Kapitalist yıkıcılığın neoliberal sözcüleri

24 Aralık 2021 Cuma

Hülya Avşar’ın “Gerekirse simit yenecek, bugünleri de kolay atlatacağız” demesi, çok tepki çekti.

Sokakta gazetecilere verdiği beyanatın videosunu tekrar izledim. Tepki gösterenler haklıdır. “Simit yiyeceğiz” dememiş; halkı kastederek, adeta emir verircesine “Gerekirse simit yenecek” demiş.

“Ay biz bu saatten sonra simit mi yiyeceğiz” derken yoksulluk çeken vatandaşları taklit etmek için sesini inceltip birtakım el hareketleri de yapmış. Bu açıklamadan sonra da lüks bir et restoranına gitmiş. Nasılsa krizde simit yemek zorunda kalmayacak kadar zengin kendisi...

Avşar’ı savunmak için imdadına iki isim yetişti. Biri şarkıcı Deniz Seki’ydi. “Hülya Avşar’a laf söyleyenin elini, ayağını ısırırım. Gerçekten ısırırım ve ısırığım da çok kuvvetlidir” diyerek tehdit savurdu.

Diğeri Ertuğrul Özkök’tü. TV100’de şöyle savundu Avşar’ı:

“Benim bugün kendi hayatımda artık vazgeçtiğim bir sürü şey var. Bundan 20 yıl önce yurtdışına gidiyorduk. 1 Euro neredeyse 1 liraydı. Yolda çıkıp yürürken her 500 metrede bir espresso içiyordum. 3 Euro, 4 Euro içiyordum, 4 liraydı. Şimdi orada bir espresso içmeye kalksam 5 Euro çarp 15 ile, 75 TL, hayatın gitti. Hükümeti eleştirebilirsin, yanlış politikalar vs. Ama ‘simit yiyeceğiz gerekirse’ lafında bu kadar Hülya’yı yerden yere vuracak bir şey görmüyorum.”

Bu açıklama, Avşar’a gösterilenden daha büyük bir tepkiyi hak ediyor. Programda karşısındaki Cengiz Semercioğlu, “17 yaşındaki çocuk açlığını bastırmak için ‘Daha fazla su içiyorum’ diyor” şeklinde yanıt verince, savunmayı sürdürüp iyice batmış Özkök:

“Sen popülist bir şeydesin, ben senin gibi bakmıyorum olaya. ‘Simit ye’ lafı benim için o kadar ciddi bir laf değil. Neyse ciddi meselelere girmeye başladık, sıkılmaya başladım. Ben Hülya’yı seviyorum.”

*** 

Seki’nin sözleri üzerinde bile durulamayacak kadar acınası olduğundan onu bir kenara bırakıyorum. Avşar ve Özkök ise gücün, iktidarın ve paranın izinde olan, bu sayede yükselerek tanınan insanlar. Bu benim görüşüm olmaktan öte, kendilerinin kanıtladığı, hatta itiraf ettiği bir durum.

Mesela Özkök, 17 Nisan 2018’de Hürriyet’teki köşesinde, “Gazetecilik kariyerimi 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal yanlısı bir siyaset yazarı olarak yaptım. Eleştiri hakkım olduğu sürece iktidara yakın gazeteci olmayı hep sevdim” diye yazdı. 

Bunun üzerine söylenecek bir söz yok zaten. 20 yıldır da AKP’ye yakın bir gazeteci ve katıksız bir seçkinci. Öylesine halktan uzaklaşmış ki insanlar aç, o pasta derdinde...

Recep Tayyip Erdoğan’ı gerçekten çok seviyorum çünkü kendisini tanıma fırsatı buldum” diyen Avşar’ı elbette Özkök savunacak. Bunda da şaşırtıcı bir şey yok.

***

Madem Özkök halkın açlıkla sınanmasından söz etmeyi popülistlik olarak görüyor, Avşar “Gerekirse simit yenecek” diyor, Seki de ısırmakla tehdit ediyor, öyleyse hepsine aynı popüler kültür sloganıyla yanıt verilebilir: Eat the Rich! (Zenginleri Yiyin!) 

Artık bir ikon haline gelen bu slogan, Özkök’ün çok sevdiği Özal’ın ideolojik çizgisindeki neoliberal politikaların ezdiği toplumsal kesimlerin sınıf mücadelesini simgeler. Ne var ki ben etik veganım; kanibalizmin metaforundan dahi hazzetmem. 

Çünkü meta fetişizmi hiçbir zaman çözüm olamaz; aksine bu karşıtı olduğumuz düşüncenin yöntemidir. Temel sorun, var olan her şeyi, bedenleri ve ruhları, insanı ve onun emeğini metalaştıran kapitalist yıkıcılıktır. 

Sınıf mücadelesi, yoksulun açlığa direnişi ile kendisinin içtiği espresso sayısı arasında kıyaslama yapan sefil düşünceyi sonunda yenecektir. Antitürcü mücadele de insan dışı hayvanların yaşama hakkının karşısına kendi zevk ve alışkanlıklarını koyan insan zalimliğini yenecektir.

Gün gelecek bu sömürü düzeninin sözcüleri tarihin çöplüğünde yerini alacaktır. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları