Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Bu rejim kalıcıdır!

12 Temmuz 2018 Perşembe

Bu kalıcılık, içinde bulunulan durumun bileşenlerinin arasındaki ilişkilere, bu ilişkilerdeki göreli yeğinlik skalasına bağlıdır. Durumun bileşenlerinin andaki hali değişmediği sürece (ekonomik çöküş, bir “Siyah Kuğu” olayı olasılıkları bir yana) bu rejim kalıcıdır.
Durumun temel bileşenleri çok ve karmaşıktır. Ben, durumun bileşenleri arasındaki göreli yeğinlik skalasında önemli olduğunu düşündüğüm iki bileşene değinmekle yetineceğim. Birincisi iktidarın yapısına diğeri de devletin biçimine ilişkindir.

Liberalizmin iflası
Liberal düşüncenin temel analiz birimi bireydir. Bireyin arzusu, bireyler arası rekabet, bireyin hatası ve başarısı toplumsal olayları belirler (tabii toplum diye bir soyutlama düzeyi olduğu da kesin değildir). Dahası bu bireyler rasyonel tercihler yaparlar, örneğin siyasi tercihleri, ekonomik çıkarları doğrultusunda şekillenir. Liberalizm, tarihsel hareketleri, siyasi iktidarları kolaylıkla tek bir kişinin iradesine indirgeyebilir.
Bir düşüncenin (teorinin) değeri, gelişmeleri önceden görebilme becerisine indekslidir. Liberal düşünce, Türkiye’de 2000’li yıllardan bu yana yaşanan siyasi gelişmeleri öngörebilme becerisini, gelişmelerin hiçbir aşamasında gösterememiştir. Liberalizm pratikte iflas etmiştir.
Bu iflasının ayırdında olmadan, şimdi seçimlerden sonra, “yeni rejimi”, tüm toplumsal, yapısal özelliklerini bir kenara koyarak, bir kişinin iradesi üzerinden, (örneğin “Erdoğanizm” olarak) tanımlamaya çalışmakta, ya da bu rejimin “normalleşebileceğini” düşünebilmektedir.
Halbuki, o kişiyi, görünüşte “her şeyi belirler” konuma getiren dinamiklerin (ekonomik, kültürel ve tarihsel), onu orada tutan, iradesinin maddi sonuçlar yaratmasına olanak veren toplumsal güçlerin özellikleri anlaşılamadan, o kişinin adıyla tanımlanan iktidarın gerçeği, anlaşılamaz. Anlaşılamayan şey değiştirilemez.

Solun kafa karışıklığı
Kimi sol kesimlerin kafaları, liberalizmin, “bireyler rasyonel tercihler yaparlar, örneğin siyasi tercihlerini ekonomik çıkarları belirler” düşüncesiyle, Marx’ın “Maddi yaşamın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel yaşam sürecini koşullandırır. İnsanların varlığını belirleyen şey, bilinçleri değildir; tam tersine, onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır.” (abç) düşüncesi arasında, karışabiliyor. Bireyler sınıfsal konumlarına, toplumsal olan ekonomik olana indirgenebiliyor.
Birincisinde, bireyin iç dünyası (aşkın olana ilişkin inançları- din- burada önemli bir yer tutar), oradaki değerler sistemi, bu değerlere ilişkin adalet, “özgürlük” anlayışı, bunlardan kaynaklanan sadakatler ihmal edilmenin ötesinde siyasi analiz sürecinin dışında tutuluyor. İkincisinde, “toplumsal varlığın” kültürel bir varlık olduğu, bir simgesel evrene tekabül ettiği, “yaşam sürecinin” aynı zamanda kültürel bir süreç olduğu unutulabiliyor.

İktidarın yapısı, devletin biçimi
Liberalizmin teorik iflası, solun kafa karışıklığı (ve hâlâ tarih sahnesinde eski elbiselerle dolaşma ısrarı) iktidarın yapısını, devletin biçimini anlamayı çok zorlaştırıyor. Bugün Türkiye’de, siyasal İslamı, bunun liderliğinin, toplumsal tabanını oluşturan bireylerin, sınıfsal (üretim araçları karşındaki durumu-bilginin de bir üretim aracı olduğunu unutmadan) konumlarının yanı sıra, durumun içinde, en az onun kadar önemli, iç dünyalarını ve sadakatlerini anlamadan, iktidarın yapısını (ekonomik ve kültürel güç odakları arasındaki “network’ü”) anlamak olanaklı değildir.
Devletin biçimi de, devleti oluşturan kurumların arasındaki network, bu network içindeki hiyerarşi, bu network’ü bir bütün olarak bir arada tutan, dışardan bir bütün olarak algılanarak yüce nesne konumuna yükseltilmesine olanak veren kültür ve ideoloji, işlemesine olanak veren mali-teknolojik ve personel girdileri düşünülmeden tanımlanamaz.
Kısacası liberalizmin iflası, solun kafa karışıklığı aşılamadan, durumun bileşenlerinin (CHP ve sol olarak bilinen her şey bu durumun içindedir) şu andaki halini değiştirebilecek etkinlikler düşünülemez. Düşünülemediği sürece bu rejim kalıcıdır.

Tümü Ergin Yıldızoğlu - Son yazıları

‘Sarı Yelekler’ ve üçüncü ‘şey’ 13 Aralık 2018 Per
Tehlikenin farkında mısınız? 10 Aralık 2018 Pzt
En büyük tehlike 6 Aralık 2018 Per