21. yüzyılda insan, hayvan ve robot...

22 Aralık 2020 Salı

Geçenlerde Deutsche Welle Türkçe Servisi’nin filozof Prof. Dr. İoanna Kuçuradi ile yaptığı bir video röportajı izledim. Ülkemizin saygın bilim insanlarından olan Kuçuradi, robot Sophia’ya Suudi Arabistan’ın vatandaşlık vermesini şöyle eleştiriyordu:

Hep şunu soruyorum, kimse cevap vermiyor toplantılarda. Benim o makineden farkım ne? Bir gün sorduğumda, ‘Hoca sen söyle’ dedi. Topu bana attı. Dedim, ‘Benim buramı açarsan kan göreceksin, kalp göreceksin. Onu açarsan tel göreceksin.’ Bu önemli bir fark değil mi? İnsanların kafaları robotlaştırılmaya çalışılıyor, ama robotlar da insanlaştırılmaya...

Bu önemli bir fark. Üstelik fazlası da var.

Yapay zekânın tartışıldığı bu dönemde insanın robottan farkı, taşıdığı kalp ve damarlarında akan kan gibi sadece fiziksel ya da somut değil. Aynı zamanda düşünme ve hissedebilme, empati kurabilme, sosyalleşebilme gibi manevi ya da soyut yetilerde de farklar var.

Yapay zekâ sayesinde robotların gelecekte nasıl bir aşama kaydedeceğini yaşadığımız sürece göreceğiz. Şimdiden yukarıda saydığım yetilerin bir kısmına sınırlı da olsa sahip hale geldiler bile.

Gelecekte robotların insanları alt edip dünyayı ele geçireceğine dair fantastik düşünceler geliştiriliyor, filmler çekiliyor, kitaplar yazılıyor. Ama benim bu yazıda üzerinde durmak istediğim nokta bu değil. Sayın Kuçuradi’nin sözlerinden hareketle, bu felsefi konuyu hayvanlara getireceğim.

***

Robotları kendi çıkarı için insanlaştırmaya çalışan insanlık, var olduğu günden bu yana da hayvanları kendi çıkarı için “mal” olarak kullanıyor, hissiz birer eşya gibi sömürüyor, katlediyor.

Fakat robotların bile vatandaşlığının söz konusu olabildiği bir dünyada, hayvanlar yasalara göre hâlâ “mal” statüsünde...

Bilim onların da insan gibi bilinç sahibi duyarlı canlı olduklarını kanıtlasa da hayvanlar hâlâ “mal” statüsünde...

Alınıp satılan, 

Yaşam hakları tanınmayan, 

Hiçbir suçları olmasa da ömür boyu kafeslere tıkılan, 

Köle gibi sömürülüp zincirlere vurulan, 

Tecavüz edilen,

Bedenlerinin her bir zerresi “malzeme” denilerek kullanılan,

Sürekli aşağılanan hayvanlar, 21. yüzyılda “mal” statüsünde...

***

Hayvan Hakları Yasası’nın yeni yılda TBMM’nin gündemine geleceği söyleniyor. Gergin bekleyiş sürerken her gün yeni bir vahşet yaşanıyor, hayvanlara yönelik şiddet katlanarak artıyor.

Son haftalarda neler oluyor?

Kedi ve köpeklerin kolları ve bacakları kesilmiş halde bulunuyor. Büyücülüğün hortladığı söyleniyor...

Sokak hayvanları topluca zehirleniyor, belediye araçlarıyla şehir dışına atılarak ölüme mahkûm ediliyor.

Geyikler, yabandomuzları, keklikler, güvercinler av tüfekleriyle vurulup cesetleri sosyal medyada sergileniyor...

Maymunlar, filler, aslanlar, kaplanlar ve daha niceleri hayvanat bahçelerinde esir ediliyor. Belediyeler bu esaretten para kazanırken, Afrika’dan getirilen hayvanlar AVM’lerdeki özel hayvanat bahçelerinde kazanç aracı haline getiriliyor.

Koyunlar, kuzular, inekler, tavşanlar, hindiler, tavuklar, civcivler mezbahalarda katlediliyor.

Balıklar ağlarda, oltalarda can çekişiyor.

Atlar, yarış pistlerinde ve atlı faytonlarda eziyet çekip ölüyor.

Eşekler ve katırlar, yüklerin altında eziliyor, tecavüze uğruyor.

Develer, zorla güreştirilip sucuk olarak satılıyor.

Yunuslar, kapatıldıkları daracık alanda döne döne deliriyor.

Kuşlar, kaplumbağalar ve tavşanlar, pet shoplardaki kafeslerde hayat boyu köleliği yaşıyor.

Bazı hayvanlar sosyal medyada sahtekârların oyuncağı haline getirilip istismar ediliyor.

Ama hepsi şiddet içeren bu saydığım zulüm ve katliamların sadece ilki yasaya göre kabahat olarak görülüyor...

***

İnsan-hayvan-robot arasındaki ilişkilere bakınca çarpıcı bir gerçek ortaya çıkıyor.

İnsan, kendi türünden farklı olanların duygularına ve acılarına duyarsızlık geliştirince empati kurma yeteneği köreldi ve bencilleşti. Belki de robot ile insan arasındaki farkın bu dönemde iyice azalmasında, robot teknolojisinin gelişmesi kadar, insanın zalimleşmesinin de etkisi vardır...

Asıl mesele, göğsünü açınca içinden kalp çıkan, kan fışkıran, acı çeken, hisseden, sevinen, korkan, strese giren, sosyalleşebilen, koşarak, yüzerek, sürünerek ve uçarak yaşamak için mücadele eden hayvanlara yakınlaşmak...

Onlara yakınlaştığınız ölçüde robottan uzaklaşıyorsunuz.


Yazarın Son Yazıları

Beklediğimiz o lider 3 Ocak 2021
Yasalar kimi koruyor? 15 Aralık 2020
Yeni nesil jurnal 8 Aralık 2020