Bandırma vapuru ne zaman kalkacak?

10 Kasım 2020 Salı

İktidar, Atatürk’ün 5 Eylül 1938 tarihli vasiyetine dayanan İş Bankası’ndaki CHP hisselerini Hazine’ye devretme çabasında... Yani Atatürk’ün vasiyeti iptal edilmek isteniyor.

Açıkça kurucu liderin maddi mirasına göz dikildi ama daha da acısı manevi mirası da darmadağın edildi. “Benim manevi mirasım ilim ve akıldır” diyen Atatürk’ün kurduğu bu ülkede nicedir bilim ayaklar altında...

Bugün Türkiye, evrim teorisini müfredattan çıkaran, TÜBİTAK’ın işlevsizleştirildiği, devlet yönetiminde bilim insanlarına değil “ulema”ya danışılan, politikalarda bilime değil inanca göre hareket edilen bir ülkedir.

Hayatın her alanı dine göre şekillendirilmeye çalışılıyor

Atatürk devrimlerinin en önemlisi olan laikliğin sadece adı kaldı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam bize göre değil, biz İslama göre hareket edeceğiz. Dinimizin hükümlerini yerleştireceğiz” diyerek laikliğe en büyük darbeyi vurdu. AKP döneminde devlet, siyaset, eğitim, hukuk ve ekonomi büyük ölçüde İslamileşti.

Atatürk’ün imzaladığı 1934 tarihli kararname iptal edilerek onun yerine Erdoğan’ın imzası konuldu ve Ayasofya 86 yıl sonra cami yapıldı.

Müftülere nikâh kıyma yetkisi verildi.

Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 12. maddesinde, “milli eğitimde laiklik esastır” yazsa da

Milli Eğitim Bakanlığı, dinci vakıflarla protokol imzalayarak asli görevlerini bir taşerona devreder gibi devretmeyi sürdürüyor.

Binlerce imam hatip okulu, 100’ü aşkın ilahiyat fakültesi var.

Devlet okullarında demokrasi, laiklik, çoğulculuk, Cumhuriyet, bilim, sanat ve felsefe karşıtı müfredatlarla eğitim yapılıyor.

Üniversiteler medreseye, okullar mescide dönüştürüldü.

Türkiye, siyasal İslamın kuşatması altında!

Tarikat ve cemaatler, devlet kadrolarını ele geçirdi, 15 Temmuz 2016’da olduğu gibi darbe yapmaya yeltendiler.

Yurttaşlık fikri yerine tebaa kültürü yaygınlaştırılıyor. Emekçinin hak temelli mücadelesi baskılanarak “sadaka kültürü” yerleştiriliyor, açım diyene çay fırlatılıyor!

2017 yılında cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi adıyla “Şahsım Devleti” kuruldu.

Atatürk’ün “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bütün programlarının ilkesi şu iki esastır: Tam bağımsızlık, kayıtsız ve şartsız milli egemenlik!” dediği TBMM etkisizleştirilip, parlamenter sistemden vazgeçildi.

“Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi terk edildi; içeride ve dışarıda her yerde, herkesle sorun başladı.

Yeni Osmanlıcılık hayalleri şahlandı, “Emevi Camisi’nde namaz kılacağız!” diye haykırıldı...

Rusya ve ABD arasında denge siyaseti uygulamaya başladığını söyleyen iktidar, ikisi arasında tenis topuna dönüştü. Sonunda izlediği dış politika siyasetleri çökünce, dünyada yalnızlaştı.

Beyaz Saray’dan gelen aşağılayıcı mektuplara bile yanıt veremez oldu.

Trump’ın baskısı ve tehditleri sonucunda, FETÖ yapılanmasına üye olduğu gerekçesiyle tutuklanan rahip salıverildi.

Çöküş Dönemi’ne çoktan girildi

Yargı iktidarın elinde oyuncak oldu...

Hukuk devleti guguk devletine dönüşürken, iktidar yandaşları dışında toplumun her kesimi mağdur edildi.

Atatürk’ün “Omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layık” dediği kadınlar, Dünya Kadınlar Günü’nde bile yerlerde sürüklenip tekmelendi.

Her gün erkek şiddetine maruz kalan kadınlar, “kadın-erkek eşitliği fıtrata aykırı” denilerek aşağılandı.

Atatürk “Eğer milletimizin büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı, biz bugün dünya üzerinde olmayacaktık” derken, patatesin bile ithal edildiği bu ülkede çiftçiler bile sırtından vuruldu.

Türkiye, 1920’lerde çok ağır bir savaştan çıkmış, emperyalistleri kovmuş, yoksul ama bağımsızlığını kazandığı için geleceğe aklın ve bilimin ışığında umutla bakan bir ülkeyken...

Bugün her açıdan dışa bağımlı hale gelmiş, emperyalistlerle işbirliği yapan, hâlâ yoksul ve siyasal İslamın zifiri karanlığında umudu solan bir ülkedir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün ruhu bu ülkede yaşıyor diyebilmek için onun mirasına sahip çıkmak için bu manzarayı tersine çevirmeliyiz...

Ve bu “Çöküş Dönemi”nde, bağımsız ve demokratik bir laik Cumhuriyet için sormalıyız:

BANDIRMA VAPURU NE ZAMAN KALKACAK?


Yazarın Son Yazıları

Beklediğimiz o lider 3 Ocak 2021
Yasalar kimi koruyor? 15 Aralık 2020
Yeni nesil jurnal 8 Aralık 2020
Sanal sirkler 6 Aralık 2020