazında stoklarla beraber vermekti... 

O zaman uzatmadan, Türkiye’nin özellikle temel gıda ürünleri bazında yeterlilik ve stoklarını biz verelim (2018/2019 dönemi, milyon ton, ABD tarım bakanlığı, parantez içi verileri TÜİK, ? ise verinin sunulmadığını gösteriyor):

Buğday

Üretim 18(19), ithalat 10.5(6.5), dönem başı stoku 3.854(?), ihracat 6.8(7.8), tüketim 19.7(18.8), dönem sonu stoku 5.854(stok değişimi -1.8)

Pirinç:

Üretim 0.61(0.56), ithalat 0.2(0.38), dönem başı stoku 0.087(?), ihracat 0.025(0.02), tüketim 0.8(0.8), dönem sonu stoku 0.082(stok değişimi -0.064)

Mısır:

Üretim 6.0(5.5), ithalat 3.0(3.7), dönem başı stoku 0.9(?), ihracat 0.05(0.3), tüketim 8.9(7.8), dönem sonu stoku 0.952(stok değişimi -0.15)

Arpa

Üretim 7.9(7.0), ithalat 0.7(0.52), dönem başı stoku 0.543(?), ihracat 0.5(0.03), tüketim 8.5(7.0), dönem sonu stoku 0.59(stok değişimi +0.14)

Resim çok net... Ne makarna üreticilerinin söylediği gibi Türkiye’yi makarnaya boğacak iki yıllık buğday stoku, ne toplumun yıllık ihtiyacını karşılayacak diğer hububat var. Stokumuz buğdayda toplam arzın yani ihtiyacın yüzde 17’si, pirinçte yüzde 9 ve mısırda ise yok. 

Normal zamanlarda işletmeler gibi sıfır stok talep ve arzı yönetebilir bir yaklaşım olsa da özellikle hububatta bu stok oranı oldukça sıkıntılı bir arz etmektedir. Gelişmiş ülkelerde bile hububatta yüzde 30-40’lar oranında tutulan stokların resmi, bizdeki söylemlerden çok farklı gözükmektedir. 

Mercimek, kuru fasulye ve nohut gibi kuru baklagiller stokunu tartışmadık bile. Nohut dışında çoğunda kendi kendine yeterlilik oranının yüzde yüzün altında olduğu, diğer bir anlamıyla toplam talebin üretim ile karşılanamadığı ürünlerde, stok değişimini tartışmanın bir anlamı olmadığını söylemek mümkündür. 

Tamam, yaz aylarında yeni mahsul geliyor dolayısıyla kendimize tekrar yeteceğiz yorumları yapılabilir, doğrudur; ama doğru olmayan stoklarımızın yeterli olduğu, hatta iki yıllık stokumuz var gibi sentezlerin ortada gezmesidir. 

Sadece bu mu?

Tabii ki hayır!

Koronavirüsün getirdiği kriz ile de başta Rusya olmak üzere, gıda ürünleri ihracatına şimdiden getirilen kısıtlama ve yasaklar, isteseniz bile ithalat yapamayacağımız bir dönemi yaşatacak bize... 

Son söz: Her bir kriz yenilikler getirir... Bunların en başında tarlanın ne demek olduğunu tekrar öğretmek/öğrenmek olacaktır.


Yazarın Son Yazıları

Covid-19’un faydaları 26 Nisan 2020
Büyüdük mü yoksa? 16 Şubat 2020
Mikrop ekonomisi 2 Şubat 2020
2020’de umut var mı? 22 Aralık 2019
Beş soru, beş yanıt... 10 Kasım 2019