Yahya Arıkan

Vergi yoksa bandrol de yok!

15 Ekim 2015 Perşembe

Vergi borcu nedeniyle ticaret yasaklanır mı? Elbette yasaklanamaz. Yasaklanmamalı. Ama ne yazık ki bunu da gördük. Bir sektör için doğrudan olmasa bile dolaylı olarak bu yasak getirildi.
Nasıl mı? Gelin kısaca özetleyelim. Mart 2015’te bir tebliğ yayımlandı: 8 Seri Numaralı Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerde Bandrollü Ürün İzleme Sistemi Genel Tebliği’nde (Sıra No: 1) Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ.
Bu tebliğ ile tütün mamulü ve alkollü içki üretimi yapan firmaların 5 bin TL’yi aşan ÖTV borcu olması halinde bunlara bandrol verilmeyeceği söylendi. Yapılan düzenlemeler gereğince bu firmaların bandrol olmadan satış yapmaları mümkün değil. Yani vergi borçları varsa, ticarete devam edebilmeleri mümkün değil.

Kayıt dışına teşvik!
Tebliğ 1 Eylül’de yürürlüğe girecekti. Daha sonra çıkan bir tebliğ ile düzenlemenin yürürlük tarihi 1 Ocak 2016 tarihine ertelendi.
Sektör vadeli çalışıyor. Çok yüksek tutarda ÖTV tahakkuk ediyor. İzleyen ayın 15. gününe kadar müşteriden tahsil edilmeyen bu ÖTV’nin ödenmesi gerekiyor. Yoksa bandrol alınamayacak, faaliyet sürdürülemeyecek.
Bu düzenleme, anayasa ve rekabet hukukuna aykırı. Bunun da ötesinde, sektöre kayıt dışılığı teşvik ediyor. Bunun yaratacağı sorunlar ise çok büyük olur. Borcu olan bir işletmenin borcunu ödeyebilmesi, faaliyetine devam edebilmesine bağlı.

Sıkıntılı yaptırım!
Kaçakçılığın yoğun olarak yaşandığı bu sektörü kayıt altına alabilmek için çalışma yapılması gerekirken, “borcu olana bandrol yok” şeklindeki bir anlayış, kaçak sigara ve alkollü içki satışını yaygınlaştırmanın ötesinde bir işe yaramayacaktır.
Devletin vergi alacağının takip ve tahsil yolları belli. Borç için teminat istenebilir, kanunda hüküm altına alınan cebri tahsil yöntemleri uygulanabilir. Ancak, “vergi yoksa bandrol de yok” şeklinde bir anlayış, vergi tahsil yöntemi olarak kullanılamaz. Bu anlayış, anayasa, Türk Ticaret Kanunu, rekabet hukuku ve vergi mevzuatı açısından sakatlıklar taşımakta. Bu düzenleme değiştirilmezse sektör yok olacak, kayıt dışı, yok olan sektörün yerini dolduracak, nihai olarak da ÖTV gelirleri azalacaktır. Ayrıca Türkiye’nin dört bir yanından emek, barış ve demokrasi taleplerini haykırmak için Ankara’da bir araya gelenlere yapılan bombalı saldırıda yaşamını yitiren 100’ün üzerindeki vatandaşımızın ailelerine, sevenlerine şahsım ve başkanlığını yaptığım İSMMMO adına başsağlığı dilerim. Yüzlerce vatandaşımızın da yaralandığı hain saldırıya karşı barışın sesinin daha çok yükseltilmesi için toplumumuzun sağduyulu yaklaşımına büyük ihtiyaç duyulmaktadır.

SOSYAL GÜVENLİK
Esnafa iş güvenliği kolaylığı
2012 yılında yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile yasal zemine kavuşan iş güvenliği uzman ve işyeri hekimi istihdamı, işverenlere mali yük olmakta ve uygulanmasını güç kılmaktaydı. Bu sebeple bazı işyerlerinde, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminin bulundurulması zorunlu olurken bazı durumlarda da 10 ve daha fazla çalışanı olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise diğer sağlık personeli görevlendirilir. Çalışanları arasında belirlenen niteliklere sahip personel bulunmaması halinde, bu hizmetin tamamını veya bir kısmını ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alarak yerine getirebilir.
10.09.2014’te 6552 sayılı yasa ile belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip olmayan, ancak 9 kişi ve daha az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyeri işverenleri veya işveren vekili tarafından bakanlıkça ilan edilen eğitimleri tamamlamak şartıyla işe giriş ve periyodik muayeneler ve tetkikler hariç iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütülebileceği hüküm altına alınmıştı. Söz konusu hükmün açıklaması ise 29.06.2015 tarihli İşyerlerinde, İşveren veya İşveren Vekili Tarafından Yürütülecek İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerine İlişkin Yönetmelik ile belirlenmiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Anadolu Üniversitesi, 10’dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için iş sağlığı ve güvenliği eğitimi protokolü imzalayarak bu doğrultuda bir adım attı. Eğitimler, 9 kişi ve daha az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin, işveren veya işveren vekillerine verilecektir. Bu uygulamadan toplam 1 milyon 600 bin işyerinin, yaklaşık 800 bini yararlanabilecektir. Bu eğitimi alan işveren veya vekilleri, iş sağlığı güvenliği hizmetini kendisi yerine getirebilecek ve iş güvenliğinin önündeki maliyet engeli kalkmış olacaktır. Bu kapsamda 9 kişi ve daha az çalışanı olan muhasebe ve mali müşavirlik büroları da iş güvenliğinde sağlanan bu kolaylıktan yararlanabilecektir.  


Yazarın Son Yazıları

Bu inat niye? 10 Eylül 2015