Bu kadar dönüşe mide dayanmaz

08 Eylül 2021 Çarşamba

Türkiye’de “liberaller” diye anılan grup, hep yaptığı gibi, değişen siyasi ortama göre pozisyon almaya çalışıyor. 

Bir bakıyorlar siyasal İslamcılar iktidara gelmiş; hep birlikte dini öne çıkaran makaleler yazıp ekranlarda cemaatleri sivil toplum örgütü olarak göstermek için cansiparane bir çabanın içine giriyorlar.

Bir bakıyorlar “muhafazakâr” diyerek destekledikleri AKP’nin “ılımlı” değil, katıksız siyasal İslamcı olduğu ayan beyan ortaya çıkmış; hep birlikte çark edip Atatürk ve cumhuriyet vurgulu makaleler yazıyorlar.

Önde gelen “liberaller”, bugünlerde yine laiklik ve Atatürk konulu yazılar yazmaya, röportaj vermeye başladı. 

Örneğin AKP’nin “Akil İnsanlar” grubundan Murat Belge’nin T24’te “30 Ağustos ve Atatürk” başlıklı bir yazısı yayımlandı. Makalesinde, “Atatürk’e karşı tavır alan cephenin herhangi bir rasyonel diyaloğa çok daha uzak olduğunu gözlemliyorum” diyerek böyle bir kavgada Atatürkçü denilen kesime daha yakın olduğunu belirtti.

Demek ki…

Hopa’da HES karşıtı gösteri sırasında polisin sıktığı biber gazı yüzünden yaşamını yitiren emekli öğretmen Metin Lokumcu için “Çevresi Ergenekoncuydu” diyen, onun ölümünü “birilerinin AKP’ye oy kaybettirmesine çalışmasına” bağlayan Belge bir kere daha dönmüş.

Belge’nin yazısından sonra aynı gün yine T24’te Hasan Cemal’den ses geldi:

“Erdoğan’ın 2023’ten, Atatürk’ten, Cumhuriyet’ten intikam almasına izin vermeyeceğiz! Çünkü Cumhuriyet’i demokrasi ile taçlandıracağız, bir demokrasi ittifakı ile Erdoğan’a hadi güle güle diyeceğiz.” 

Demek ki…

2012’de Milliyet’te “Herkesi kendisine benzetmeye çalışan, köylülere zorla Batı müziği dinleten, balo yaparak, dans ederek Batılı olunacağına ve Türkiye’yi Batılı hayat tarzının kurtaracağına samimiyetle inanan Mustafa Kemal’in dindar versiyonu çıkıyor karşımıza…” diyerek Atatürk ile Erdoğan’ı karşılaştıran Hasan Cemal, yine sağa sola yalpalamış.

AKP hakkında uyaranları yıllarca “Niyet okumak otoriterliktir” diyerek suçlayan Nuray MertMedyascope’daki yeni söyleşisinde, “Atatürkçülük, Türkiye’nin en başarılı sivil toplum hareketi oldu” dedi.

Demek ki…

2017 tarihli bir yazısında yeni tarih yaklaşımında Atatürk’ün yer almasından duyduğu rahatsızlığı “Bu yaklaşımın düşünce babalarının neredeyse düpedüz ‘İngiliz ajanı bir dönme’ olarak resmettiği Mustafa Kemal’e zoraki yer açmaya çalışıyor” diyerek anlatan Nuray Mert, yine rüzgâra kapılmış.

Yeri gelmişken not düşeyim; Mert’in “Evrim teorisinin bilim yerine konmasına karşıyım” dediği bu yazı, o dönemde adını Mustafa Kemal Atatürk’ün koyduğu Cumhuriyet gazetesinde yayımlanması, çok çirkin bir saldırı ve unutulmayacak bir skandaldı.

ABD VE AB UYUMLU KESKİN VİRAJLAR

Liberallerin yaptığı bu dönüşlere hayret edenler olabilir ama ben “İkinci Cumhuriyetçiliğin Temelleri - İkinci Grup’tan Yetmez Ama Evetçi Liberallere 90 Yıllık İhanet Mirası” adlı kitabımda bu grubun dönüşlerini de irdelediğim için şaşırmadım.

Şaşırmadım ancak laiklik, aydınlanma ve cumhuriyet kazanımlarının yaşamsal önemini anlatanlara yıllarca “faşist, statükocu, komplocu, endişeli modern, darbeci” diye saldıranların kandırılmadıkları, gerçekte kandıkları ortaya konsun istiyorum.

“Eski solcu” kontenjanından FETÖ’nün Abant toplantıları’nın müdavimi olanlar, Cemaat kumpaslarının operasyonel medya aracı Taraf’ta yazanlar, yıllarca siyasal İslama destek vererek bugünleri hazırlayanlar, özeleştiri bile yapmadan keskin virajlar alıyor.

Elbette bu dönüşlerde ortak bir nokta var: Daima ABD ve AB ile uyumlu. 

ABD ve AB, laiklik karşıtı odak olduğu Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edilen bir partinin desteklenmesini işaret ediyorsa, anında uyum gösteriyorlar. Çünkü politik manevralarını etnik köken ve mezhepler üzerinden yapılan kimlik siyasetine endeksleyen küreselciler, İkinci Cumhuriyetçiler fırıl fırıl dönmeye mahkûmdur. Onlarla ilgili sorun da budur: Bugün yanınızda gibi görünseler de bir anda karşınızda bulmanız an meselesidir. 

Atatürk önderliğinde emperyalizme karşı verilen bağımsızlık mücadelesinden sonra bu topraklarda aydınlanma meşalesini yakan laik Cumhuriyetten yana olanların ise zemini sağlamdır, onların başı dönmez, rotası şaşmaz; onlar asla siyasal İslamın “Akil İnsan”ı olup konu mankeni olarak kullanılmayı kabul etmez. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları